☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve AllahAnd Allahyaptı(has) madesizin içinfor youevlerinizi[from]evlerinizyour homesoturma yeria resting placeve yaptıand madesizin içinfor youderilerindenfromderilerthe hideshayvan(of) the cattleevlertentskolayca kullanacağınız hafifwhich you find lightgününüzde(on) the daygöç(of) your travelve gününüzdeand the dayikamet(of) your encampmentveand fromyünlerindentheir woolve yapağılarındanand their furve kıllarındanand their hairgiyilecek döşenecek eşya'(is) furnishingve geçimlikand a provisionbir süreye kadarforbir sürea time
🇹🇷 16:80 Allah size evlerinizden bir huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek yolculuğunuzda ve gerekse konaklama zamanlarınızda kolayca taşıyacağınız hafif evler (çadırlar v. s.) ve yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar (giyinecek, kuşanacak, serilecek ve döşenecek) bir eşya ve ticaret malı yaptı.
AllahAnd Allahyaptı(has) madesizin içinfor youyarattıklarındanfrom whatyarattıHe createdgölgelershadesve var ettiand (has) madesizin içinfor youdağlardafromdağlarthe mountainsoturulacak barınaklarsheltersve var eylediand (has) madesizin içinfor youelbiselergarmentssizi koruyanto protect yousıcaktan(from) the heatve elbiselerand garmentssizi koruyanto protect yousavaşınızdafrom your (mutual) violenceböyleThustamamlıyorHe completesni'metiniHis Favorsizeupon youumulur ki sizso that you mayteslim (müslüman) olursunuzsubmit
🇹🇷 16:81 Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve sizin için dağlarda barınaklar yarattı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyan elbiseler (zırhlar) yarattı. İşte böylece Allah müslüman olasınız diye üzerinize nimetini tamamlamaktadır.
eğer yineThen, ifyüz çevirirlersethey turn awayartıkthen onlysenin üzerine düşenupon youduyurmaktır(is) the conveyanceaçık bir şekildethe clear
🇹🇷 16:82 Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, ey Muhammed! Artık sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğden ibarettir.
bilirlerThey recognizeni'metini(the) FavorAllah'ın(of) Allahsonra dathenbunu inkar ederlerthey deny itve çokları daAnd most of theminkar ederler(are) the disbelievers
🇹🇷 16:83 Hem Allah'ın nimetini bilirler, sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfir kimselerdir.
ve günAnd the DaygetirdiğimizWe will resurrectherfromhereveryümmettennationbir şahida witnessartıkthenizin verilmeznotizin verilecekwill be permittedkimselereto those whoinkar eden(lere)disbelievedve ne deand notonlarıntheyözür dilemeleri istenirwill be asked to make amends
🇹🇷 16:84 Her ümmetten bir şahid getireceğimiz gün, artık kâfirlere ne izin verilecek, ne de onlardan özür dilemeleri istenecektir.
ve zamanAnd whengördükleri(will) seekimselerthose whozulmedenlerwrongedazabıthe punishmentartıkthen nothafifletilmezit will be lightenedonlardanfor themve aslaand notonlaratheyfırsat verilmezwill be given respite
🇹🇷 16:85 O zulmedenler, azabı gördükleri zaman, artık onlardan ne azab hafifletilir, ne de onlara süre verilir.
ve zamanAnd whengördükleri(will) seekimselerthose whoortak koşanlarassociated partners with Allahortak koştuklarınıtheir partnersderler kiThey will sayRabbimizOur Lordişte (bunlar)theseortaklarımız(are) our partnersolduğumuzthose whomidikwe used totapıyorinvokesenden başkabesides YouSenden başkabesides Yousöz atarlarBut they (will) throw backonlaraat themşu sözle(their) wordsizIndeed, youtamamen yalancılarsınız(are) surely liars
🇹🇷 16:86 Ve o Allah'a ortak koşanlar, ortak koştuklarını (putları) gördükleri zaman: "Rabbimiz! İşte bunlar, seni bırakıp da kendilerine taptığımız ortaklarımızdır" diyecekler. Koştukları ortaklar da onlara; "Siz mutlaka yalancılarsınız" diye söz atarlar.
ve olurlarAnd they (will) offerAllah'atoAllahAllaho gün(on) that Dayteslimthe submissionve sapıp giderand (is) lostkendilerindenfrom themşeylerwhatolduklarıthey used (to)uyduruyor(lar)invent
🇹🇷 16:87 O gün Allah'a teslim bayrağını çekerler, bütün o uydurdukları şeyler kendilerini bırakıp kaybolup gitmişlerdir.