☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ صمَكِّيَّة ۝ ٨٨ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

SâdSaadKur'an'a andolsunBy the Quransahibifull (of) reminderşan şeref'full (of) reminder
🇹🇷 38:1 Sâd. Bu zikirle dolu Kur'ân'a bak!
doğrusuNaykimselerthose whoinkar eden(ler)disbelieveiçindedirler(are) inbir gururself-gloryve ayrılıkand opposition
🇹🇷 38:2 O inkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.
nicesiniHow manyhelak ettikWe destroyedonlardan öncekibefore themonlardan öncebefore themnesillerdenofbir nesila generationferyad ettilerthen they called outfakat geçmiştiwhen there (was) no longerzamanıtimekurtuluş(for) escape
🇹🇷 38:3 Kendilerinden önce nicelerini helak ettik. Onlar çağrıştılar. Ama artık kurtuluş vakti değildi.
ve hayret ettilerAnd they wonderonlara gelmesinethatonlara geldihas come to thembir uyarıcı (peygamber)a warnerkendilerindenfrom themselvesve dedi(ler) kiAnd saidkafirlerthe disbelieversbuThisbir sihirbazdır(is) a magicianyalancıa liar
🇹🇷 38:4 İçlerinden kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiğine şaştılar da kâfirler: "Bu bir sihirbazdır, yalancıdır" dediler.
yaptı mı?Has he madetanrılarıthe godstanrı(into) one godbir tek(into) one godşüphesizIndeedbuthisbir şeydir(is) certainly a thingtuhafcurious
🇹🇷 38:5 "İlâhları, bir tek ilâh mı kılmış? Bu gerçekten şaşılacak bir şey, çok tuhaf!"
ve fırladıAnd went forthbir grupthe chiefsonlardanamong themyürüyünthatdevam edinContinueve bağlı kalınand be patienttanrılarınızaoverilahlarınızyour godsçünküIndeedbuthisbir şeydir(is) certainly a thingarzu edilenintended
🇹🇷 38:6 İçlerinden ileri gelenler fırladılar ve dediler ki: "İlâhlarınız üzerinde sabır ve sebat edin. Bu, gerçekten arzu edilen bir murad!"
biz işitmedikNotişittikwe heardbunuof thisdindeindinthe religionötekithe lastdeğildirNotbu(is) thisbaşka bir şeybutuydurma(dan)a fabrication
🇹🇷 38:7 "Biz bunu başka bir dinde işitmedik, bu mutlaka bir uydurmadır."
indirildi mi?Has been revealedonato himZikrthe Messagearamızdanfromaramızdanamong usdoğrusuNayonlarTheyiçindedirler(are) inşüphedoubtbenim Zikr'imdenaboutmesajımMy MessagehayırNayonlar henüz tadmadılarnot yettattılarthey have tastedazabımıMy punishment
🇹🇷 38:8 "Kur'ân aramızdan ona mı indirilmiş?" dediler. Doğrusu onlar benim Kur'ân'ımdan bir kuşku içindeler. Ve doğrusu onlar henüz azabımı tatmadılar.
yoksaOronların yanında (mı?)have theyhazineleri(the) treasuresrahmet(of the) MercyRabbinin(of) your Lorddaima üstün olanthe All-Mightyçok lutufta bulunanthe Bestower
🇹🇷 38:9 Yoksa sana o Kur'ân'ı veren çok güçlü ve ihsan sahibi Rabbinin hazineleri onların yanında mı?
yoksaOronların (mı?)for themmülkü(is the) dominiongöklerin(of) the heavensve yerinand the earthve bulunanlarınand whateverikisi arasında(is) between themöyleyse yükselsinlerThen let them ascendiçindebysebepler (vasıtalar)the means
🇹🇷 38:10 Yoksa bütün o göklerin, yerin ve aralarındakilerin mülkü onların mı? Öyle ise bütün imkanlarını seferber ederek yükselsinler de görelim!
bir ordudurSoldiers şuradathereoradatherebozguna uğratılacak(they will be) defeatedderme çatmaamongtopluluklarthe companies
🇹🇷 38:11 Onlar burada çeşitli partilerden (gruplardan) bozguna uğramış bir ordudur.
yalanlamıştıDeniedonlardan öncebefore themkavmi(the) peopleNuh(of) Nuhve Ad (kavmi)and Aadve Fir'avnand Firaunsahibi(the) ownerkazıklar(of) the stakes
🇹🇷 38:12 Onlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi ve saltanat sahibi Firavun da yalanlamışlardı.
Semud (kavmi)And Thamudve kavmiand (the) peopleLut(of) Lutve halkıand (the) companionsEyke(of) the woodişte onlarThosekabilelerdi(were) the companies
🇹🇷 38:13 Semûd kavmi, Lut kavmi ve Eykeliler (Şuayb kavmi) de yalanlamışlardı. İşte o çeşitli partiler bunlardır.
hepsi deNothepsiall (of them)ancakbutyalanladılardeniedelçilerithe Messengersve hak ettilerso (was) justbenim cezamıMy penalty
🇹🇷 38:14 Hepsi de gönderilen peygamberleri yalanladılar da azabım böyle hak oldu.
veAnd notbeklemiyorlarawaitbunlarthesebaşka bir şeybutna'raa shoutbir tekoneolmayannotonafor itgeri dönmesianyertelerizdelay
🇹🇷 38:15 Onlar da bir tek haykırışa bakıyorlar. Öyle ki onun gecikmesi de yoktur.
ve dediler kiAnd they sayRabbimizOur Lordhemen verHastenbizefor usbizim (azab) payımızıour shareöncebeforegününden(the) Dayhesap(of) the Account
🇹🇷 38:16 Bir de: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce bizim azabdan payımızı acele ver" dediler.