ve üflenirAnd (will) be blownSur'a[in]sûrthe trumpetsonra ölür (bayılır)then (will) fall deadolanlarwhoevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve olanlarand whoeveryerde(is) onyeryüzüthe earthdışındaexceptkimselerwhomdilediğiAllah willsAllah'ınAllah willssonraThenüflenir(it will) be blownona[in it]bir dahaa second timebirdenand beholdonlarTheykalkmış(will be) standingbakıyorlardırwaiting
🇹🇷 39:68 Ve sûra üflenmiştir. Göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yıkılmıştır. Ancak Allah'ın dilediği müstesna. Sonra ona bir daha üflenmiştir. Bu defa da hep onlar kalkmışlar bakıyorlardır.
ve parlarAnd (will) shineyerthe earthnuru ilewith (the) lightRabbinin(of) its Lordve (ortaya) konurand (will) be placedKitapthe Recordve getirilirand (will) be broughtpeygamberlerthe Prophetsve şahidlerand the witnessesve hükmedilirand it (will) be judgedaralarındabetween themadaletlein truthve onlaraand theyaslawill not be wrongedhaksızlık edilmezwill not be wronged
🇹🇷 39:69 Yer, Rabbinin nuru ile parlamıştır. Kitap konmuş, peygamberler ve şahitler getirilmiş ve aralarında hak ile hüküm verilmektedir. Hem onlara hiç haksızlık yapılmaz.
ve tam verilirAnd (will) be paid in fullhereverynefsesoulkarşılığıwhatyaptığınınit didve Oand Heen iyi bilendir(is the) Best-Knoweronların ne yaptıklarınıof whatyaparlarthey do
🇹🇷 39:70 Herkese ne amel yaptıysa karşılığı tam olarak ödenmiştir. O (Allah), onların yaptıklarını en iyi şekilde bilmektedir.
ve sürülürlerAnd (will) be drivenkimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievecehennemetocehennemHellbölük bölük(in) groupsnihayetuntilzamanwhenoraya geldiklerithey reach itaçılır(will) be openedkapılarıits gatesve şöyle derand (will) sayonlarato themonun bekçileriits keepersgelmedimi?Did notsana gelircome to youelçilerMessengerskendi aranızdanfrom youokuyanrecitingsizeto youayetlerini(the) VersesRabbinizin(of) your Lordve sizi uyaranand warning youkavuşacağınıza(of the) meetinggününüze(of) your DaybuthisderlerThey (will) sayevetYesamaButhak olmuşturhas been justifiedsözü(the) wordazab(of) punishmentüzerineagainstkafirlerthe disbelievers
🇹🇷 39:71 İnkâr edenler bölük bölük cehenneme sevkedilmektedir. Nihayet oraya vardıklarında kapıları açılır ve bekçileri onlara: "İçinizden size Rabbinizin âyetlerini okuyan, bu gününüzle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" derler. Onlar da: "Evet geldi" derler. Fakat kâfirler üzerine azab kelimesi hak oldu.
denilirIt will be saidgirinEnterkapılarından(the) gatescehennemin(of) Hellebedi kalmak üzere(to) abide eternallyiçindethereinne kötüdürand wretched isyeri(the) abodekibirlenenlerin(of) the arrogant
🇹🇷 39:72 (Onlara): "Ebedî olarak içinde kalmak üzere girin cehennemin kapılarından" denir. Bak, büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!
ve sevk edilirlerAnd (will) be drivenkimselerthose whokorunan(lar)fearedRablerinin (azabından)their LordcennetetocennetParadisebölük bölük(in) groupsnihayetuntilzamanwhengeldiklerithey reach itve açılırand (will) be openedonun kapılarıits gatesve derlerand (will) sayonlarato themonun bekçileriits keepersselamPeace besizeupon you(ne) hoşsunuzyou have done wellburaya girinso enter itebedi kalmak üzere(to) abide eternally
🇹🇷 39:73 Rablerinden korkanlar da bölük bölük cennete sevk edilmektedir. Nihayet oraya vardıkları zaman kapıları açılır ve bekçileri onlara: "Selâm sizlere, ne hoşsunuz! Ebedî olarak içinde kalmak üzere haydi girin oraya!" derler.
ve derlerAnd they will sayhamdolsunAll praiseAllah'a(be) to Allaho ki;Whobize yerine getirdihas fulfilled for usverdiği sözünüHis promiseve bizi varis kıldıand has made us inherityurdathe earthoturacağımızwe may settle(-ten)[from]cennet(in) Paradiseyerindewhereverdilediğimizwe wishne güzeldirSo excellentücreti(is the) rewardçalışanların(of) the workers
🇹🇷 39:74 Onlar da: "Hamdolsun o Allah'a ki, bize vaadini doğru çıkardı ve bizi cennet arzına varis kıldı. Cennette istediğimiz yerde oturuyoruz" derler. Bak ne güzeldir mükafatı o iyi amel işleyenlerin!
Mahmoud Khalil Al-Husary