ve andolsunAnd certainlyyarattıkWe have createdcehennem içinfor Hellbirçokmanycinofcinlerthe jinnve insanand menvardırFor themkalbleri(are) heartsfakat anlamazlar(but) notanlarlarthey understandonlarlawith themvardırand for themgözleri(are) eyesfakat görmezler(but) notgörürlerthey seeonlarlawith themve vardırand for themkulakları(are) earsfakat işitmezler(but) notişitirlerthey hearonlarlawith themişte onlarThosehayvanlar gibidir(are) like cattlehattanayonlartheydaha da sapıktır(are) more astrayişteThose onlardırtheygafiller(are) the heedless
🇹🇷 7:179 Andolsun ki, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır, fakat onunla gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, fakat onlarla görmezler. Kulakları vardır, fakat onlarla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da aşağıdırlar. Bunlar da gafillerin ta kendileridir.
ve Allah'ındırAnd for Allahisimler(are) the names en güzelthe most beautifulo halde O'na du'a edinso invoke Himonlarlaby themve bırakınAnd leavekimselerithose whoeğriliğe sapan(ları)deviatehakkındaconcerningO'nun isimleriHis namesonlar cezasını çekeceklerdirThey will be recompensedşeylerinfor whatolduklarıthey used toyapıyor(lar)do
🇹🇷 7:180 Oysa en güzel isimler Allah'ındır. Bundan dolayı Allah'a onlarla dua edin. Onun isimlerinde sapıklık eden mülhidleri (inkârcıları) terkedin. Onlar yakında yaptıklarının cezasını çekecekler.
vardırAnd of (those) whomyarattıklarımız içindeWe have createdbir ümmet(is) a nationdoğruya götürenwho guideshak ilewith the truthve onunlaand therebyadalet yapanthey establish justice
🇹🇷 7:181 Yine bizim yarattığımız insanlardan öyle bir ümmet var ki, onlar hakka yol gösterirler ve o hak ile adaleti yerine getirirler.
kimseleriBut those whoyalanlayanlarıdeniedayetlerimiziOur Signsyavaş yavaş helake yaklaştıracağızWe will gradually lead themyerdenfromneredewherehiçnotbilmeyeceklerithey know
🇹🇷 7:182 Âyetlerimizi inkâr edenlere gelince, biz onları, bilemiyecekleri yönlerden derece derece düşüşe yuvarlayacağız.
ve mühlet veriyorumAnd I will give respiteonlarato themşüphesizIndeedbenim tuzağımMy plansağlamdır(is) firm
🇹🇷 7:183 Ayrıca ben onlara mühlet de veririm. Fakat benim tuzak kurup helâk edişim pek çetindir.
düşünmediler mi kiDo notdüşünürlerthey reflectyokturNotarkadaşlarındain their companionhiçbir[of]delilik(is) any madnessoNotoheancak(is) butbir uyarıcıdıra warnerapaçıkclear
🇹🇷 7:184 Onlar arkadaşlarında herhangi bir cinnet bulunmadığını hiç düşünmediler mi? O, açık bir uyarıcıdan başka biri değildir.
bakmadılar mı?Do notbakarlarthey lookmelekutunainmülk(the) dominiongöklerin(of) the heavensve yerinand the earthveand whatyarattığıhas (been) createdAllah'ın(by) Allahşeylereofher şey(every)thingveand thatbelkideperhapsolabileceğine[that]vardırhasmuhakkakverilyyaklaşmışcome near ecellerinintheir termpeki hangiSo in whatsözestatementbundan sonraafter thisinanacaklarwill they believe
🇹🇷 7:185 Allah'ın göklerdeki ve yerdeki mülkiyet ve tasarrufuna, Allah'ın yaratmış olduğu herhangi bir şeye ve ecellerinin gerçekten yaklaşmış olması ihtimaline hiç bakmadılar mı? Artık bu Kur'ân'dan sonra başka hangi söze inanacaklar.
kimiWhoeversaptırırsa(is) let go astrayAllah(by) Allahartık olmazthen (there is) noyol gösterenguideonun içinfor himve bırakır onlarıAnd He leaves themiçindeinazgınlıklarıtheir transgressionbocalayıp dururlarwandering blindly
🇹🇷 7:186 Allah kimi saptırırsa onu yola getirecek bir kimse yoktur. O, onları kendi hâllerine bırakır ve kendi azgınlıkları içinde yuvarlanıp giderler.
sana soruyorlarThey ask yousa'at(in)denaboutkıyamet saatithe Hourne zaman (diye)when will begelip çatmasıits appointed timede kiSayancakOnlyonun bilgisiits knowledgeyanındadır(is) withRabbiminmy LordOnu açığa çıkaramazno (one)onu açığa çıkarabilircan reveal [it]tam zamanındaits timebaşkasıexceptO'ndanHimO ağır gelmiştirIt lays heavilygöklere deingöklerthe heavensyere deand the earthO size gelmezNotsize gelir miwill it come to youancakbutansızınsuddenlysana soruyorlarThey ask yousanki senas if youbiliyormuşsun(were) well informedonuabout itde kiSaymuhakkakOnlyonun bilgisiits knowledgeyanındadır(is) withAllah'ınAllahfakatbutçoğumostinsanların(of) the peoplebilmezler(do) notbilirlerknow
🇹🇷 7:187 Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Mahmoud Khalil Al-Husary