☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ هودمَكِّيَّة ۝ ١٢٣ آيَة
ve eğerAnd ifdileseydiyour Lord (had) willedRabbinyour Lord (had) willedyapardısurely He (could) have madeinsanlarıthe mankindümmetone communitybir tekone communityama halabut notdurmazlarthey will ceaseihtilaf etmektento differ
🇹🇷 11:118 Eğer Rabbin dileseydi elbette bütün insanları tek bir ümmet yapardı. Halbuki yine de ihtilaf edip duracaklardı.
hariçExceptkimseler(on) whomrahmet ettiğiyour Lord has bestowed MercyRabbininyour Lord has bestowed Mercyzaten bunun içinand for thatonları yarattıHe created themve yerine gelmiştirAnd will be fulfilledsözü(the) Word of your LordRabbinin(the) Word of your Lordandolsun dolduracağımSurely I will fillcehennemiHellcinlerdenwithcinlerthe Jinnve insanlar(dan)and the mentamamenall together
🇹🇷 11:119 Ancak Rabbinin rahmetle yarlığadığı kimseler başka. Onun içindir ki, onları yarattı. Ve Rabbinin "Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamen dolduracağım" sözü böylece tamam oldu.
her şeyiAnd eachanlatıyoruzWe relatesanato youhaberlerindenofhaber(the) newsPeygamberlerin(of) the Messengersolan(for) thatsağlamlaştıracakWe may make firmonunlawith itkalbiniyour heartve sana gelmiştirAnd has come to youbundainbuthisbir hakthe truthve bir öğütand an admonitionve bir uyarıand a remindermü'minler içinfor the believers
🇹🇷 11:120 Peygamberlere ait haberlerden kalbini yatıştıracak olanlardan her türlüsünü sana kıssa olarak anlatıyoruz. Bunda da sana bir hakikat, müminlere de bir öğüt ve ibret gelmiştir.
ve de kiAnd saykimselereto those whoiman etmeyen(lere)(do) notiman ederlerbelieveyapınWorkimkanınızın elverdiğini(according) toyerinizyour positionbiz deindeed, weyapmaktayız(are also) working
🇹🇷 11:121 İmana gelmeyen o kâfirlere de ki: "Elinizden geleni geri koymayın! Biz de yapacağımızı yapacağız."
ve bekleyinAnd waitbiz deindeed, webeklemekteyiz(are) ones who wait
🇹🇷 11:122 Siz bekleyin görün, biz de bekleyip göreceğiz.
ve Allah'a aittirAnd for Allahgaybı(is the) unseengöklerin(of) the heavensve yerinand the earthve O'naand to Himdöndürülürwill be returnedişlerthe matterbütünall (of) it(öyleyse) O'na kulluk etso worship Himve dayanand put your trustO'naupon Himve değildirAnd your Lord is notRabbinAnd your Lord is nothabersizunawareyaptıklarınızdanof whatyaparsınızyou do
🇹🇷 11:123 Göklerin ve yerin gaybını bilmek yalnızca Allah'a mahsustur. Her iş O'na döndürülür. Sen yalnızca O'na ibadet et ve yalnızca O'na dayan. Rabbin yaptıklarınızın hiçbirinden gafil değildir.
سُورَةُ يوسفمَكِّيَّة ۝ ١١١ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Elif Lâm RâAlif Laam RabunlarTheseayetleridir(are the) VersesKitabın(of) the Bookapaçık[the] clear
🇹🇷 12:1 Elif, Lâm, Râ. İşte bunlar sana o açık seçik kitabın âyetleridir.
elbette bizIndeed, Weonu indirdikWe have sent it downbir Kur'an olarak(as) a Quran in Arabicarapça(as) a Quran in Arabicdiyeso that you mayanlayasınızunderstand
🇹🇷 12:2 Muhakkak ki, biz onu anlayasınız diye Arapça bir kitap olarak indirdik.
bizWeanlatıyoruzrelatesanato youen güzelinithe bestkıssalarınof the narrationsvahyetmeklein whatindirdikWe have revealedsanato youbu(of) thisKur'an'ıthe Quranve oysaalthoughsen idinyou wereondan öncebefore itondan öncebefore itkimselerdensurely amongbilmeyenthe unaware
🇹🇷 12:3 Sana bu Kur'ân'ı vahyetmekle biz, sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Gerçek şu ki, daha önce senin bundan hiç haberin yoktu.
haniWhendemiştisaidYusufYusufbabasınato his fatherey babacığımO my fatherbenIndeed, I(rü'yada) gördümI saw(on) birelevenon (bir)elevenyıldızstarsve güneşiand the sunve ayıand the moongördüm ki onlarI saw thembanato mesecde ediyorlardıprostrating
🇹🇷 12:4 Hani bir vakitler Yusuf, babasına demişti ki: "Babacığım, ben rüyada onbir yıldızla güneşi ve ayı bana secde ederken gördüm."