☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
yine onları görürsünAnd you will see themsunulurlarkenbeing exposedona (ateşe)to itbaşlarını öne eğikhumbledaşağılıktanbyrezillikdisgracebakarlarlookinggöz ucuylawithbir bakışa glancegizli gizlistealthyve demişlerdirAnd will sayinananlarthose whoiman ettibelievedşüphesizIndeedasıl ziyana uğrayanlarthe losersziyan edenlerdir(are) those whokaybettilerlostkendilerinithemselvesve aileleriniand their familiesgünü(on the) Daykıyamet(of) the ResurrectionbakınUnquestionablygerçektenIndeedzalimlerthe wrongdoersiçindedirler(are) inbir azaba punishmentsüreklilasting
🇹🇷 42:45 Sen, onların aşağılıktan dolayı başları öne eğilmiş, göz ucuyla gizli gizli etrafa bakarlarken ateşe sunulduklarını görürsün, iman edenler de: "Gerçekten zarara uğrayanlar hem kendilerine hem de ailelerine kıyamet günü yazık etmiş olan kimselerdir."diyeceklerdir. İyi bilin ki zalimler devamlı bir azap içerisindedirler.
ve yokturAnd notonlarınwill beonlar içinfor themhiçbiranyvelileriprotectorkendilerine yardım edecek(who) will help thembaşkabesidesbaşkabesidesAllah'tanAllahve kimiAnd whomsapıklıkta bırakırsaAllah lets go astrayAllahAllah lets go astrayartık yokturthen notonun içinfor himhiçbiranyyolway
🇹🇷 42:46 Onların Allah'tan başka kendilerine yardım edecek hiçbir dostları yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onun için çıkar bir yol yoktur.
uyunRespondRabbinizeto your Lordöncebeforeöncebeforegelmezden[that]gelircomesbir güna Daymümkün olmayan(there is) nogeri çevrilmesiavertingonunfor itAllahtanfromAllahAllahyokturNotsizin için(is) for youhiçbiranysığınacak yerrefugeo gün(on) that Dayve yokturand notsizin içinfor youhiçbiranyinkardenial
🇹🇷 42:47 Allah tarafından, geri çevrilemeyecek kıyamet günü gelmeden önce, Rabbinizin davetine uyun, çünkü o gün, sizin için sığınacak bir yer yoktur ve siz inkâr da edemezsiniz.
eğerThen ifyüz çevirirlersethey turn awaybiz seni göndermedikthen notseni gönderdikWe have sent youonların üzerineover thembekçi(as) a guardiandeğildirNotsana düşen(is) on youbaşkasıexceptduyurmaktanthe conveyanceelbette bizAnd indeedzamanwhentaddırdığımızWe cause to tasteinsana[the] manbizdenfrom Usbir rahmetMercysevinirhe rejoicesonain itama eğerBut ifbaşlarına gelirsebefalls thembir kötülükevildolayıfor whatöne sürdüğü işlerdenhave sent forthellerinintheir handsşüphesiz hementhen indeedinsan[the] mannankör olur(is) ungrateful
🇹🇷 42:48 Ey Muhammed! Eğer onlar yüz çevirirlerse bilsinler ki, biz seni onların üzerine bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir, ama elleriyle yaptıkları yüzünden kendilerine bir kötülük isabet ederse, o zaman görürsün ki insan çok nankördür.
Allah'ındırTo Allahmülkü(belongs the) dominiongöklerin(of) the heavensve yerinand the earthyaratırHe createsnewhatdiliyorsaHe willsbahşederHe grantskimse içinto whomdilediğiHe willsdişilerfemalesve bahşederand He grantskimse içinto whomdilediğiHe willserkekler[the] males
🇹🇷 42:49 Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah'a aittir. O dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuk, dilediğine de erkek çocuk bahşeder.
yahutOronları çift (ikiz) yaparHe grants themerkeklermalesve dişilerand femalesve yaparand He makeskimseyiwhomdilediğiHe willskısırbarrenşüphesiz OIndeed, Hebilendir(is) All-Knowergücü yetendirAll-Powerful
🇹🇷 42:50 Yahut Allah onları erkek ve kız olmak üzere çift verir, dilediğini de kısır yapar. Şüphesiz ki O her şeyi bilir. O'nun her şeye gücü yeter.
ve yoktur olmaz'And notbir insanlaishiçbir insan içinfor any human(karşılıklı) konuşmasıthatAllah'ın onunla konuşmasıAllah should speak to himAllah'ınAllah should speak to himdışındaexceptvahiy(by) revelationyahutorarkasındanfromarkasındabehindperdea veilyahutorgönderir(by) sendingbir elçia messengervahyedecekthen he revealsizniyleby His permissionnewhatdiliyorsaHe willsşüphesiz OIndeed, Heyücedir(is) Most Highhüküm ve hikmet sahibidirMost Wise
🇹🇷 42:51 Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. Yahut da bir elçi gönderir de izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz ki O çok yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.