ve murad almak istediAnd sought to seduce himkadınshe whoo (Yusuf)he (was)onun evinde ikenineviher houseonun nefsindenfromnefsihis selfve kilitlediAnd she closedkapılarıthe doorsve dediand she saidhaydi gelseneCome onsenyoudediHe saidsığınırımI seek refuge in AllahAllah'aI seek refuge in AllahşüphesizIndeed, heefendim(is) my lorden güzel şekilde(who has) made goodbana baktımy stayşüphesizIndeediflah olmaznotkurtuluşa ererwill succeedzalimlerthe wrongdoers
🇹🇷 12:23 Derken, evinde bulunduğu hanım, onun nefsinden murad alıp yararlanmak istedi. Kapıları kilitledi ve "Haydi beri gel!" dedi. Yusuf: "Allah'a sığınırım! Muhakkak ki, o (kocan), benim efendim, bana çok güzel baktı. Doğrusu zalimler hiç iflah olmazlar" dedi.
andolsunAnd certainlykadın arzu etmiştishe did desireonuhimo da arzu etmiştiand he would have desiredonuhereğerif notgörmeseydithatgördühe sawdoğruyu gösteren delilinithe proofRabbinin(of) his LordböyleceThusçevirmek istedikthat We might avertondanfrom himkötülüğüthe evilve fuhşuand the immoralityçünkü oIndeed, hekullarımızdandır(was) ofkullarımızOur slavesihlasa erdirilmişthe sincere
🇹🇷 12:24 O hanım, ona gerçekten niyeti bozmuştu. Eğer Rabbinin burhanını görmese idi. Yusuf da ona özenip gitmişti. Aslında ondan fuhşu ve fenalığı uzak tutalım diye böyle olmuştu. Çünkü o bizim ihlasa erdirilmiş kullarımızdan biriydi.
ve koşuştularAnd they both racedkapıya doğru(to) the doorve kadın yırttıand she toregömleğinihis shirtarkasındanfromsırtthe backve rastladılarand they both foundkadının kocasınaher husbandyanındaatkapınınthe door(kadın) dedi kiShe saidnedir?Whatcezası(is) the recompensekimsenin(of one) whoisteyenintendedsenin ailenefor your wifekötülükevilbaşkaexcepthapsolunmaktanthatzindana atılmasıhe be imprisonedveyaorbir azaptana punishmentacıklıpainful
🇹🇷 12:25 İkisi de kapıya koştular. Hanım, onun gömleğini arkadan yırttı. Ve kapının yanında hanımın efendisiyle karşı karşıya geldiler. Hanım hemen dedi ki: "Senin eşine fenalık yapmak isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya acı bir azaba uğratılmaktan başka ne olabilir?"
(Yusuf) dedi kiHe saidOShemurad almak istedisought to seduce mebendenaboutkendimmyselfve şahidlik ettiAnd testifiedbir şahida witnesskadının ailesindenofailesiher familyeğerIfise[is]gömleğihis shirtyırtılmış(is) tornöndenfromönthe frontkadın doğrudurthen she has spoken the trutho iseand heyalancılardandır(is) ofyalancılarthe liars
🇹🇷 12:26 Yusuf: "kendisi benden yararlanmak istedi" dedi. Hanımın akrabasından biri de şöyle şahitlik etti: "Eğer gömleği önden yırtılmış ise hanım doğru söylemiştir, o zaman bu, yalancılardandır."
ve şayetBut ifise[is]onun gömleğihis shirtyırtılmış(is) tornarkadanfromsırt(the) backkadın yalancıdırthen she has liedo iseand hedoğrulardandır(is) ofdoğru söyleyenlerthe truthful
🇹🇷 12:27 "Yok eğer gömleği arkadan yırtılmış ise hanım yalan söylemiştir, o zaman bu doğru söyleyenlerdendir."
ne zaman kiSo whengördülerhe sawgömleğininhis shirtyırtıldığınıtornarkadanfromsırt(the) back(kadına) dedi kihe saidşüphesiz buIndeed, itsizin hilenizdir(is) oftuzağınızyour plotgerçektenIndeedsizin hilenizyour plotbüyüktür(is) great
🇹🇷 12:28 Ne zaman ki, gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu gördü, o zaman dedi ki: "Bu iş, siz kadınların tuzağındandır. Gerçekten de sizin tuzağınız çok büyüktür".
YusufYusufsen vazgeçturn awaybundanfrombuthis(kadın) sen de bağışlanmasını dileAnd ask forgivenessgünahınınfor your sinçünkü senIndeed, youoldunaregünahkarlardanofgünahkârthe sinful
🇹🇷 12:29 "Yusuf! Sakın sen bundan bahsetme! Kadın! Sen de günahından dolayı istiğfar et. Sen gerçekten günahkarlardan oldun".
ve dediler kiAnd saidbirtakım kadınlarwomenşehirdeinşehirthe citykarısıThe wife ofVezir'inAzizmurad almak istemiş(is) seeking to seduceuşağınınher slave boynefsindenaboutkendisihimselfmuhakakindeedonun bağrını yakmışhe has impassioned hersevda(with) loveelbette bizIndeed, weonu görüyoruz[we] surely see heriçindeinbir sapıklıkan erroraçıkclear
🇹🇷 12:30 Şehirde bazı kadınlar da "Azizin karısı, delikanlısından murad almaya kalkmış, sevgi yüreğini yakıp kavuruyormuş, görüyoruz ki, kadın çıldırmış besbelli..." dediler.
Mahmoud Khalil Al-Husary