☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
va'didir(It is the) PromiseAllah'ın(of) Allahcaymaz(Does) notboşa çıkarfailAllahAllahva'dinden(in) His promisefakatbutçoğumost (of)insanların[the] peoplebilmezler(do) notbilirlerknow
🇹🇷 30:6 Allah'ın vaadi budur. Allah, vaadinden caymaz. Fakat insanların çoğu bilmezler.
bilirlerThey knowdış yüzünü(the) apparenthayatınınofhayatthe lifedünya(of) the worldve onlarbut theyahirettenaboutahiretthe Hereafteronlar[they]gafildirler(are) heedless
🇹🇷 30:7 Onlar, sadece bu dünya hayatının dış yüzünü bilirler. Ahiretten ise onlar hep gafildirler.
hiç düşünmediler mi?Do notdüşünürlerthey ponderiçlerindewithinkendithemselvesyaratmamıştırNotAllah yarattıAllah (has) createdAllahAllah (has) createdgöklerdethe heavensve yerdeand the earthve bulunanlarıand whatbu ikisi arasında(is) between themdışındaexcepthak olmasıin truthve bir süreand (for) a termbelirtilmiştirappointedve şüphesizAnd indeedçoğumanyinsanlardanofinsanlarthe peoplekavuşmayıin (the) meetingRabblerine(with) their Lordinkar etmektedirlersurely (are) disbelievers
🇹🇷 30:8 Kendi içlerinde hiç düşünmediler mi ki, Allah göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre için yaratmıştır? Gerçekten insanların çoğu, Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
gezmediler mi?Have notgezdilerthey traveledyeryüzündeinyeryüzüthe earthbaksınlarand observednasılhowolduğunawassonunun(the) endkimselerin(of) thosekendilerinden öncekibefore themonlardan öncebefore themidilerThey weredaha güçlümightierkendilerindenthan themkuvvet bakımından(in) strengthalt-üst etmişlerdiand they dugtoprağıthe earthve onu imar etmişlerdiand built (on) itdaha çokmorebunların imar ettiklerindenthan whatonun üzerine bina ettilerthey have built (on) itonlara gelmiştiAnd came (to) themelçilertheir Messengersdelillerlewith clear proofsfakatSo notdeğildiwasAllahAllahonlara zulmedecekto wrong themfakatbutonlarthey werekendi kendilerinethemselveszulmediyorlardı(doing) wrong
🇹🇷 30:9 Onlar, yeryüzünde gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş baksınlar? Onlar, kendilerinden daha güçlüydüler. Toprağı sürmüşler ve onu, bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek Allah onlara zulmetmiyordu. Fakat onlar, kendilerine zulmediyorlardı.
sonraThenolduwassonu(the) endkimselerin(of) those whokötülük eden(lerin)did evil çok kötüthe evilçünkübecauseyalanladılarthey deniedayetlerini(the) SignsAllah'ın(of) Allahve -idilerand wereonlarlaof themalay ederekmaking mockery
🇹🇷 30:10 Sonra o kötülük edenlerin sonu çok kötü oldu. Çünkü onlar, Allah'ın âyetlerini yalan saydılar ve onlarla alay ediyorlardı.
AllahAllahbaşlaroriginatesyaratmağathe creationsonrathenonu devam ettirirHe repeats itsonrathenO'nato Himdöndürülürsünüzyou will be returned
🇹🇷 30:11 Allah yaratmayı ilkin yapar, sonra da çevirir, onu yeniden yapar. Sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz.
ve günAnd (the) Daybaşladığıwill (be) establishedsa'atthe Hoursusarlarwill (be in) despairsuçlularthe criminals
🇹🇷 30:12 Kıyamet saatinin gelip çattığı gün suçlular, her ümidi keserler.
veAnd notolmazwill bekendilerinefor themortaklarındanamongortaklarıtheirs partnershiçbir şefa'atçiany intercessorso zaman oldularand they will beortaklarınıin their partnersinkar eder(ler)disbelievers
🇹🇷 30:13 Allah'a ortak koştuklarından, kendilerine şefaat edecekler de bulunmaz. Onlar, o zaman Allah'a koştukları ortakları inkâr ederler.
ve günAnd (the) Daybaşladığıwill (be) establishedsa'atthe Houro günthat Dayayrılırlarthey will become separated
🇹🇷 30:14 Kıyamet saatinin gelip çattığı gün varya, o gün (inananlarla inanmayanlar) ayrılırlar.
ancakThen as forkimselerthose whoinanan(lar)believedve yapanlarand didiyi işlerrighteous deedsonlarso theyiçindeinbir bahçea Gardenneş'elendirilirlerwill be delighted
🇹🇷 30:15 Şimdi iman edip salih ameller yapmış olanlara gelince, onlar bir bahçe içinde neşelenirler.