☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
duymazlarNotişiteceklerthey will hearonun uğultusunu(the) slightest sound of itve onlarand theyiçindeinçektiği (ni'metler)whatisterlerdesirecanlarınıntheir soulsebedi kalırlarwill abide forever
🇹🇷 21:102 Bunlar onun (cehennemin) uğultusunu bile duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.
aslaNotonları tasalandırmazwill grieve themkorkuthe terroren büyük[the] greatestonları şöyle karşılarand will meet themmeleklerthe Angelsişte buThisgününüzdür(is) your Daysizewhichidinizyou wereva'dedilenpromised
🇹🇷 21:103 O en büyük korku bunları üzmez; kendilerini melekler: "Size söz verilen gün işte bugündür" diye karşılarlar.
o gün(The) DaydürerizWe will foldgöğüthe heavendürer gibilike (the) foldingtomarlarını(of) a scrollyazıfor recordsgibiAsbaşladığımızWe beganilk(the) firstyaratmayacreationonu iade ederizWe will repeat itsözdüra promiseüzerimizeupon UsşüphesizIndeed, We biz bunuWe areyapacağız(the) Doers
🇹🇷 21:104 Göğü, kitab dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi, katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu biz bunları yaparız.
ve andolsunAnd verilyyazmıştıkWe have writtenZebur'dainKitapthe ScripturesonraaftersonraafterZikir'den (Tevrat'tan)the mentionmutlakathatarzathe earth varis olacakwill inherit itkullarımMy slavesiyithe righteous
🇹🇷 21:105 And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebûr'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.
şüphesizIndeedvardırinbundathiselbette bir öğütsurely is a Messagekavimler içinfor a peoplekulluk edenworshippers
🇹🇷 21:106 Şüphesiz bu Kur'ân'da kulluk eden kimseler için kâfi bir öğüt vardır.
veAnd notbiz seni göndermedikWe have sent youbaşka sebeplebutrahmetten(as) a mercyalemler içinfor the worlds
🇹🇷 21:107 (Ey Muhammed!) biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
de kiSayşüphesizOnlyvahyolunurit is revealedbanato meancakthatTanrınızyour godTanrıdır(is) Godbir tekOnesiz-mısınız?so willsizyouO'na teslim olunsubmit (to Him)
🇹🇷 21:108 De ki, bana ancak şöyle vahyolunuyor: "İlâhınız ancak tek bir ilâhtır. Şimdi siz artık müslüman oluyor musunuz?"
eğerBut ifyüz çevirirlersethey turn awayde kithen sayben size açıkladımI (have) announced to youeşit biçimdeequallyeşit olarakequallyartıkAnd notbilmemI knowyakın mı (olduğunu)whether is nearyoksaoruzak (mı olduğunu)farşeyinwhattehdid edildiğinizyou are promised
🇹🇷 21:109 Eğer (yine de) yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem."
şüphesiz OIndeed, Hebilirknowsaçığınıthe declaredsözün[of]söz[the] speechve bilirand He knowsnewhatgizliyorsanızyou conceal
🇹🇷 21:110 Şüphesiz Allah açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.
veAnd notbilmemI knowbelki de operhaps it may bedenemek içindira trialsizifor youve yaşatmak içindirand an enjoymentbir süreye kadarforbir sürea time
🇹🇷 21:111 Bilmem belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir.
dedi kiHe saidRabbimMy Lordhükmetjudgehak ilein truthve RabbimizAnd our Lordçok merhamet edendir(is) the Most GraciousO'nun yardımına sığınılırthe One Whose help is soughtkarşıagainstşeyewhatsizin nitelendirdiğinizyou attribute
🇹🇷 21:112 (Hz. Peygamber şöyle) dedi: "Ey Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet ve Rabbimiz O Rahmân'dır ki, isnad ettiğiniz (yalan) vasıflarınıza karşı yardımına sığınılacak olan ancak O'dur. "