ve görünmüştürAnd will become apparentkendilerineto themkötülükleri(the) evilsyaptıkları işlerin(of) whatkazandılarthey earnedve kuşatmıştırand will surroundonlarıthemşeywhatolduklarıthey used toonunla[in it]alay ediyor(lar)mock
🇹🇷 39:48 Öyle ki, yaptıkları amellerin kötülükleri karşılarına çıkmış ve alay edip durdukları şeyler, kendilerini sarmıştır.
zamanSo whendokunduğutouchesinsana[the] manbir zararadversitybize du'a ederhe calls upon Ussonrathenvakitwhenona verdiğimizWe bestow (on) himbir ni'meta favorbizdenfrom Usderhe sayselbetteOnlybu bana verildiI have been given itsayesindeforbilgi(m)knowledgehayırNayoitbir imtihandır(is) a trialfakatbutçoklarımost of thembilmiyorlar(do) notbilirlerknow
🇹🇷 39:49 Fakat insana bir sıkıntı dokunuverince bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir nimet bahşettiğimiz zaman da: "O bana bir bilgi üzerine verildi." der. Belki bu bir imtihandır, fakat pek çokları bilmezler.
elbetteIndeedbunu demişlerdisaid itkimselerthoseonlardan öncekilerbefore themonlardan öncebefore themama olmadıbut (did) notyararıavailkendilerinethemşeylerwhatkazandıklarıthey used tokazanırlarearn
🇹🇷 39:50 Onu, bunlardan öncekiler de söyledi. Fakat o kazandıkları, kendilerini kurtarmadı.
sonra başlarına geldiThen struck themkötülükleri(the) evilskazandıklarının(of) whatkazandılarthey earnedkimselereAnd those whozulmedenlerehave wrongedbunlardanofbunlartheseerişecektirwill strike themkötülükleri(the) evilsyaptıklarının(of) whatkazandılarthey earnedve değillerdirand notonlartheyengel olacakwill be able to escape
🇹🇷 39:51 Neticede kazandıklarının kötülükleri, başlarına geçti. Şunlardan o zulmedenlerin de kazandıkları kötülükleri başlarına geçecektir. Onlar da bunu atlatacak değillerdir.
mi?Do notbilmedilerthey knowelbettethatAllahAllahaçarextendsrızkıthe provisionkimseyefor whomdilediğiHe willsve kısarand restrictsşüphesizIndeedvardırinbundathatibretlersurely (are) signsbir toplum içinfor a peopleinananwho believe
🇹🇷 39:52 Hâlâ bilmediler mi ki; Allah, rızkı dilediğine açar ve kısar. Şüphesiz ki bunda iman edecek bir kavim için nice ibretler vardır.
de kiSayey kullarımO My slavesaşırı gidenThose whohaddi aştılarhave transgressedkarşıagainstnefislerinethemselvesasla(do) notumut kesmeyindespairrahmetindenofrahmet(the) MercyAllah'ın(of) AllahşüphesizIndeedAllahAllahbağışlarforgivesgünahlarıthe sinsbütünallçünkü OIndeed HeOHeçok bağışlayandır(is) the Oft-Forgivingçok esirgeyendirthe Most Merciful
🇹🇷 39:53 De ki: "Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümid kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir."
ve dönünAnd turnRabbinizetoRabbinyour Lordve teslim olunand submitO'nato Himöncebeforeöncebeforesize gelip çatmadan[that]sana gelircomes to youazabthe punishmentsonrathenaslanotsize yardım edilmezyou will be helped
🇹🇷 39:54 Onun için ümidi kesmeyin de başınıza azab gelmeden önce tevbe ile Rabbinize yönelin ve O'na teslim olun. Sonra kurtulamazsınız.
ve uyunAnd followen güzeline(the) bestindirilenin(of) whatvahyolunuris revealedsizeto youRabbinizdenfromRabbinyour Lordöncebeforeöncebeforesize gelmezden[that]sana gelircomes to youazabthe punishmentansızınsuddenlyve sizwhile youhiç(do) notfarkına varmadanperceive
🇹🇷 39:55 Haberiniz olmayarak ansızın başınıza azab gelmeden önce (halis müslüman olun da) Rabbinizden size indirilenin en güzelini takib ve tatbik edin.
demesinden (sakının)Lestdemesishould saynefsina souleyvah (bana)Oh! My regretdolayıoverkusur edişimdenwhatihmal ettimI neglectedyanındainhakkındaregard (to)Allah'ınAllahve gerçektenand thatben oldumI waskimselerdensurely, amongalay edenlerdenthe mockers
🇹🇷 39:56 (O günden sakının ki günahkar) nefis şöyle diyecektir: "Allah'ın yanında yaptığım kusurlardan dolayı yazık bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim."
Mahmoud Khalil Al-Husary