☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
bir gün içinFor a DaybüyükGreat
🇹🇷 83:5 Büyük bir gün için.
o gün(The) Daydururlarwill standinsanlarmankindRabbinin divanındabefore (the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 83:6 Öyle bir gün ki, insanlar o gün Rabblerinin huzurunda divan duracaklar.
hayırNaydoğrusuIndeedyazıcısı(the) recordsapanların(of) the wickedelbette(is) surely inSiccin'dedirSijjin
🇹🇷 83:7 Hayır hayır, kötülerin yazısı muhakkak Siccin'dedir.
nedir?And whatsana bildirencan make you knowne olduğunuwhatSiccin('in)(is) Sijjin
🇹🇷 83:8 Bildin mi sen, Siccin nedir?
bir KitaptırA bookyazılmışwritten
🇹🇷 83:9 Yazılmış bir kitaptır o.
vay halineWoeo günthat Dayyalanlayanlarınto the deniers
🇹🇷 83:10 Vay haline yalanlayanların o gün!
onlarThose whoyalanlamaktadırlardenygününü(the) Dayceza(of) the Judgment
🇹🇷 83:11 Onlar ceza gününü yalanlayanlardır.
yalanlamazAnd notinkâr edebilircan denyonu[of] itbaşkasıexcepthereverysaldırgantransgressorgünahkardansinful
🇹🇷 83:12 Onu ancak sınırı aşan ve günaha düşkün olanlar yalanlar.
zamanWhenokunduğuare recitedonato himayetlerimizOur Versesderhe saysmasallarıStorieseskilerin(of) the former (people)
🇹🇷 83:13 Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, "eskilerin masalları" der.
hayırNaydoğrusuButpaslanmıştır(the) stain has coveredüzeri[over]kalblerinintheir heartsşeyler(for) whatolduklarıthey used tokazanıyor(lar)earn
🇹🇷 83:14 Hayır hayır, öyle değil. Aksine onların kazandığı günahlar kalplerinin üzerine pas olmuştur.
hayırNaydoğrusu onlarIndeed, theyRablerindenfromRableritheir Lordo günthat Dayperdelenmişlerdirsurely will be partitioned
🇹🇷 83:15 Hayır hayır, doğrusu onlar o gün Rablerini görmekten mahrumdurlar.
sonraThenonlarindeed, theyelbette gireceklerdir(surely) will burncehenneme(in) the Hellfire
🇹🇷 83:16 Sonra onlar muhakkak cehenneme girecekler.
sonraThendenilecektirit will be saidişte budurThisşey(is) whatolduğunuzyou used toonu[of it]yalanlıyor(lar)deny
🇹🇷 83:17 Sonra da onlara: "İşte bu, yalanlayıp durduğunuz şeydir" denilecek.
hayırNayşüphesizIndeedyazısı(the) recordiyilerin(of) the righteouselbette(will be) surely inİlliyyindedirIlliyin
🇹🇷 83:18 Hayır hayır, iyilerin yazısı muhakkak Illiyyîn'dedir.
nedir?And whatsana bildirencan make you knowne olduğunuwhatİlliyyin('in)(is) Illiyun
🇹🇷 83:19 Bildin mi sen, Illiyyîn nedir?
bir KitaptırA bookyazılmışwritten
🇹🇷 83:20 Yazılmış bir kitaptır o.
ona tanık olurlarWitness ityaklaştırılmış olanlarthose brought near
🇹🇷 83:21 Allah'a yaklaştırılmış melekler ona tanık olurlar.
şüphesizIndeediyilerthe righteouselbette içindedirler(will be) surely inni'metbliss
🇹🇷 83:22 Haberiniz olsun ki, iyiler nimet içindedir.
üzerindeOndivanlarthronesoturup bakarlarobserving
🇹🇷 83:23 Tahtlar üzerinde etrafa bakarlar.
sezersinYou will recognizeyüzlerindeinyüzleritheir facessevinç ve parıltısını(the) radianceni'metin(of) bliss
🇹🇷 83:24 Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün.
onlara içirilirThey will be given to drinkhalis bir şaraptanoftertemiz bir içeceka pure winemühürlüsealed
🇹🇷 83:25 Onlara damgalı saf bir içki sunulur.
ki onun sonuIts sealmisktir(will be of) muskveAnd forişte bunun içinthatyarışsınlarlet aspireyarışanlarthe aspirers
🇹🇷 83:26 Onun sonu misktir. İşte ona imrensin artık imrenenler.
karışımıAnd its mixturetesnimdendir(is) ofTesnîmTasneem
🇹🇷 83:27 Karışımı Tesnim'dendir (En üstün cennet şarabındandır).
bir çeşme (ki)A springiçerlerwill drinkondanfrom ityaklaştırılanlarthose brought near
🇹🇷 83:28 Allah'a yakın olanların içecekleri bir kaynaktır o.
şüphesizIndeedkimselerthose whosuç işleyen(ler)committed crimesidilerused tokimselereatonlar kithose whoinanan(lara)believedgülüyor(lar)laugh
🇹🇷 83:29 Doğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı.
ve zamanAnd whenyanından geçtiklerithey passedonlarınby thembirbirlerine kaş göz ederlerdithey winked at one another
🇹🇷 83:30 Onlara uğradıkları vakit birbirlerine göz kırpıyorlardı.
zaman daAnd whendöndüklerithey returnedailelerinetokavimleritheir peopledönerlerdithey would returneğlenerekjesting
🇹🇷 83:31 Evlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı.
ve zamanAnd whenonları gördüklerithey saw themderlerdithey saidşüphesizIndeedşunlarthesesapıklardırsurely have gone astray
🇹🇷 83:32 Müminleri gördükleri vakit; "işte bunlar sapıklar" diyorlardı.
veBut notkendileri gönderilmemişlerdithey had been sentonların üzerineover thembekçi olarak(as) guardians
🇹🇷 83:33 Oysa onlar müminler üzerine bekçi olarak gönderilmemişlerdi.