☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ne zaman kiWhengirmdilerthey enteredonun yanınaupon himve dedilerand saidSelamPeacededi kiHe saidelbette bizIndeed, wesizden(are) of youkorkuyoruzafraid
🇹🇷 15:52 Hani melekler, İbrahim'in yanına girdikleri zaman, "selam" demişler, İbrahim de onlara: "Biz sizden korkuyoruz" demişti.
dedilerThey saidkorkma(Do) notkorkmayınbe afraidbizindeed, wesana müjdeleriz[we] bring glad tidings to youbir çocukof a boybilginlearned
🇹🇷 15:53 Melekler: "Korkma! Gerçekten biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz" dediler.
dedi kiHe saidbeni mi müjdelediniz?Do you give me glad tidings(rağmen)Do you give me glad tidingsbana dokunasınaalthoughbana dokunduhas overtaken meihtiyarlıkold agene tuhafThen about whatmüjdeliyorsunuzyou give glad tidings
🇹🇷 15:54 İbrahim dedi ki: "Bana ihtiyarlık gelmişken, beni mi müjdeliyorsunuz, neye dayanarak beni müjdeliyorsunuz?"
dedilerThey saidsana müjdeledikWe give you glad tidingsgerçeğiin truthaslaso (do) notolmabeumut kesenlerdenofümit kesenlerthe despairing
🇹🇷 15:55 Melekler: "Seni gerçekle müjdeliyoruz. Sakın Allah'ın rahmetinden ümidini kesenlerden olma!" dediler.
dediHe saidkimAnd whoumut keserdespairsrahmetindenofrahmet(the) MercyRabbinin(of) his Lordbaşkaexceptsapıklardanthose who are astray
🇹🇷 15:56 İbrahim dedi ki: "Rabbimin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?"
dediHe saidnedir?Then whatişiniz(is) your businessEyO messengerselçilerO messengers
🇹🇷 15:57 "Ey elçiler! Başka ne işiniz var?" dedi.
dedilerThey saidşüphesiz bizIndeed, wegönderildik[we] have been sentbir kavmetobir kavima people suç işleyencriminals
🇹🇷 15:58 Melekler şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavmi cezalandırmak için gönderildik.
yalnız hariçExceptailesithe familyLutof Lutelbette bizindeed, weonları kurtaracağızsurely will save themhepsiniall
🇹🇷 15:59 Ancak Lût ailesi müstesnâdır. Biz, onların hepsini muhakkak kurtaracağız.
ancak hariçExceptkarısıhis wifeolmasını uygun gördükWe have decreedonunthat shegeri kalanlardan(is) surely ofgeride kalanlarthose who remain behind
🇹🇷 15:60 Yalnız Lût'un karısı müstesnâ, çünkü onun helak edilenlerle birlikte yok edilmesini takdir ettik.
ne zaman kiAnd whengeldiklerindecameailesine(to the) familyLut(of) LutElçilerthe messengers
🇹🇷 15:61 Melek olan elçiler, Lût kavmine gelince,
dediHe saidşüphesiz sizIndeed, youkimselersiniz(are) a peoplehiç tanınmamışunknown
🇹🇷 15:62 Lût dedi ki: "Doğrusu siz ürkülecek bir kavimsiniz."
dediler kiThey saiddoğrusuNaybiz sana getirdikwe have come to youolduklarınıwith whatidilerthey werehakkındain itşüphe etmektedisputing
🇹🇷 15:63 Elçiler dediler ki: "Bilakis biz sana onların şüphe ettiği azabı getirdik."
ve sana getirdikAnd we have come to yougerçeğiwith the truthve biz elbetteand indeed, wedoğru söyleyenlerizsurely (are) truthful
🇹🇷 15:64 "Sana gerçeği getirdik; biz elbette doğru söylüyoruz."
hemen yürütSo travelaileniwith your familybir parçasındain a portiongeceninofgecethe nightve gitand followarkalarındantheir backsardına dönüp bakmasınand notarkasına bakmasınlet look backiçinizdenamong youhiç kimseanyoneve gidinand go onyerewhereemredildiğinizyou are ordered
🇹🇷 15:65 "Gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar, sen de arkalarından yürü ve sizden kimse ardına bakmasın; istenen yere gidin."
ve bildirdikAnd We conveyedonato himşu[that]buyruğuthe mattermutlakathatarkaları(the) rootşunların(of) thesekesilecektirwould be cut offsabaha girerlerken(by) early morning
🇹🇷 15:66 Biz, Lût'a şu kesin emri vahyettik: "Bu kâfirler sabaha çıkarken muhakkak kökleri kesilmiş olacaktır."
ve geldilerAnd camehalkı(the) peopleşehrin(of) the citysevinerekrejoicing
🇹🇷 15:67 Şehir halkı, insan şeklindeki güzel yüzlü melekleri görünce, onlara iğrenç işlerini yapabileceklerini düşünüp sevinerek geldiler.
dediHe saidşüphesizIndeedbunlarthesebenim konuğumdur(are) my guestsbeni mahcubetmeyinso (do) notbeni utandırmayınshame me
🇹🇷 15:68 Lût, kavmine şöyle dedi: "Bunlar benim misafirlerimdir, beni rüsvay etmeyin."
ve korkunAnd fearAllah'tanAllahveand (do) notbeni rezil etmeyindisgrace me
🇹🇷 15:69 "Allah'tan korkun! Beni mahcub etmeyin."
dedilerThey saidseni menetmemiş miydik?Did notseni menetmedik miwe forbid youalemlerdenfromdünyathe world
🇹🇷 15:70 Lût kavmi şöyle dedi: "Biz sana kimsenin koruyuculuğunu yapmamanı söylememiş miydik?"