☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
yapmayınAnd (do) notalırlartakeyeminleriniziyour oathsbozan bir şey(as) a deceptionaranızıbetween youkayarlest, should slipayaka footsonraaftersağlam bastıktanit is firmly plantedve tadarsınızand you would tastekötülüğüthe evildolayıfor whatengel olduğunuzdanyou hinderedyoludanfromyol(the) wayAllah'ın(of) Allahve sizin için vardırand for youbir azab(is) a punishmentbüyükgreat
🇹🇷 16:94 Yeminlerinizi aranızda aldatma ve fesada vasıta edinmeyin, sonra sağlam basmışken bir ayak kayar da Allah yolundan saptığınız için, dünyada kötü azabı tadarsınız. Ahirette de size büyük bir azab olur.
ve aslaAnd (do) notsatmayınexchangeverdiğiniz sözüthe covenantAllah'a(of) Allahbir paraya(for) a priceazlittleşüphesizIndeed, whatyanında olan(is) withAllah'ınAllahoitdaha hayırlıdır(is) bettersizin içinfor youeğerifbilirsenizyou were (to)bilirlerknow
🇹🇷 16:95 Allah'ın ahdini az bir bedel karşılığında değişmeyin. Eğer bilirseniz muhakkak ki Allah katındaki sevap sizin için daha hayırlıdır.
bulunanWhateversizin yanınızda(is) with youtükenirwill be exhaustedbulunan iseand whateveryanında(is) withAllah'ınAllahkalıcıdır(will) be remainingelbette vereceğizAnd surely We will paykimselerinthose whosabreden(lerin)(are) patientkarşılığınıtheir rewarden güzeliyleto (the) bestolduklarının(of) whatidilerthey used (to)yapıyor(lar)do
🇹🇷 16:96 Sizin yanınızdaki dünya malı tükenir, Allah'ın katındakiler ise tükenmez. Muhakkak ki biz, Allah yolunda sabredenleri, yaptıkları amelin daha güzeliyle mükafatlandıracağız.
her kimWhoeverbir iş yaparsadoesiyirighteous deedserkektenwhethererkekmaleveyaorkadındanfemaleowhile heinanmış olarak(is) a believeronu yaşatırızthen surely We will give him lifebir hayatlaa lifehoşgoodve elbette veririzand We will pay themonların ücretinitheir rewarden güzeliyleto (the) bestolduklarınınof whatidilerthey used (to)yapıyor(lar)do
🇹🇷 16:97 Erkekten ve dişiden, mümin olarak kim iyi amel işlerse muhakkak onu güzel bir hayat ile yaşatacağız ve yapmakta oldukları amellerin daha güzeliyle mükafatlarını elbette vereceğiz.
zamanSo whenokuduğunyou reciteKur'anthe Quransığınseek refugeAllah'ain Allahşeytandanfromşeytanthe Shaitaankovulmuşthe accursed
🇹🇷 16:98 Şimdi Kur'ân okumak istediğin zaman önce o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
çünküIndeed heyokturnoto(şeyta)nınfor himbir gücü(is) any authorityüzerindeoninananlarthose whoiman ederlerbelieveve üzerindeand uponRablerinetheir Lorddayananlarthey put their trust
🇹🇷 16:99 Şüphesiz ki iman edip de Rablerine tevekkül edenler üzerinde o şeytanın hiçbir nüfuzu yoktur.
sadeceOnlyonun gücühis authorityüzerinde(is) overkimselerethose whoonu dost tutan(lar)take him as an allyve kimselereand those whoonlar[they]onuwith Himortak koşan(lar)associate partners
🇹🇷 16:100 Şeytanın nüfuzu, ancak onu dost edinenlere ve Allah'a ortak koşanlaradır.
ve zamanAnd whendeğiştirdiğimizWe substitutebir ayetia Verseyerine(in) placebir ayet(of) a Verseve Allahand Allah bilirken(is) most knowingneof whatindirdiğiniHe sends downderlerthey sayşüphesizOnlysenyouiftira ediyorsun(are) an inventorhayırNayonların çoklarımost of thembilmiyorlar(do) notbilirlerknow
🇹🇷 16:101 Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman Allah ne indirdiğini pek iyi bilmiş iken kâfirler Peygambere: "Sen, ancak bir iftiracısın" dediler. Hayır öyle değil; onların çoğu bilmezler.
de kiSayonu indirdiHas brought it downRûhu'l-Kudüsthe Holy Spirit-nden-Kudüsthe Holy SpiritRabbindenfromRabbinyour Lordgerçek olarakin truthsağlamlaştırmak içinto make firmkimselerithose whoinanan(ları)believeve yol göstericiand (as) a guidanceve müjde olarakand glad tidingsmüslümanlarato the Muslims
🇹🇷 16:102 (Ey Muhammed!) Onlara de ki: "Kur'ân'ı Cebrail, iman edenlere sebat vermek, müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için Rabbinin katından hak olarak indirdi.