gördün mü?Then, have you seenkimselerihe whoinkar eden(leri)disbelievedayetlerimiziin Our Versesve diyeniand saidbana verilecekSurely, I will be givenmalwealthve evladand children
🇹🇷 19:77 Şimdi âyetlerimizi inkâr eden ve "Elbette bana mal ve evlat verilecektir." diyen adamı gördün mü?
bildi mi?Has he lookedgaybı(into) the unseenyoksaoraldı mı?has he takenhuzurundafromRahman'ınthe Most Graciousbir söza promise
🇹🇷 19:78 O (kâfir), gaybı mı bildi? Yoksa Rahmân (olan Allah) katından bir söz mü aldı?
hayırNaybiz yazacağızWe will recordşeyiwhatonun dediğihe saysve uzatacağızand We will extendonun içinfor himazabıfromazapthe punishmentuzattıkçaextensively
🇹🇷 19:79 Hayır, asla öyle değil; biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını çoğalttıkça çoğaltacağız.
ve varis olacağızAnd We will inherit (from) himşeyewhatdediğihe saysve o bize gelecekand he will come to Ustek başınaalone
🇹🇷 19:80 O söylediği (mal ve evlat gibi) şeyleri de hep elinden alacağız ve o, tek başına bize gelecektir.
ve edindilerAnd they have takenbaşkabesides AllahAllah'tan başkabesides AllahAllah'tanbesides Allahtanrılargodsolsun diyethat they may bekendilerinefor themitibaran honor
🇹🇷 19:81 Onlar, kendilerine kuvvet ve şeref kazandırsın diye, Allah'dan başka ilâh edindiler.
hayırNayinkar edeceklerthey will denybunların tapmalarınıtheir worship (of them)ve olacaklardırand they will bebunlaraagainst themzıdopponents
🇹🇷 19:82 Hayır, (zannettikleri gibi değil) tapındıkları ilâhlar onların ibadetlerini inkâr edecekler ve aleyhlerine dönüp düşman olacaklardır.
görmedin mi?Do notgörürsünyou seebizthat Wegönderdik[We] have sentşeytanlarıthe devilsüzerineuponkafirlerthe disbelieversonları kışkırtıyorlarinciting themkışkırttıkça(with) incitement
🇹🇷 19:83 Görmedin mi? Biz şeytanları o kâfirler üzerine musallat ettik. Onları (günaha) kışkırtıp duruyorlar.
aslaSo (do) notacele etmemake hasteonlar hakkındaagainst themelbetteOnlybiz sayıyoruzWe countonlar içinfor themsaydıkçaa number
🇹🇷 19:84 Öyleyse onların hemen azaba uğratılmalarını isteme. Biz onların (ecel) günlerini sayıyoruz.
o gün(The) DaytoplayacağızWe will gathermuttakileri (sakınanları)the righteoushuzurundatoRahmanınthe Most Graciouskonuk olarak(as) a delegation
🇹🇷 19:85 O gün, takva sahiplerini, heyet olarak Rahmân'ın huzuruna toplayacağız.
ve süreceğizAnd We will drivesuçluları dathe criminalscehennemetocehennemHellyaya ve susuz olarakthirsty
🇹🇷 19:86 Suçluları da susuz olarak cehenneme süreceğiz.
aslaNotgüçleri yetmeyecektirthey will have the powerşefa'ate(of) the intercessiondışındakilerinexceptkimselerin(he) whoalanhas takenhuzurundafromRahman'ınthe Most Gracioussöza covenant
🇹🇷 19:87 (O gün) Rahmân (olan Allah)'ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.
ve dedilerAnd they sayedindiHas takenRahmanthe Most Graciousçocuka son
🇹🇷 19:88 (Yahudilerle hıristiyanlar) "Rahmân, çocuk edindi" dediler.
andolsun kiVerilysiz bulundunuzyou have put forthbir şeyde (cür'ette)a thingpek kötüatrocious
🇹🇷 19:89 Yemin olsun ki, siz çok çirkin bir şey söylediniz.
neredeyseAlmostgöklerthe heavensçatlayacakget tornondan dolayıtherefromve yarılacakand splits asunderyerthe earthve dağılacakand collapsedağlarthe mountainyıkılıp(in) devastation
🇹🇷 19:90 Az kalsın, söyledikleri sözden gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar parçalanıp dağılacaktı,
iddia etmelerindenThatyalvarırlarthey invokeRahman içinto the Most Graciousçocuka son
🇹🇷 19:91 O Rahmân'a çocuk isnad ettiler diye...
veAnd notyakışmazis appropriateRahman'afor the Most GraciousedinmekthatedinmesiHe should takeçocuka son
🇹🇷 19:92 Halbuki Rahmân'a çocuk edinmek yaraşmaz.
hepsiNothepsiallkimselerinwhobulunan(are) ingöklerdethe heavensve yerdeand the earthancakbutgelecektir(will) comeRahman'a(to) the Most Graciouskul olarak(as) a slave
🇹🇷 19:93 Göklerde ve yerde bulunan hiçbir kimse yoktur ki (kıyamet günü) Rahmân'ın huzuruna kul olarak çıkmasın.
muhakkakVerilyonları kuşatmışHe has enumerated themve onları saymıştırand counted thembir bira counting
🇹🇷 19:94 And olsun ki Allah onların hepsini kuşatmış, kendilerini ve yaptıklarını bir bir saymıştır.
ve onların hepsiAnd all of themO'na gelecektir(will) come (to) Himgünü(on the) Daykıyamet(of) the Resurrectiontek başınaalone
🇹🇷 19:95 Kıyamet günü onların herbiri Allah'ın huzuruna tek başına çıkacaktır.
Mahmoud Khalil Al-Husary