ve eğerAnd ifonu yapsaydıkWe had made himmelekan Angelyine yapardıkcertainly We (would) have made himbir adam (şeklinde)a manve yine düşürürdükand certainly We (would) have obscuredonlarıto themdüştükleri kuşkuyawhatkarartıyorlarthey are obscuring
🇹🇷 6:9 Eğer Peygamberi, biz bir melek yapsaydık, yine de onu bir adam şeklinde yapardık ve onları yine düştükleri kuşkuya düşürürdük.
ve muhakkakAnd indeedalay edilmiştiwere mockedpeygamberlerleMessengerssenden önce defromsenden öncebefore youfakat kuşatıverdibut surroundedkimselerithose whoalay edenleriscoffedonlarlaof themşeywhatonunlathey used to[ona][at it]alay ettiklerimock
🇹🇷 6:10 Senden önce de peygamberlerle alay edilmişti. Fakat onlardan alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıverdi.
de kiSaydolaşınTravelyeryüzündeinyeryüzüthe earthsonraandgörünseenasılhowolmuşwassonu(the) endyalanlayanların(of) the rejecters
🇹🇷 6:11 De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş, görün!".
de kiSaykimindir?To whom (belongs)olanlarwhatgöklerde(is) ingöklerthe heavensve yerdeand the earthde kiSayAllah'ındırTo AllahO yazmıştırHe has decreedüstüneuponkendiHimselfrahmet etmeyithe Mercysizi elbette toplayacaktırSurely He will assemble yougünündeongün(the) Daykıyamet(of) the Resurrectionşüphe olmayan(there is) noşüphedoubtvarlığındaabout itama kimselerThose whoziyana sokan(lar)have lostkendilerinithemselvesonlarthen theyinanmazlar(do) notiman ederlerbelieve
🇹🇷 6:12 De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" "Allah'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi nefsine yazmıştır. Sizi, varlığında asla şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Ama kendilerini zarara sokanlar inanmazlar.
O'nundurAnd for Himher şey(is) whateverbarınandwellsgecedeingecethe nightve gündüzdeand the daye Oand Heişitendir(is) All-HearingbilendirAll-Knowing
🇹🇷 6:13 Gecede, gündüzde barınan her şey O'nundur. O, işitendir, bilendir.
de kiSaybaşkasını mı?Is it other thanAllah'tanAllahedineyimI (should) takedost(as) a protectoryoktan var edenCreatorgökleri(of) the heavensve yeriand the earthve kendisiwhile (it is) HebesleyenWho feedsfakat beslenmeyenand notdoyurulurHe is fedde kiSaybanaIndeed Iemrerdildi[I] am commandedolmamthatolayımI beilki(the) firstolanlarınwhoİslamsubmits (to Allah)ve sakınand notolmabeortak koşanlardanofmüşriklerthe polytheists
🇹🇷 6:14 De ki: "Gökleri ve yeri yoktan var eden, besleyen, fakat kendisi beslenmeyen Allah'tan başka dost mu tutayım?" "Ben İslâm olanların ilki olmakla emrolundum" de ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olma.
de kiSayşüphesiz benIndeed, Ikorkarım[I] feareğerifisyan edersemI disobeyedRabbimemy Lordazabındanpunishmentbir günün(of) a DaybüyükMighty
🇹🇷 6:15 De ki: "Eğer Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım".
kimWhoeverçevrilip savılırsais avertedondan (azabdan)from ito günthat Daygerçektenthen surely(Allah) ona acımıştırHe had Mercy on himişte budurAnd thatbaşarı(is) the successapaçık(the) clear
🇹🇷 6:16 O gün kimden azab giderilirse, kuşkusuz Allah ona rahmet etmiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.
ve eğerAnd ifsana dokundursatouches youAllahAllahbir zararwith afflictionyokturthen noaçacakremoveronuof itbaşkaexceptkendisindenHimve eğerAnd ifsana dokundursaHe touches youbir hayırwith goodkuşkusuz Othen Heher(is) onhereveryşeyithingyapabilendirAll-Powerful
🇹🇷 6:17 Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine kendisinden başka açacak yoktur. Ve eğer sana bir hayır dokundursa, kuşkusuz O, herşeyi yapabilendir.
ve OAnd Hetam hakimdir(is) the SubjugatorüstündeoverkullarınınHis slavesve OAnd Heherşeyi yerli yerince yapan(is) the All-Wisehaber alandırthe All-Aware
🇹🇷 6:18 O, kullarının üstünde tam hâkimdir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, herşeyden haberdardır.
Mahmoud Khalil Al-Husary