(Allah) buyurur kiHe will saynasıl kiThussana geldiğindecame to youayetlerimizOur Signssen onları unuttuysanbut you forgot themöyleceand thusbugüntodaysen unutulursunyou will be forgotten
🇹🇷 20:126 Allah: "Böyledir, sana âyetlerimiz gelmişti de onları sen unutmuştun, bugün de öylece unutulursun" der.
işte böyleAnd thuscezalandırırızWe recompensekimseleri(he) whoisraf edentransgressesveand notinanmayanlarıbelievesayetlerinein (the) SignsRabbinin(of) his Lordve elbette azabıAnd surely (the) punishmentahiretin(of) the Hereafterdaha çetindir(is) more severeve daha süreklidirand more lasting
🇹🇷 20:127 İşte haddi aşanları, Rabbinin âyetlerine inanmayanları biz böyle cezalandırırız. Ve muhakkak ki ahiret azabı (dünya azabından) daha şiddetli ve daha devamlıdır.
yola getirmedi mi?Then has notyol gösterdiit guidedonları;[for] themnicelerinihow manyyok edişimizWe (have) destroyedkendilerinden öncebefore themnesillerdenofnesillerthe generationsdolaştıkları(as) they walkmeskenlerindeinyurtlarıtheir dwellingselbetteIndeedbunda vardırinşuthatibretlersurely (are) Signssahipleri içinfor possessorsakıl(of) intelligence
🇹🇷 20:128 Onları, yerlerinde gezip durdukları şu kendilerinden önce yok ettiğimiz bunca nesiller(in o korkunç akibeti) doğru yola sevk etmedi mi? Doğrusu bunda ibret alacak aklı olanlar için nice deliller vardır.
eğer olmasaydıAnd if notsöylenmiş bir söz(for) a Worddaha önce(that) precededtarafındanfromRabbinyour Lordşüphesiz olurdusurely (would) have been(azap) gereklian obligationve bir süreand a termbelirtilmişdetermined
🇹🇷 20:129 Eğer Rabbinin verdiği bir hüküm ve tayin ettiği bir süre olmasaydı, hemen azaba uğrarlardı.
o halde sabretSo be patientşeylereovernewhatonların dediklerithey sayve tesbih etand glorifyöverekwith praiseRabbini(of) your Lordöncebeforedoğmasından(the) risinggüneşin(of) the sunve önceand beforebatmasındanits settingbir kısmındaand fromsa'atlerinden(the) hoursgece(of) the nighttesbih etand glorifyve taraflarında(at the) endsgündüzün(of) the dayumulur kiso that you mayhoşnut olursunbe satisfied
🇹🇷 20:130 O halde, dediklerine sabret; güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım vakitlerinde ve gündüzün etrafında da tesbih et ki hoşnudluğa eresin.
ve aslaAnd (do) notdikmeextendgözleriniyour eyesdoğrutowardsşeylerewhatfaydalandırdığımızWe have given for enjoymentonunla[with it]bazı zümreleripairsonlardanof themsüsüne(the) splendorhayatının(of) the lifedünya(of) the worldkendilerini denemek içinthat We may test themo konudain itve rızkıAnd (the) provisionRabbinin(of) your Lorddaha hayırlıdır(is) betterve daha süreklidirand more lasting
🇹🇷 20:131 Kâfirlerden bir kısmına, onları sınamak için dünya hayatının zineti olarak verdiğimiz ve onunla kendilerini geçindirdiğimiz şeye (mal ve saltanata) sakın rağbetle bakma. Rabbinin (ahiretteki) rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.
ve emretAnd enjoinailene(on) your familynamazıthe prayerve dayanand be steadfastona (namaz kılmaya)thereinbiz senden istemiyoruzNotsenden istemiyoruzWe ask yourızık(for) provisionbizWeseni besliyoruzprovide (for) youve akıbetand the outcometakva(sahipleri)nindir(is) for the righteous[ness]
🇹🇷 20:132 (Ey Muhammed!) Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Güzel akibet takva sahiplerinindir.
ve dediler kiAnd they saydeğil mi?Why notbize getirmelihe brings usbir ayet (mu'cize)a signRabbindenfromRabbihis Lordonlara gelmedi mi?Has notonlara gelircome to themkanıtevidencebulunan(of) whatiçindeydi(was) inKitap'lardathe Scripturesöncekithe former
🇹🇷 20:133 (İnkâr edenler): "Rabbinden bize bir mucize getirse ya" dediler. Onlara önceki kitablarda olan apaçık deliller gelmedi mi?
şayetAnd ifşüphesiz bizWeonları helak etseydik(had) destroyed thembir azab ilewith a punishmentondan öncebefore himondan öncebefore himelbette derlerdisurely they (would) have saidRabbimizOur Lordkeşkewhy notgönderseydinYou sentbizeto usbir elçia Messengeruysaydıkso we (could) have followedsenin ayetlerineYour signsöncebeforeöncebeforerezil olmadan[that]aşağılandıkwe were humiliatedve alçak (olmadan)and disgraced
🇹🇷 20:134 Eğer biz, onları bundan (peygamber veya Kur'ân'dan) önce bir azab ile yok etseydik, muhakkak "Ey Rabbimiz! bize bir peygamber gönderseydin de, alçak ve rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık, olmaz mıydı?" diyeceklerdi.
de kiSayherkesEachgözetlemektedir(is) waitinggözetleyinso awaitbileceksinizThen you will knowkimdirwhosahipleri(are the) companionsyolun(of) the waydüzgün[the] evenve kimdirand whodoğru yolda olanis guided
🇹🇷 20:135 De ki: "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyedurun. Şüphesiz düz yolun sahiplerinin kimler olduğunu ve kimlerin doğru yolda bulunduğunu yakında bileceksiniz.
Mahmoud Khalil Al-Husary