☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
savaşa çıkınGo forth(gerek) hafif olaraklight(gerek) ağır olarakor heavyve cihad edinand strivemallarınızlawith your wealthve canlarınızlaand your livesyolundainyol(the) wayAllah(of) AllahbuThatdaha hayırlıdır(is) bettersizin içinfor youeğerifisenizyoubiliyorknow
🇹🇷 9:41 Ey müminler! İster hafif techizatla, ister ağırlıklı olarak seferber olun ve mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz böylesi sizin için daha hayırlıdır.
eğerIfolsaydıit had beenbir menfaata gainyakınnearve bir yolculukand a journeyortaeasyelbette sana tabi olurlardısurely they (would) have followed youfakatbutuzak geldiwas longkendilerinefor themaşılacak mesafethe distancebir de yemin edeceklerAnd they will swearAllah'aby Allaheğer (diye)Ifgücümüz yetseydiwe were ableçıkardıkcertainly we (would) have come forthsizinle beraberwith youmahvediyorlarThey destroykendilerinitheir own selvesve Allahand Allahbiliyor;knowsonların(that) indeed, theyyalancı olduklarını(are) surely liars
🇹🇷 9:42 Eğer o sefer, yakın bir ganimet ve kolay bir sefer olsaydı mutlaka peşine düşer gelirlerdi. Fakat o meşakkatli yolculuk kendilerine uzun bir sefer geldi. Bununla beraber, "Bizim de gücümüz yetseydi, sizinle beraber elbette sefere çıkardık." diyerek Allah'a yemin edecekler, nefislerini helake sürükleyecekler. Allah biliyor ki, onlar iyice yalancıdırlar.
affetsin(May) Allah forgiveAllah(May) Allah forgiveseniyouniçinWhy (did)izin verdinyou grant leaveonlarato themkadaruntiliyice belli olana(became) evidentsanato youkimselerthose whodoğru söyleyen(ler)were truthfulve öğreninceyeand you knewyalan söyleyenlerthe liars
🇹🇷 9:43 Allah seni affetsin. Doğru söyleyenler kimler, gerçekten yalancılar kimlerdir, bunların iyice belli olmasını beklemeden niçin onlara izin verdin?
senden izin istemezler(Would) not ask your permissionsenden izin istemezler(Would) not ask your permissionkimselerthose whoinanan(lar)believeAllah'ain Allahve gününeand the Dayahiretthe Lastcihadetmek içinthatçabalarlarthey strivemallariylewith their wealthve canlariyleand their livesve AllahAnd Allahbilir(is) All-Knowerkorunanlarıof the righteous
🇹🇷 9:44 Allah'a ve ahiret gününe inananlar, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi görev bildiklerinden (zaten geri kalmak için) senden izin istemezler. Allah o muttakilerin kimler olduğunu bilir.
ancakOnlysenden izin isterlerask your leavekimselerthose whoinanmayan(do) notiman ederlerbelieveAllah'ain Allahve gününeand the Dayahiretthe Lastve kuşkuya düşenand (are in) doubtskalbleritheir heartskendileriso theyiçindeinşüpheleritheir doubtsbocalayıp duranlarthey waver
🇹🇷 9:45 Senden izin isteyenler, olsa olsa Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlar olabilir. Onların kalbleri hep işkillidir. Bundan dolayı şüphe içinde bocalayıp dururlar.
ve eğerAnd ifisteselerdithey had wishedçıkmak(to) go forthyaparladısurely they (would) have preparedonun içinfor itbir hazırlık(some) preparationfakatButhoşlanmadıAllah dislikedAllahAllah dislikeddavranışlarındantheir being sentve onları durdurduso He made them lag behindve denildiand it was saidoturunSitberaberwithoturanlarlathose who sit
🇹🇷 9:46 Eğer sizinle beraber cihada çıkmak isteselerdi, elbette onunla ilgili olarak bir takım hazırlıklar yaparlardı. Fakat Allah davranmalarını istemedi de onları yoldan alıkoydu ve (kendilerine): "oturun oturanlarla beraber" denildi.
eğerIfçıkmış olsalardıthey (had) gone forthsizin içinizdewith yousize bir katkıları olmazdınotsize katarlardıthey (would) have increased youbaşkaexceptbozgunculuktan(in) confusionve hemen sokulurlardıand would have been activearanızain your midstsizi düşürmek içinseeking (for) youfitneyedissensionve içinizde de vardıAnd among you (are some)kulak verenlerwho would have listenedonlarato themAllahAnd Allahbilir(is) All-Knowerzalimleriof the wrongdoers
🇹🇷 9:47 Eğer içinizde sizinle beraber cihada çıkmış olsalardı, bozgunculuk etmekten başka şeye yaramayacaklardı ve aranıza fitne sokmak için uğraşacaklardı. İçinizde onların laflarına kanacaklar da vardı. Allah, o zalimleri iyi bilir.