andolsun eğerBut ifgöndersekWe sentbir rüzgara windve (ekini) görselerand they see itsararmışturn yellowbaşlarlarcertainly they continueondan sonraafter itondan sonraafter itnankörlük etmeğe(in) disbelief
🇹🇷 30:51 Andolsun ki biz, bir rüzgâr göndersek de onu (rahmetin eseri olan ekini) sararmış görseler, mutlaka onun arkasından nankörlüğe başlarlar.
şüphesiz senSo indeed, youasla(can) notsöz dinletemezsinmake the dead hearölüleremake the dead hearve aslaand notişittiremezsinmake the deaf hearsağırlaramake the deaf hearçağrıyıthe callgiderlerkenwhendönerlerthey turnarkalarını dönüpretreating
🇹🇷 30:52 Çünkü sen ölülere işittiremezsin. O daveti, arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da duyuramazsın.
ve değilsinAnd notsenyouyola getirecekcan guidekörlerithe blindsapıklıklarındanfromsapıklıklarıtheir errorsen işittiremezsinNotişittirebilirsinyou can make hearbaşkasınaexceptkimseler(den)(those) whoinanan(lar)believeayetlerimizein Our Versesve onlarso theymüslüman olurlarsurrender
🇹🇷 30:53 Körleri de sapıklıklarından hidayete getiremezsin. Sen ancak âyetlerimizi iman edeceklere duyurursun da onlar müslüman olur, selâmeti bulurlar.
AllahAllahki(is) the One Whosizi yarattıcreated youzayıflıktanfromzayıflıkweaknesssonrathenverdimadeardındanaftersonraafterzayıflığınweaknessbir kuvvetstrengthsonrathenverdimade(-ten) sonraaftersonraafterkuvvetstrengthzayıflıkweaknessve ihtiyarlıkand gray hairyaratırHe createsdilediğiniwhatO dilerHe willsve Oand Hebilendir(is) the All-Knowergücü yetendirthe All-Powerful
🇹🇷 30:54 Allah O'dur ki, sizi güçsüz olarak yaratır, sonra güçsüzlüğün arkasından kuvvet verir. Sonra kuvvetin arkasından yine güçsüzlüğe ve ihtiyarlığa getirir. O dilediğini yaratır. Ve O, her şeyi bilir, her şeye gücü yeter.
ve günAnd (the) Daybaşladığıwill (be) establishedsa'atthe Houryemin ederlerwill swearsuçlularthe criminalskalmadıklarınanotkaldılarthey remainedbir sa'atten başkabutbir saatan hourişteThusonlarthey were(böyle) çevriliyorlardıdeluded
🇹🇷 30:55 Kıyamet kopacağı gün günahkarlar dünyada bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler. Onlar önceden de böyle haktan çevriliyorlardı.
ve dedi(ler) kiBut will saykimselerthose whoverilen(ler)were givenbilgithe knowledgeve imanand the faithandolsunVerilysiz kaldınızyou remainedyazgısıncabyhüküm(the) DecreeAllah'ın(of) Allahkadaruntilgününe(the) Dayyeniden dirilme(of) Resurrectionişte buAnd thisgünüdür(is the) Daydirilme(of) the Resurrectionfakat sizbut youidinizwerebilmiyor(lar)notbilerekknowing
🇹🇷 30:56 Kendilerine ilim ve iman verilenler de şöyle diyecekler: "Andolsun ki, Allah'ın kitabında takdir edilmiş olan tekrar dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu, dirilme günüdür. Fakat siz bunu bilmiyordunuz.
artık o günSo that Dayaslanotfayda vermezwill profitkimselerethose whozulmetmiş olan(lara)wrongedmazeretleritheir excusesve ne deand notonlardantheyrıza talebetmeleri istenirwill be allowed to make amends
🇹🇷 30:57 Artık o gün zulmedenlere mazeretleri fayda vermeyecektir. Onların dertlerinin çaresine de bakılmayacaktır.
ve andolsunAnd verilybiz anlattıkWe (have) set forthinsanlarafor mankindbuinbuthis Kur'an'da[the] Quranher çeşitofhereverymisali ileexampleve eğerBut ifonlara getirsenyou bring thembir ayeta signderlersurely will saykimselerthose whoinkar edenlerdisbelievedeğil(siniz)Notsizyoubaşka(are) exceptiptal edenler(den)falsifiers
🇹🇷 30:58 Andolsun ki, biz insanlar için bu Kur'ân'da her türlü meselden örnekler getirdik. Yemin ederim ki, sen onlara başka bir âyet de getirsen o kâfirler yine: "Siz yalancılardan (uydurduğunuz sözü Allah'a nispet edenlerden) başkası değilsiniz." diyeceklerdir.
işte böyleThusmühürlerAllah sealsAllahAllah sealsüzerini[on]kalbleri(the) heartskimselerin(of) those whobilmeyen(lerin)(do) notbilirlerknow
🇹🇷 30:59 İşte bilmeyenlerin kalblerini Allah böyle mühürler.
sabretSo be patientşüphe yok kiIndeedva'di(the) PromiseAllah'ın(of) Allahhaktır(is) trueveAnd (let) notseni telaşa düşürmesintake you in light estimationkimselerthose whoinanmayan(lar)(are) notkesin iman edencertain in faith
🇹🇷 30:60 Şimdi sen sabret. Çünkü Allah'ın vaadi mutlaka haktır. Sakın imanı sağlam olmayanlar seni hafifliğe sevketmesinler.
Mahmoud Khalil Al-Husary