☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve dedilerAnd they (will) sayne oldu ki?What (is)bizefor usgörmüyoruznotgörürüzwe seeadamlarımensaydığımızwe used toonları sayarsınızcount themkötülerdenamongkötülerthe bad ones
🇹🇷 38:62 Bir de derler ki: "Kötülerden saydığımız birtakım adamları (fakir müminleri) niye göremiyoruz?"
hani onları edinirdikDid we take themalay konusu(in) ridiculeyoksaorkaydı (mı?)has turned awayonlardanfrom themgözler(imiz)the vision
🇹🇷 38:63 "Onları eğlence yerine tutmuştuk ha! Yoksa bu gözler onlardan kaydı mı?"
mutlakaIndeedbuthatgerçektir(is) surely (the) truth tartışmasıdır(the) quarrelinghalkının(of the) peopleateş(of) the Fire
🇹🇷 38:64 Şüphesiz ki bu haktır. Ateş ehlinin birbiriyle tartışması muhakkak olacaktır.
de kiSayancakOnlybenI ambir uyarıcıyıma warnerve yokturand nothiçbir(is there) anytanrıgodbaşkaexceptAllah'tanAllahtekthe Onekahredenthe Irresistible
🇹🇷 38:65 De ki: "Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici olan Allah'tan başka tanrı da yoktur."
RabbidirLordgöklerin(of) the heavensve yerinand the earthve olanlarınand whateverikisi arasında(is) between themdaima üstündürthe All-Mightyçok bağışlayandırthe Oft-Forgiving
🇹🇷 38:66 "O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır."
de kiSayOIt (is)bir haberdira newsbüyükgreat
🇹🇷 38:67 De ki: "Bu, bir büyük haberdir."
sizYouondanfrom ityüz çeviriyorsunuzturn away
🇹🇷 38:68 "Siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
yoktuNotbenimisbenim içinfor mehiçbiranybilgi(m)knowledgetopluluk(of) the chiefsyücethe exaltedsıradawhentartıştıklarıthey were disputing
🇹🇷 38:69 "Münakaşa ederlerken, benim melekler yüksek topluluğuna ait ne bilgim olabilirdi?"
vahyedilmiyorNotindirildihas been revealedbanato medışındaexceptsadecethat onlyben (olduğum için)I ambir uyarıcıa warnerapaçıkclear
🇹🇷 38:70 "Ancak ben açıktan açığa korkutmakla görevli olduğum için o bilgi bana vahyediliyor."
haniWhendemişti kisaidRabbinyour Lordmeleklereto the Angelselbette benIndeed, I Amyaratacağımgoing to createbir insana human beingçamurdanfromçamurclay
🇹🇷 38:71 Hani Rabbin meleklere demişti ki: "Ben çamurdan bir insan yaratmaktayım."
zamanSo whenonu biçimlendirdiğimI have proportioned himve üflediğimand breathedonainto himruhumdanofruhumdanMy spiritderhal kapanınthen fall downonato himsecdeyeprostrating
🇹🇷 38:72 "Onu tesviye edip, düzeltip de ruhumdan ona üfledim mi derhal ona secdeye kapanın."
secde ettilerSo prostratedmeleklerthe Angelshepsiall of themtüm olaraktogether
🇹🇷 38:73 Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler.
dışındaExceptİblisIbliso büyüklük tasladıhe was arrogantve olduand becamekafirlerdenofkâfirlerthe disbelievers
🇹🇷 38:74 Yalnız İblis etmedi, büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.
dedi kiHe saidey İblisO Iblisnedir?Whatseni alıkoyanprevented yousecde etmektenthatsecde edinyou (should) prostrateyarattığımato (one) whomyarattımI creatediki elimlewith My Handsbüyüklük mü tasladın?Are you arrogantyoksaor(mi) oldun?are youyücelerdenofyüce toplulukthe exalted ones
🇹🇷 38:75 Allah: "Ey İblis! O benim kudretimle yarattığıma secde etmene ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yüksek derecelerde bulunanlardan mı oldun?" dedi.
dediHe saidbenI amiyiyimbetterondanthan himbeni yarattınYou created meateştenfromateşfireonu ise yarattınand You created himçamurdanfromçamurclay
🇹🇷 38:76 İblis dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."
buyurdu kiHe saidhaydi çıkThen get outoradanof itşüphesiz senfor indeed, youkovuldun(are) accursed
🇹🇷 38:77 Allah: "Hemen çık oradan, artık sen kovuldun."
ve şüphesizAnd indeedsenin üzerinedirupon youlanetim(is) My cursekadaruntilgününe(the) Dayceza(of) Judgment
🇹🇷 38:78 "Ve elbette lanetim ceza gününe kadar senin üzerindedir." buyurdu.
dediHe saidRabbimMy Lordöyleyse bana süre verThen give me respitekadaruntilgüne(the) Dayyeniden dirileceklerithey are resurrected
🇹🇷 38:79 İblis: "Ya Rab! O halde insanların diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver." dedi.
buyurduHe saidelbette senThen indeed, yousüre verilenlerdensin(are) ofsüre verilenlerthose given respite
🇹🇷 38:80 Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu.
kadarUntilgününe(the) Dayvaktin(of) the timebilinenwell-known
🇹🇷 38:81 Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu.
dediHe saidsenin izzetine and olsun kiThen by Your mightonları azdıracağımI will surely mislead themtümünüall
🇹🇷 38:82 İblis: "Öyle ise izzet ve şerefine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka aldatır, saptırırım."
dışındaExceptkullarınYour slavesonlardanamong themihlaslıthe chosen ones
🇹🇷 38:83 "Ancak içlerinden ihlas ile seçilmiş has kulların müstesna" dedi.