ve benAnd Iseni seçtim(have) chosen youşimdi dinleso listenvahyolunanıto whatvahyolunuris revealed
🇹🇷 20:13 "Ben seni seçtim, şimdi (sana) vahyolunacak şeyleri dinle."
muhakkak benIndeed, [I]benI AmAllah'ımAllahyoktur(There is) notanrıgodbaşkabutbendenIbana kulluk etso worship Meve kıland establishnamazthe prayerbeni anmak içinfor My remembrance
🇹🇷 20:14 Şüphesiz ben Allah'ım, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.
mutlakaIndeedSa'atthe Hourgelecektir(will be) comingneredeyseI almostonu gizleyeceğim[I] hide itcezalanması içinthat may be recompensedhereverynefsinsoulşeylerlefor whatpeşinde koştuğuit strives
🇹🇷 20:15 Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onun vaktini gizli tutuyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün.
aslaSo (do) notseni alıkoymasın(let) avert youon(a inanmak)danfrom itkimse(one) whoinanmayan(does) notiman ederlerbelieveonain itve uyanand followskeyfinehis desiressonra helak olursunlest you perish
🇹🇷 20:16 Sakın kıyamete inanmayıp, kendi heva ve hevesine uyan kimse seni, ona iman etmekten alıkoymasın; sonra helak olursun.
nedir?And whatşu(is) thatsağ elindekiin your right handey MusaO Musa
🇹🇷 20:17 Ey Musa! Sağ elindeki nedir?
dedi kiHe saidOItasa'mdır(is) my staffdayanıyorumI leanonaupon itve yaprak silkeliyorumand I bring down leavesonunlawith itiçinfordavarımmy sheepve benim varand for meondain itihtiyaçlarım(are) usesdaha başkaother
🇹🇷 20:18 Musa dedi: "O benim asâm (değneğim) dır, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim ve onda başka hacetlerim (faydalanacağım şeyler) de var"
(Allah) buyurduHe said(yere) at onuThrow it downey MusaO Musa
🇹🇷 20:19 Allah: "Ey Musa! onu (yere) bırak"dedi.
onu attıSo he threw it down(bir de ne görsün)and beholdoItkocaman bir yılan(was) a snakekoşanmoving swiftly
🇹🇷 20:20 Musa da onu bıraktı, bir de ne görsün! o bir yılan olmuş koşuyor.
dediHe saidal onuSeize itveand (do) notkorkmafearbiz onu sokacağızWe will return itdurumuna(to) its stateilkthe former
🇹🇷 20:21 Allah buyurdu ki: "Tut onu, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz"
ve sokAnd draw neareliniyour handböğrünetoyanınyour sideçıksınit will come outbembeyaz olarakwhiteolmadanwithout anyhiçbir … olmadanwithout anybir hastalıkdiseasebir mu'cize olarak(as) a signayrıanother
🇹🇷 20:22 "Bir de diğer bir mucize olmak üzere elini koynuna koy ki, kusursuz olarak bembeyaz çıksın."
sana göstermek içinThat We may show youbazılarınıofmu'cizelerimizdenOur Signsen büyükthe Greatest
🇹🇷 20:23 "Bunları sana en büyük mucizelerimizden (bir kısmını) gösterelim diye yaptık."
sen gitGoFir'avn'etoFiravunFiraunçünkü oIndeed, heazdı(has) transgressed
🇹🇷 20:24 "Firavun'a git, çünkü o hakikaten azdı."
dedi kiHe saidRabbimMy LordaçExpandbenimfor megöğsümümy breast
🇹🇷 20:25 Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver,
ve kolaylaştırAnd easebanafor meişimimy task
🇹🇷 20:26 İşimi kolaylaştır,
ve çözAnd untiedüğümünü(the) knotdiliminfromdilimmy tongue
🇹🇷 20:27 Dilimden düğümü çöz
anlasınlarThat they may understandsözümümy speech
🇹🇷 20:28 Ki, sözümü iyi anlasınlar.
ve verAnd appointbanafor mebir vezira ministerailemdenfromailemmy family
🇹🇷 20:29 Bir de bana ailemden bir vezir ver.
Harun'uHarunkardeşimmy brother
🇹🇷 20:30 Kardeşim Harun'u (ver).
kuvvetlendirReinforceonunlathrough himarkamımy strength
🇹🇷 20:31 Onunla arkamı kuvvetlendir.
ve onu ortak yapAnd make him shareişime[in]görevimmy task
🇹🇷 20:32 (Elçilik) işimde onu bana ortak et.
kiThatseni tesbih edelimwe may glorify Youçokmuch
🇹🇷 20:33 Ki seni çok tesbih edelim.
ve seni analımAnd [we] remember Youçokmuch
🇹🇷 20:34 Seni çok analım.
şüphesiz senIndeed, [You]sensinYou arebiziof usgörenAll-Seer
🇹🇷 20:35 Şüphe yok ki sen bizi görüp duruyorsun."
buyurdu kiHe saidmuhakkakVerilysana verildiyou are grantedistediğinyour requestEy MusaO Musa
🇹🇷 20:36 Allah buyurdu: "Ey Musa! Dilediğin (şeyler) sana verildi."
zatenAnd indeedbiz lutufta bulunmuştukWe conferred a favorsanaon youbir kezanother timedahaanother time
🇹🇷 20:37 "And olsun biz, sana diğer bir defa daha ihsan etmiştik"
Mahmoud Khalil Al-Husary