ve geldilerAnd cameFir'avnFiraunve kimselerand (those)ondan öncekibefore himve altüst olmuş kentlerand the overturned citieshatalı iş ilewith sin
🇹🇷 69:9 Firavun, ondan öncekiler ve altı üstüne getirilen beldeler de hep o hatayı işleyegeldiler.
karşı geldilerAnd they disobeyedelçisine(the) MessengerRablerinin(of) their LordO da onları yakaladıso He seized thembir yakalayışla(with) a seizureşiddeti gittikçe artanexceeding
🇹🇷 69:10 Hep Rablerinin elçilerine karşı geldiler. O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.
elbette bizIndeed, Wekabarıncawhentaştıoverflowedsu(lar)the watersizi taşıdıkWe carried youakıp gidende (gemi)inyüzen (gemi)the sailing (ship)
🇹🇷 69:11 Kuşkusuz, sular kabarınca sizi gemide biz taşıdık.
onu yapalım diyeThat We might make itsizefor youbir ibreta reminderve onu bellesinand would be conscious of itkulak(lar)an earbelleyenconscious
🇹🇷 69:12 Onu size bir ibret yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye.
zamanThen whenüflendiğiis blownSur'ainsûrthe trumpet üflemea blastbir teksingle
🇹🇷 69:13 Sûr'a bir tek üfleme üflendiği,
yerlerinden kaldırıldığıAnd are liftedarzthe earthve dağlarand the mountainsçarpıştırıldığıand crushedçarpma ile(with) a crushingbir teksingle
🇹🇷 69:14 Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman,
işte o günThen (on) that Dayvuku bulurwill occurolacak olanthe Occurrence
🇹🇷 69:15 İşte o gün olacak olur.
yarılmıştırAnd will splitgökthe heavenoso ito gün(is on) that Dayzayıftırfrail
🇹🇷 69:16 O gün gök yarılmış, sarkmıştır.
vre melekler deAnd the Angelsonun kenarlarındadır(will be) onkenarlarıits edgesve taşırand will beartahtını(the) ThroneRabbinin(of) your Lordüstlerindeabove themo günthat Daysekiz (melek)eight
🇹🇷 69:17 Melekler de onun etrafındadır, O gün Rabbinin Arşını bunların da üstünde sekiz melek yüklenir.
o günThat Dayarz olunursunuzyou will be exhibitedgizli kalmaznotgizli kalacakwill be hiddensizdenamong youhiçbir gizany secret
🇹🇷 69:18 O gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz, öyle ki gizli bir haliniz kalmaz.
o zamanThen as forkimse(him) whoverilenis givenKitabıhis recordsağındanin his right handder kiwill sayalınHereokuyunreadKitabımımy record
🇹🇷 69:19 Kitabı sağından verilen, "alın okuyun kitabımı.."
süphesiz benIndeed, Isezmiştimwas certainelbette benimthat Ikarşılaşacağımı(will) meethesabımlamy account
🇹🇷 69:20 "Çünkü ben hesabıma kavuşacağımı sezmiştim" der.
artık oSo heiçindedir(will be) inbir yaşama lifememmun edenpleasant
🇹🇷 69:21 Artık o hoşnut bir hayattadır.
bir bahçedeInbir cenneta Gardenyüksekelevated
🇹🇷 69:22 Yüksek bir cennettedir.
meyveleriIts clusters of fruitsaşağıya sarkmışhanging near
🇹🇷 69:23 Ki o cennetin meyveleri sarkmıştır.
yeyinEatve içinand drinkafiyetle(in) satisfactionötürüfor whatyaptığınız işlerdenyou sent before yougünlerdeingünlerthe daysgeçmişpast
🇹🇷 69:24 "Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yeyin, için." (denir).
o zamanBut as forkimse(him) whoverilenis givenKitabıhis recordsol tarafındanin his left handder kiwill sayey keşke banaO! I wishverilmeseydinotbana verilseydiI had been givenKitabımmy record
🇹🇷 69:25 Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keşke kitabım verilmeseydi de,
ve hiçAnd notbilmeseydimI had knownnedirwhathesabım(is) my account
🇹🇷 69:26 Hesabımın ne olduğunu bilmeseydim,
ey keşkeO! I wish itolsaydıhad beenişimi bitirmişthe end
🇹🇷 69:27 Ne olurdu o ölüm, iş bitirici olsaydı.
hiçbirNotyarar sağlamadıhas availedbanamemalımmy wealth
🇹🇷 69:28 Malım bana hiç fayda vermedi.
yok olup gittiIs gonebendenfrom megücüm (saltanatım)my authority
🇹🇷 69:29 Gücüm de benden yok olup gitti."
tutun onuSeize himbağlayın onuand shackle him
🇹🇷 69:30 (Zebanilere şöyle denir): "Onu yakalayın da bağlayın."
sonraThencehenneme(into) the Hellfiresallayın onuburn him
🇹🇷 69:31 "Sonra cehenneme atın onu."
sonraThenzincireintobir zincira chainuzunluğuits lengthyetmiş(is) seventyarşıncubitsvurun onuinsert him
🇹🇷 69:32 "Sonra da boyu yetmiş arşın zincir içerisinde onu oraya sokun."
çünkü oIndeed, heidiwasinanmıyornotiman ederekbelievingAllah'ain Allahbüyükthe Most Great
🇹🇷 69:33 Çünkü o, büyük Allah'a inanmıyordu.
veAnd (did) notön ayak olmuyurdufeel the urgedoyurmayaondoyurmak(the) feedingyoksulu(of) the poor
🇹🇷 69:34 Yoksula yedirmeye teşvik etmiyordu.
yokturSo notonun içinfor himbugüntodayburadaherecandan bir dostany devoted friend
🇹🇷 69:35 Bu sebeple bugün burada onun candan bir dostu yoktur.
Mahmoud Khalil Al-Husary