verirGivingmeyvesiniits fruitherallzamantimeizniyleby the permissionRabbininof its Lordbenzetmeler yaparAnd Allah sets forthAllahAnd Allah sets forthmisallerlethe examplesinsanlarafor mankindumulur kiso that they mayöğüt alırlar (diye)remember
🇹🇷 14:25 (O ağaç) Rabbinin izniyle her zaman meyve verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara böyle misaller verir.
ve durumu daAnd (the) examplesözün(of) a wordkötüevilbir ağaca benzer(is) like a treekötüevilgövdesi koparılmışuprootedüstündenfromyüzeythe surfaceyerin(of) the eartholmayannotonunfor ithiç(is) anykararı (kökü)stability
🇹🇷 14:26 Kötü sözün durumu da, yerden koparılmış, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer.
tesbit ederAllah keeps firmAllahAllah keeps firmkimselerithose whoinanan(ları)believesöz ilewith the firm wordsağlamwith the firm wordhayatındainhayatthe lifedünya(of) the worldveand inahirettethe Hereafterve şaşırtırAnd Allah lets go astrayAllahAnd Allah lets go astrayzalimlerithe wrongdoersve yaparAnd Allah doesAllahAnd Allah doesnewhatdiliyorsaHe wills
🇹🇷 14:27 Allah, iman edenleri, dünya hayatında da, ahirette de sağlam bir söz üzerinde tutar; zalimleri de saptırır ve Allah, dilediğini yapar.
görmedin mi?Have notgördün müyou seenkimseleri[to]onlar kithose whoçeviren(leri)(have) changedni'metini(the) FavorAllah'ın(of) Allahnankörlüğe(for) disbeliefve konduranlarıand they ledkavimlerinitheir peopleyurduna(to the) househelak(of) destruction
🇹🇷 14:28 Allah'ın nimetlerine nankörlükle karşılık veren ve sonunda milletlerini helak yurduna konduranları görmedin mi?
cehennemdirHellyaslanacakları(in) it they will burnve ne kötüand a wretchedbir duraktır oplace to settle
🇹🇷 14:29 Onlar, cehenneme girecekler. O ne kötü karargâhtır.
ve koştularAnd they set upAllah'ato Allaheşlerequalssaptırmak içinso that they misleadO'nun yolundanfromO'nun yoluHis Pathde kiSayeğleninEnjoyşüphesizbut indeedgideceğiniz yeryour destinationateştir(is) toateşthe Fire
🇹🇷 14:30 Allah'ın yolundan saptırmak için Allah'a eşler koştular. De ki: "Şimdilik eğleniniz! Çünkü varacağınız yer ateştir. "
söyleSaykullarımato My slavesinananthose whoiman ederlerbelievekılsınlar(to) establishnamazıthe prayersve infak etsinlerand (to) spendverdiğimiz rızıktanfrom whatonları rızıklandırdıkWe have provided themgizlisecretlyve açıkand publiclyöncebeforeöncebeforegelmeden[that]gelircomesbir güna Dayki yokturnotbir alışverişany tradeondain itne yokturand notbir dostlukany friendship
🇹🇷 14:31 (Ey Muhammed!) İman eden kullarıma söyle: "Namazı dosdoğru kılsınlar, alışveriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli (Allah için) harcasınlar."
AllahAllahO'dur ki(is) the One Whoyarattıcreatedgöklerithe heavensve yeriand the earthve indirdiand sent downgöktenfromgökthe skysuwaterve çıkardıthen brought forthonunlafrom it(çeşitli)ofmeyvalarthe fruitsrızık olarak(as) a provisionsizefor youve emrinize verdiand subjectedsizinfor yougemilerithe shipsakıp gitmesi içinso that they may saildenizdeindenizthe seabuyruğuylaby His commandve emrinize verdiand subjectedsizinfor youırmaklarıthe rivers
🇹🇷 14:32 Allah öyle bir Allah'tır ki; gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli meyveler çıkardı; emri gereğince denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi, ırmakları da emrinize verdi.
ve emrinize verdiAnd He subjectedsizinfor yougüneşithe sunve ay'ıand the moondüzenli seyredenboth constantly pursuing their coursesve emrinize verdiand subjectedsizinfor yougeceyithe nightve gündüzüand the day
🇹🇷 14:33 Sürekli olarak yörüngelerinde hareket eden ay ve güneşi, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verdi.
Mahmoud Khalil Al-Husary