☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
senden çabuk istiyorlarAnd they ask you to hastenazabı[with] the punishmenteğer olmasaydıAnd if notbir süre(for) a termbelirtilmişappointedonlara hemen gelirdisurely (would) have come to themazabthe punishmentve o kendilerine gelecektirBut it will surely come to themansızınsuddenlyve onlarwhile theyhiç(do) notfarkında değillerkenperceive
🇹🇷 29:53 Senden azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eğer önceden tayin edilmiş bir vade olmasaydı, azab elbette onlara gelip çatmıştı. Fakat yine de, hiç farkına varmadıkları bir sırada o kendilerine mutlaka gelecektir.
senden çabucak istiyorlarThey ask you to hastenazabıthe punishmentve şüphesizAnd indeedcehennemHellkuşatmış ikenwill surely, encompassinkarcılarıthe disbelievers
🇹🇷 29:54 (Evet) senden azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Halbuki cehennem, hiç şüpheleri olmasın, kâfirleri kuşatacaktır.
o günOn (the) Dayonları örterwill cover themazabthe punishmentüstlerindenfromüstlerindeabove themveand fromaltındanbelowayaklarınıntheir feetve (Allah) der kiand He will saytadınTastenewhatidiysenizyou usedyapıyor(to) do
🇹🇷 29:55 O günde azap, onları hem üstlerinden, hem ayaklarının altından saracak ve Allah (onlara), "Yaptıklarınızın cezasını tadın!" diyecektir.
ey kullarımO My servantsinananwhoiman ederlerbelieveşüphesizIndeedbenim arzımMy earthgeniştir(is) spaciouso halde banaso onlykulluk edinworship Me
🇹🇷 29:56 Ey iman eden kullarım! Şüphesiz benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde yalnız bana kulluk edin.
herEverycansoultadacaktır(will) tasteölümüthe deathsonraThenbizeto Usdöndürüleceksinizyou will be returned
🇹🇷 29:57 Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.
ve kimseleriAnd those whoinananlarıbelieveve yapanlarıand doiyi işler[the] righteous deedsyerleştiririzsurely We will give them a placecennettenincennetParadiseyüksek odalaralofty dwellingsakanflowaltlarındanfromonun altındanunderneath itırmaklarthe riversebedi kalırlarwill abide foreveroradain itne güzeldirExcellent isücreti(the) rewardçalışanların(of) the workers
🇹🇷 29:58 İman edip güzel işler yapanları, (evet) muhakkak ki onları, altlarından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. (Böyle iyi) işler yapanların mükafatı ne güzeldir!
onlar kiThose whosabrettiler(are) patientveand uponRabblerinetheir Lorddayanmaktadırlarput their trust
🇹🇷 29:59 Ki onlar, sabretmiş olup yalnız Rablerine güvenip dayanmaktadırlar.
nicesi var kiAnd how manycanlı(lar)danofbir canlıa creaturetaşıyamaz(does) nottaşırlarcarryrızkınıits provisionAllahAllahonları da beslerprovides (for) itsizi deand (for) youve OAnd Heişitendir(is) the All-Hearerbilendirthe All-Knower
🇹🇷 29:60 Nice hayvanlar var ki, rızkını (biriktirip yanında) taşımıyor. Çünkü onların da, sizin de rızkınızı Allah veriyor. O, her şeyi işitir ve bilir.
andolsun eğerAnd ifonlara desen kiyou ask themkimWhoyarattıcreatedgöklerithe heavensve yeriand the earthve (kim) boyun eğdirdi?and subjectedgüneşithe sunve ayıand the moonelbette derlerSurely they would sayAllahAllahnasıl?Then howdöndürülüyorsunuzare they deluded
🇹🇷 29:61 Andolsun ki onlara, "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorsan "Allah" derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar?
AllahAllahaçarextendsrızkıthe provisionkimseyefor whomdilediğiHe willskullarındanofkullarıHis slavesve kısarand restrictsonafor himşüphesizIndeedAllahAllahherof everyşeyithingbilendir(is) All-Knower
🇹🇷 29:62 Allah, kullarından dilediğine rızkı bol bol verir, dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
ve eğerAnd ifonlara sorsanyou ask themkimWhoindirdisends downgöktenfromgökthe skysuyuwaterve dirilttiand gives lifeonunlatherebyyeri(to) the earthsonraaftersonraafteröldüktenits deathelbette derlerSurely, they would sayAllahAllahde kiSayhamd (övgü)All PraisesAllah'adır(are) for AllahdoğrusuButçoklarımost of themdüşünmezler(do) notakıl ederleruse reason
🇹🇷 29:63 Andolsun ki onlara, "Gökten su indirip, onunla ölümünün ardından yeryüzünü canlandıran kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah " derler. De ki: (Öyleyse) hamd de Allah'a mahsustur. Fakat çokları akıllarını kullanmazlar.