o vakitWhenyüz tutmuştuinclinediki takımtwo partiessizdenamong youkorkup bozulmayathatümitsizliğe düştülerthey lost hearthalbuki Allahbut Allahkendilerinin dostu idi(was) their protectorAllah'aAnd onAllahAllahdayansınlarlet put (their) trustinananlarthe believers
🇹🇷 3:122 O zaman içinizden iki takım bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. İnananlar, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.
nitekimAnd certainlysize yardım etmiştihelped youAllahAllahBedir'dein Badrve sizwhile you (were)zayıf durumdaykenweakO halde korkunSo fearAllah'tanAllahumulur kiso that you mayşükredersiniz(be) grateful
🇹🇷 3:123 Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah size Bedir'de yardım etmişti. Allah'tan sakının ki, O'na şükretmiş olasınız.
O zamanWhensen diyordunyou saidmü'minlereto the believerssize yetmez mi?Is it notsana yeterenough for yousize yardım etmesithatsize yardım ederreinforces youRabbinizinyour Lordüçwith threebinthousand[s]melek ile[of]melekler[the] Angelsindirilmiş[the ones] sent down
🇹🇷 3:124 O zaman sen müminlere: "Rabbinizin size, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.
evetYeseğerifsabredersenizyou are patientve korunursanızand fear (Allah)üzerinize gelselerand they come upon youonlar ansızın[of]ansızınsuddenlyşu (anda)[this]size yardım ederwill reinforce youRabbinizyour Lordbeşwith fivebinthousand[s]melekle[of]melekler[the] Angelsnişanlı[the ones] having marks
🇹🇷 3:125 Evet, sabreder ve (Allah'tan) korkarsanız, onlar ansızın üzerinize gelseler, Rabbiniz size nişanlı nişanlı beş bin melekle yardım eder.
onu yapmazAnd notonu yaptımade itAllahAllahancak (yapar)exceptmüjde olsun diye(as) good newssizefor youve güven bulsun diyeand to reassurekalblerinizyour heartsbununlawith itve yokturAnd (there is) noyardım[the] victoryancak( vardır)exceptkatındafrom[yakın][near]AllahAllahdaima galibthe All-Mightyhüküm ve hikmet sahibithe All-Wise
🇹🇷 3:126 Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım, yalnız daima galip ve hikmet sahibi olan Allah katındandır.
kessin diyeThat He may cut offbir kısmınıa partkimselerdenofonlar kithose whoinkar eden(ler)disbelievedyahutorve perişan etsin desuppress themdönüp gitsinler diyeso (that) they turn backumutsuz olarakdisappointed
🇹🇷 3:127 (Allah bu yardımı) inkâr edenlerden bir kısmını kessin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler (diye yaptı).
yokturNotseninfor youo konudaofhükümthe decision(yapacağın) bir şey(of) anythingyawhether(Allah) tevbelerini kabul ederHe turnsonlarınto themya daoronlara azab ederpunishes themşüphesiz onlar (diye)for indeed, theyzalimlerdir(are) wrongdoers
🇹🇷 3:128 Bu işten sana hiçbir şey düşmez. (Allah), ya onların tevbesini kabul eder, yahut onlara, zalim olduklarından dolayı azab eder.
ve Allah'ındırAnd to Allah (belongs)olanlarwhatgöklerde(is) ingöklerthe heavensve olanlarand whatyerde(is) inyeryüzüthe earth(O) bağışlarHe forgiveskimseyi[for] whomdilediğiHe willsve azabederand punishesdimseyewhomdilediğiHe willsAllahAnd Allahçok bağışlayan(is) Oft-Forgivingçok esirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 3:129 Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
EyO youkimselerwhoinanan(lar)believeyemeyin(Do) notyiyineatribathe usurykat katdoubledarttırarakmultipliedve korkunAnd fearAllah'tanAllahumulur kiso that you maykurtuluşa erersiniz(be) successful
🇹🇷 3:130 Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.
ve sakınınAnd fearateştenthe Fireo kiwhichhazırlanmıştıris preparedkafirler içinfor the disbelievers
🇹🇷 3:131 Kâfirler için hazırlanmış olan ateşten sakının.
ve ita'at edinAnd obeyAllah'aAllahve Elçiyeand the Messengerumulur ki olursunuzso that you maymerhamet edilenlerdenreceive mercy
🇹🇷 3:132 Allah ve Peygambere itaat edin ki, size de merhamet edilsin.
Mahmoud Khalil Al-Husary