dedi(Allah) saidnedir?Whatseni alıkoyanprevented yousecde etmektenthat notsecde edersinizyou prostratezamanwhensana emrettiğimI commanded youdedi(Shaitaan) saidbenI amhayırlıyımbetterondanthan himbeni yarattınYou created meateştenfromateşfireonu ise yarattınand You created himçamurdanfromçamurclay
🇹🇷 7:12 (Allah) buyurdu: "Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın."
dedi(Allah) saidöyle ise inThen go downoradanfrom itdeğildirfor not(haddin)it isseninfor youbüyüklük taslamakthatbüyüklük taslamayınyou be arrogantoradain itçıkSo get outçünkü senindeed, youaşağılıklardansın(are) ofalçaltılmışlarthe disgraced ones
🇹🇷 7:13 (Allah) buyurdu: "Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın."
dedi(Shaitaan) saidbana süre verGive me respitekadartillgüne(the) Daytekrar dirileceklerithey are raised up
🇹🇷 7:14 (İblis) dedi: (Bari) bana (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver."
dedi ki(Allah) saidhaydi senIndeed, yousüre verilmişlerdensin(are) ofkendilerine süre verilenlerthe ones given respite
🇹🇷 7:15 (Allah) buyurdu: "Haydi sen süre verilmişlerdensin."
dedi ki(Shaitaan) saidkarşılıkBecausebeni azdırmanaYou have sent me astrayben de oturacağımsurely I will sitonlar(ı saptırmak) içinfor themsenin yolunun üstüne(on) Your pathdoğruthe straight
🇹🇷 7:16 "Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım."
sonraThenonlara sokulacağımsurely, I will come to themönlerindenfromöncebeforeonlarıthemceand fromarkalarındanbehind themveand fromsağlarındantheir rightveand fromsollarındantheir leftveand notbulmayacaksınYou (will) findçoklarınımost of themşükredenlerdengrateful
🇹🇷 7:17 "Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın."
buyurdu(Allah) saidhaydi çıkGet outoradanof ityerilmiş olarakdisgracedve kovulmuş olarakand expelledandolsun kimCertainly, whoeversana uyarsafollows youonlardanamong themdolduracağımsurely, I will fillcehennemiHellsizinwith youhepinizleall
🇹🇷 7:18 (Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki, onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım."
ve ey AdemAnd O AdamdurunDwellsenyouve eşinand your wifecennette(in) the Gardenyeyinand you both eatyerdenfromher neredewhereverdilediğinizyou both wishfakatbut (do) notyaklaşmayınapproach [both of you]şuthisağaca[the] treeyoksa olursunuzlest you both bezalimlerdenamongzalimlerthe wrongdoers
🇹🇷 7:19 (Sonra Allah, Âdem'e hitab etti): "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
derken fısıldadıThen whisperedonlarato both of themşeytanthe Shaitaangöstermek içinto make apparentkendilerineto both of themolanwhatgizlenmişwas concealedonlarınfrom both of themçirkin yerlerindenofayıplarıtheir shamedediAnd he saidsizi men'etti(Did) notikinize yasakladıforbid you bothRabbinizyour Lord(-tan)fromşuthisağaç(tan)[the] treesırfexceptdiyethatolursunuzyou two becomeikiniz de birer melekAngelsya daorolursunuz (diye)you two becomeebedi kalıcılardanofölümsüzlerthe immortals
🇹🇷 7:20 Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti." dedi.
ve onlara yemin ettiAnd he swore (to) both of themelbette benIndeed, I amsizeto both of youdiyeamongöğüt verenlerdenimthe sincere advisors
🇹🇷 7:21 Ve onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti.
onları aşağı sarkıttıSo he made both of them fallaldatarakby deceptionne zaman kiThen whentadıncathey both tastedağac(ın meyvasın)ıthe treegöründübecame apparentkendilerineto both of themçirkin yerleritheir shameve başladılarand they beganüst üste yamayıp örtmeğe(to) fastenüzerlerineover themselvesyapraklarındanfromyapraklar(the) leavescennet(of) the Gardenve onlara seslendiAnd called them bothRableritheir Lordben sizi men'etmedim mi?Did notikinize yasakladımI forbid you bothbufrombuthisağaçtan[the] treeve demedim mi?and [I] saysizeto both of youşüphesizthatşeytan[the] Shaitaansizin içinto both of youdüşmandır(is) an enemyapaçıkopen
🇹🇷 7:22 Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevkilerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?"
Mahmoud Khalil Al-Husary