kulak verirlerListenersyalanato [the] falsehoodyerlerdevourersharamof the forbiddeneğerSo ifsana gelirlersethey come to youhüküm verthen judgearalarındabetween themyadaoryüz çevirturn awayonlardanfrom themeğerAnd ifyüz çevirirsenyou turn awayonlardanfrom themaslathen neversana zarar veremezlerwill they harm youhiçbir(in) anythingve eğerAnd ifhüküm verirsenyou judgehüküm verthen judgearalarındabetween themadaletlewith [the] justiceşüphesizIndeedAllahAllahseverlovesadalet yapanlarıthe ones who are just
🇹🇷 5:42 Onlar, yalana çok kulak verirler ve çok haram yerler. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Eğer aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları sever.
ve nasılBut how canseni hakem yapıyorlarthey appoint you a judgeyanlarında dururkenwhile they (have) with themTevratthe Tauratiçinde bulunanin ithükmü(is the) CommandAllah'ın(of) AllahsonraThendönüyorlarthey turn awaysonra dafromsonraafterondanthatdeğillerdirand notonlarthoseinanıyor(are) the believers
🇹🇷 5:43 İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında dururken seni nasıl hakem yapıyorlar da ondan sonra da dönüveriyorlar? Onlar inanıcı değillerdir.
gerçektenIndeedbiz indirdikWe revealedTevrat'ıthe Tauratonda vardırin ityol gösterme(was) Guidanceve nurand lighthüküm verirlerdijudgedonunlaby itpeygamberlerthe Prophetsöyle kithose whoİslam olmuşhad submitted (to Allah)kimselerefor those whoyahudi(lere)were Jewsve Rabbanilereand the Rabbisve alimlereand the scholarsdolayıwith whatkorumakla görevlendirildiklerindenthey were entrustedKitabınıofKitap(the) BookAllah'ın(of) Allahidilerand they wereonun üzerineto itşahitlerwitnesseskorkmayınSo (do) notkorkarlarfearinsanlardanthe peoplebenden korkunbut fear Meve satmayınand (do) notsatarlarsellbenim ayetlerimiMy Versesbir paraya(for) a priceazıcıklittleve kimAnd whoeverhükmetmezse(does) nothükmederjudgeileby whatindirdiğihas revealedAllah'ınAllahiştethen thoseonlar[they]kafirlerdir(are) the disbelievers
🇹🇷 5:44 İçinde hidayet ve nûr bulunan Tevrat'ı, elbette biz indirdik. Müslüman olan peygamberler, yahudiler hakkında hükmederler, kendilerini Tanrıya adamış zâhitler, âlimler de, Allah'ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden (onunla hüküm verirler) ve onun Allah'ın kitabı olduğuna şahitlik ederlerdi. İnsanlardan korkmayın, benden korkun, âyetlerimi az bir paraya satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.
ve yazdıkAnd We ordainedonlarafor themondain itmukakkakthat canathe lifecanfor the lifeve gözeand the eyegözfor the eyeve burunaand the noseburunfor the noseve kulağaand the earkulakfor the earve dişeand the toothdişfor the toothve yaralaraand (for) woundskısas(is) retributionkimBut whoeverbağışlarsagives charitybunuwith itothen it iskeffaret oluran expiationkendisi içinfor himve kimAnd whoeverhükmetmezse(does) nothükmederjudgeileby whatindirdiğihas revealedAllah'ınAllahiştethen thoseonlar[they]zalimlerdir(are) the wrongdoers
🇹🇷 5:45 Biz Tevrat'ta onlara, cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılıklı kısas (ödeşme) yazdık. Bununla beraber kim kısas hakkını bağışlarsa, bu kendi günahlarına keffaret olur. Ve kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Mahmoud Khalil Al-Husary