sebepleFromvakittimeişte buthatyazdıkWe ordainedüzerineonoğullarına(the) Childrenİsrail(of) Israelşüphesizthat hekimwhoöldürürsekillsbir canıa soulolmaksızınother thanbir cana karşılık(for) a soulya daorbozgunculuğa karşı(for) spreading corruptionyeryüzündeinyeryüzüthe earthsanki gibidirthen (it) is as iföldürmüşhe has killedinsanlarımankindbütünallve kim deand whoeveronu yaşatırsasaves itgibi olurthen (it) is as ifyaşatmışhe has savedinsanlarımankindbütünallve andolsunAnd surelyonlara getirdilercame to themelçilerimizOur Messengersaçık delillerwith clear Signsamayetmuhakkakindeedçoğumanyonlardanof themsonra daafterbundanthatyeryüzündeinyeryüzüthe earthisraf etmektedirler(are) surely those who commit excesses
🇹🇷 5:32 Bunun içindir ki, İsrâiloğulları'na: "Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur" hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirler.
şüphesizOnlycezası(the) recompensekimselerin(for) those whosavaşanların;wage warAllah(against) Allahve elçisiyleand His Messengerve çalışanlarınand striveyeryüzündeinyeryüzüthe earthbozgunculuk yapmağaspreading corruptionöldürülmeleri(is) thatöldürülmelerithey be killedveyaorasılmalarıthey be crucifiedyadaorkesilmesibe cut offellerinintheir handsve ayaklarınınand their feetçaprazofkarşı karşıyaopposite sidesveyaorsürülmeleridirthey be exiledbulundukları yerdenfromyerthe landbuThatonlar için(is) for thembir rezilliktirdisgracedünyadaindünyathe worldonlara vardırand for themÂhirette iseinahiretthe Hereafterbir azab(is) a punishmentbüyükgreat
🇹🇷 5:33 Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır.
hariçExceptkimselerthose whotevbe eden(ler)repentöncefromöncebeforeele geçirmenizdenthatüstün gelirsinizyou overpoweronları[over] thembilin kithen knowmuhakkakthatAllahAllahbağışlayandır(is) Oft-ForgivingesirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 5:34 Ancak kendilerini yakalamanızdan önce tevbe edenler başka. Bilin ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
EyO youkimselerwhoinanan(lar)believekorkunFearAllah'tanAllahve arayınand seekO'natowards Himyolthe meansve cihadedinand strive hardO'nun yolundainO'nun yoluHis wayumulur kiso that you maykurtuluşa erersinizsucceed
🇹🇷 5:35 Ey inananlar, Allah'tan korkun, O'na yaklaşmaya yol arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.
şüphesizIndeedkimselerthose whoinkar eden(ler)disbelieveeğerifşüphesizthatkendilerinin olsafor themolanların(is) whatyeryüzünde(is) inyeryüzüthe earthhepsiallve onun bir katı dahaand the like of itonunla beraberwith itfidye verselerto ransom themselvesonuwith itazabına karşılıkfromazap(the) punishmentgününün(of the) Daykıyamet(of) the Resurrectionkabul edilmeznotkabul edilirwill be acceptedkendilerindenfrom themve onlar için vardırand for thembir azab(is) a punishmentacıklıpainful
🇹🇷 5:36 Bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarı daha inkâr edenlerin olsa, bunlar kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabul edilmez. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Mahmoud Khalil Al-Husary