☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve nicesiniAnd how manykırıp geçirdikWe (have) shatteredşehir(ler)denofbir beldea townolan(that) waszalimunjustve inşa ettikand We producedonlardan sonraafter thembir toplulukanother peoplebaşkaanother people
🇹🇷 21:11 Biz halkı zalim olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka milletler var ettik.
zamanThen whenhissettiklerithey perceivedazabımızıOur tormentderhalbeholdonlartheyoradanfrom itkaçıyorlardıwere fleeing
🇹🇷 21:12 Onlar azabımızın şiddetini hissettikleri zaman oradan kaçmaya koyuluyorlardı.
(boşuna) kaçmayınFlee notkaçmayınFlee notve dönünbut returnşeylere (ni'metlere)tonewhatşımartıldığınızyou were given luxuryiçindein itve yurtlarınızaand to your homesçünküso that you maysorguya çekileceksinizbe questioned
🇹🇷 21:13 "Koşup kaçmayın; size nimet verilen yere, yurtlarınıza dönün ki, sorguya çekileceksiniz" dedik.
dedilerThey saideyvah bizeO woe to usgerçekten bizIndeed, [we]oldukwe werezalimlerdenwrongdoers
🇹🇷 21:14 Onlar da: "Vay bizlere! Biz gerçekten zalimler idik" dediler.
kesilmediThen notson bulduceasedbu[this]mırıldanmalarıtheir crykadaruntilbiz onları yapıncayaWe made thembiçilmiş (ekin gibi)reapedsönmüş ateş (gibi)extinct
🇹🇷 21:15 Biz, onları biçilmiş bir ekin ve bir yığın kül haline getirinceye kadar hep sözleri bu feryad olmuştur.
veAnd notbiz yaratmadıkWe createdgöğüthe heavensve yeriand the earthve bulunanlarıand whatbunlar arasında(is) between themeğlence için(for) playing
🇹🇷 21:16 Biz gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri, boş bir eğlence için yaratmadık.
eğerIfisteseydikWe intendededinmekthatalırızWe takebir eğlencea pastimeedinirdiksurely We (could have) taken itkendi katımızdanfromBizeUseğerifolsaydıkWe wereyapacakdoers
🇹🇷 21:17 Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, elbette onu katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık öyle yapardık.
hayırNaybiz atarızWe hurlhakkıthe truthüstüneagainstbatılın[the] falsehoodonun beynini parçalarand it breaks its headderhalbeholdoit (is)yok olurvanishingsizeAnd for youyazıklar olsun(is) destructionötürüfor whatyakıştırdıklarınızdanyou ascribe
🇹🇷 21:18 Hayır, biz hakkı batılın başına çarparız da onun beynini parçalar. Bir de bakarsın (batıl) o anda yok olup gitmiştir. Allah'a yakıştırdığınız vasıflardan ötürü size yazıklar olsun.
ve O'nundurAnd to Him (belongs)kimselerwhoeverolan(is) ingöklerdethe heavensve yerdeand the earthve kimselerAnd (those) whoO'nun yanındaki(are) near Himbüyüklenmeznotbüyüklük taslarlarthey are arrogantO'na kulluk etmektentoO'na ibadet edinworship Himveand notyorulmazlarthey tire
🇹🇷 21:19 Göklerde ve yerde olan bütün varlıklar O'nundur. Katında olanlar O'na kulluk etmekten ne çekinirler, ne de yorulurlar.
tesbih ederlerThey glorify (Him)gece[the] nightve gündüzand [the] dayhiçnotara vermezlerthey slacken
🇹🇷 21:20 Gece gündüz (hep Allah'ı) tesbih ederler, usanmazlar.
yoksaOredindiler mi?(have) they takentanrılargodsyerdenfromyeryüzüthe earthonlarıtheydiriltecekraise (the dead)
🇹🇷 21:21 Yoksa (Mekke müşrikleri) birtakım ilâhlar edindiler de yerden ölüleri onlar mı diriltecekler?
eğerIfolsaydı(there) wereikisindein both of themtanrılargodsbaşkabesidesAllah'tanAllahikisi de bozulup gitmiştisurely they (would) have been ruinedyüce(münezzeh)dirSo glorifiedAllah(is) AllahsahibiLordarş'ın(of) the Throneşeylerden(above) whatnitelendirdiklerithey attribute
🇹🇷 21:22 Eğer yer ile gökte Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, bunların ikisi de muhakkak fesada uğrar yok olurdu. O halde Arş'ın Rabbi olan Allah, onların vasfetmekte oldukları şeylerden (bütün noksanlıklardan) beridir, münezzehtir.
O sorulmazNotO sorgulanırHe (can) be questionedşeylerdenabout whatyaptığıHe doesama onlarbut theysorulurlarwill be questioned
🇹🇷 21:23 O, yaptığından sorumlu olmaz, onlar ise sorumlu tutulacaklardır.
yoksaOrmı edindiler?(have) they takenO'ndan başkabesides HimO'ndan başkabesides Himtanrılargodsde kiSaygetirinBringdeliliniziyour proofişte budurThisöğütü(is) a Reminderolanların(for those) whobenimle beraber(are) with meve öğütüand a Reminderbenden öncekilerin(for those) whobenden öncekiler(were) before meamaButçoklarımost of thembilmezler(do) notbilirlerknowhakkıthe truthbundan dolayı onlarso they(haktan) yüz çevirirler(are) averse
🇹🇷 21:24 Yoksa O'ndan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: "Kesin delilinizi getirin. İşte benimle beraber olanların kitabı ve benden öncekilerin kitabı." Hayır, onların çoğu gerçeği bilmezler de onun için yüz çevirirler.