ve dedilerAnd saidYahudilerthe Jewsve hıristiyanlarand the ChristiansbizWe (are)oğullarıyız(the) childrenAllah'ın(of) Allahve sevgilileriyizand His belovedde kiSayo halde niçinThen whysize azabediyor(does He) punish yougünahlarınızdan ötürüfor your sinshayırNaysiz deyou (are)birer insansınızhuman beingsO'nun yaratıklarındanfrom among (those)yarattıHe createdbağışlarHe forgiveskimseyi[for] whomdilediğiHe willsve azabederand punisheskimseyewhomdilediğiHe willsAllah'ındırAnd for Allahmülkü(is the) dominiongöklerin(of) the heavensve yerinand the earthbulunan herşeyinand whateverve ikisi arasında(is) between themO'nadırand to Himdönüş de(is) the final return
🇹🇷 5:18 Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: " O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah) size azab ediyor?" Hayır, siz de O'nun yaratıklarından birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü Allah'ındır. Nihayet dönüş de O'nadır.
Ey ehliO PeopleKitap(of) the BookmuhakkakSurelysize geldihas come to youElçimizOur Messengergerçekleri açıklıyanhe makes clearsizeto youarasının kesildiği sırada[on]bir aradan (sonra)(after) an interval (of cessation)elçilerinofelçilerthe Messengersdemeyesinizlestdersinizyou saybize gelmediNotbize geldi(has) come to usbir müjdeleyicianymüjdeleyicibearer of glad tidingsve ne deand notbir uyarıcıa warnerişteBut surelysize geldihas come to youmüjdeleyicia bearer of glad tidingsve uyarıcıand a warnerAllahAnd Allahher(is) onhereveryşeyethingkadirdirAll-Powerful
🇹🇷 5:19 Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasının kesildiği bir sırada size Resulümüz geldi, gerçekleri açıklıyor ki, (yarın kıyamet gününde): "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyiniz. İşte müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, her şeye kadirdir.
ve haniAnd whendemiştisaidMusaMusakavmineto his peopleEy kavmimO my peoplehatırlayınrememberni'metini(the) FavorAllah'ın(of) Allahsize olanupon youzira (O)whenvar ettiHe placedaranızdaamong youpeygamberlerProphetsve sizi yaptıand made youkrallarkingsve size verdiand He gave youşeyleriwhatvermediğinotO verdiHe (had) givenhiç kimseye(to) anyonedünyalardafromâlemlerthe worlds
🇹🇷 5:20 Musa kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. O, içinizden peygamberler çıkardı. Sizi hükümdarlar yaptı. Ve âlemlerde hiçbir kimseye vermediğini size verdi."
Ey kavmimO my peoplegirinEntertoprağathe landKutsalthe Holykiwhichyaz(ıp nasibet)diği(has been) ordainedAllah'ın(by) Allahsizefor youdönmeyinand (do) notdönerlerturnarkanızaonsırtlarınızyour backsyoksa dönersinizthen you will turn backkaybedenlere(as) losers
🇹🇷 5:21 "Ey kavmim, Allah'ın size yazdığı kutsal toprağa girin, geriye dönmeyin, yoksa kayba uğrarsınız."
dediler kiThey saidEy MusaO MusaşüphesizIndeedorada vardırin itbir millet(are) peoplezorba(of) tyrannical strengthve şüphesiz bizand indeed, weoraya girmeyizneveroraya girecekwill enter itkadaruntilonlar çıkıncayathey leaveoradanfrom iteğerand ifçıkarlarsathey leaveoradan[from] ito zaman bizthen certainly we (will)girerizenter (it)
🇹🇷 5:22 Onlar da: "Ey Musa! Orada zorba bir kavim var. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, şüphesiz biz de gireriz" dediler.
dedi kiSaidiki adamtwo menkimselerdenfromonlar kithose whokorkanlar(dan)feared (Allah)ni'met verdiği(had) favoredAllah'ınAllahkendilerine[on] both of themgirinEnteronların üzerineupon themkapıdan(through) the gateeğerthen whengirersenizyou have entered itmuhakkak ki sizthen indeed, you (will be)galib gelirsinizvictoriousveAnd uponAllah'aAllahdayanınthen put your trusteğerifisenizyou areinanıyorbelievers
🇹🇷 5:23 Allah'tan korkan ve Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle dedi: "Onların üzerlerine kapıdan girin. Oradan girerseniz muhakkak galip gelirsiniz. Eğer layıkıyla inanıyorsanız yalnız Allah'a dayanın.
Mahmoud Khalil Al-Husary