dediHe saido halde nedir?Then whatgöreviniz(is) your missioneyO messengerselçilerO messengers
🇹🇷 51:31 İbrahim, kendisine misafir olarak gelen meleklere: "Acaba sizin asıl önemli işiniz nedir ey elçiler?" dedi.
dedilerThey saidelbette bizIndeed, wegönderildik[we] have been sentbir kavmetobir kavima peoplesuçlucriminal
🇹🇷 51:32 Onlar: "Gerçekten biz günahkâr bir kavim (olan Lût kavmine) gönderildik.
salalım diyeThat we may send downonların üzerineupon themtaş(lar)stonesçamurdanofçamurclay
🇹🇷 51:33 Onların üzerine çamurdan pişirilmiş sert taşlar yağdıracağız.
işaretlenmiş (taşlar)Markedkatındaby your LordRabbininby your Lordhaddi aşanlar içinfor the transgressors
🇹🇷 51:34 O taşlardan herbirinin haddi aşanlardan kime isabet edeceği Rabbin katında işaretlenmiştir." dediler.
sonra çıkardıkThen We brought outbulunan(those) whoidilerwereoradathereinmü'minlerdenofmüminlerthe believers
🇹🇷 51:35 Nihayet biz müminlerden orada bulunan kimseleri çıkardık.
zatenBut notbulmadıkWe foundoradathereinbaşkasınıother thanbir ev(halkın)dana houseolanofmüslümanthe Muslims
🇹🇷 51:36 Fakat biz orada müslümanlardan bir ev halkından başka kimseyi de bulamadık.
ve bıraktıkAnd We leftoradathereinbir ibreta Signiçinfor those whokorkanlarfearazabdanthe punishmentacıklıthe painful
🇹🇷 51:37 Biz orada acı bir azabdan korkan kimseler için bir ibret nişanesi bıraktık.
ve (ibret) vardırAnd inMusa'daMusahaniwhenonu göndermiştikWe sent himFir'avn'etoFiravunFiraunbir delil ilewith an authorityaçıkclear
🇹🇷 51:38 Musa'nın kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu apaçık bir delille Firavun'a göndermiştik.
çevirdiBut he turned awayyanınıwith his supportersve dedi kiand saidbüyücüdürA magicianveyaorcinlidira madman
🇹🇷 51:39 Firavun ise ordusuyla birlikte yüz çevirmiş, onun hakkında: "Bu bir sihirbazdır, ya da bir delidir." demişti.
biz de onu yakaladıkSo We took himve askerleriniand his hostsve onları attıkand threw themdenizeintodenizthe seave owhile hekendi kendini kınıyordu(was) blameworthy
🇹🇷 51:40 Nihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.
ve (ibret) vardırAnd inAd'deAadhaniwhengönderdikWe sentonlaraagainst thembir rüzgarthe windköklerini kesenthe barren
🇹🇷 51:41 Âd kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani biz onların üzerine köklerini kesecek bir rüzgar göndermiştik.
bırakmıyorNotayrıldıit lefthiçbiranyşeyithinggeçtiğiit cameüzerindenupon itancakbutonu ediyorduit made itkül gibilike disintegrated ruins
🇹🇷 51:42 O rüzgar üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül gibi dağıtıyordu.
ve (ibret) vardırAnd inSemud'daThamudhaniwhendenmiştiwas saidonlarato themsefa sürünEnjoy (yourselves)kadarforbir süreyea time
🇹🇷 51:43 Semud kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani onlara: "Belirli bir süreye kadar dünyadan yararalanıp, geçinin!" denmişti.
başkaldırdılarBut they rebelledkarşıagainstbuyruğuna(the) CommandRablerinin(of) their Lordbu yüzden onları yakaladıso seized themyıldırımthe thunderboltve onlarwhile theybakıp dururlardıwere looking
🇹🇷 51:44 Onlarsa Rablerinin emrine karşı büyüklük tasladılar. Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı.
güçleri yetmediThen notgüçleri yettithey were able toayağa kalkmaya[of]dururlarstandveand notolmadılarthey couldyardım edilenhelp themselves
🇹🇷 51:45 Artık onlar, ne kendi kendilerine ayağa kalkabildiler, ne de yardım gördüler.
ve kavmini (helak etmiştik)And (the) peopleNuh(of) Nuhdaha öncebeforeöncebeforeçünkü onlarindeed, theyidilerwerebir topluma peopleyoldan çıkmışdefiantly disobedient
🇹🇷 51:46 Daha önce de Nuh kavmini helâk etmiştik. Çünkü onlar yoldan çıkmış fâsık bir kavimdiler.
ve göğüAnd the heaveninşa ettikWe constructed itsağlamwith strengthve elbette bizand indeed, Wegenişleticiyiz(are) surely (its) Expanders
🇹🇷 51:47 Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz.
🔬 İlim notu —
Evrenin genişlediği 1929’da Hubble ile gözlendi. "Genişletmekteyiz" ifadesindeki süreklilik dikkat çekici.
❝Göğü kudretle bina ettik; şüphesiz onu genişletmekteyiz.❞
Evrenin genişlediği 1929’da Hubble ile gözlendi. "Genişletmekteyiz" ifadesindeki süreklilik dikkat çekici.
ve yeriAnd the earthbiz döşedikWe have spread itne güzelhow excellentdöşeyiciyiz(are) the Spreaders
🇹🇷 51:48 Yeryüzünü de biz döşedik. Bakın biz onu ne güzel döşüyoruz!
veAnd ofhereveryşeydenthingyarattıkWe have creatediki çift (erkek-dişi)pairsumulur kiso that you maydüşünüp öğüt alasınızremember
🇹🇷 51:49 Biz herşeyden iki çift yarattık. Umulur ki, iyice düşünürsünüz.
o halde kaçınSo fleeAllah'atoAllahAllahşüphesiz benindeed, I amsizeto youO'nun tarafındanfrom Himbir uyarıcıyıma warnerapaçıkclear
🇹🇷 51:50 Ey Muhammed! de ki: "Öyleyse Allah'a koşun, gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
veAnd (do) notuydurmayınmakeile beraberwithAllahAllahtanrılargodbaşkaanotherşüphesiz benIndeed, I amsizeto youO'nun tarafındanfrom Himbir uyarıcıyıma warnerapaçıkclear
🇹🇷 51:51 Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın (O'na ortak koşmayın). Gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."
Mahmoud Khalil Al-Husary