ve neden?And whatbizfor us (that)inanmayalımnotiman ederizwe believeAllah'ain Allahve neden?and whatbize gelencame (to) usgerçeğefromhakthe truthumarkenAnd we hopebizi katmasınıthatbizi koyacakwill admit usRabbimizinour Lordarasınawithtoplumlarthe peopleiyithe righteous
🇹🇷 5:84 "Hem biz Rabb'imizin bizi iyi kişilerle birlikte (cennete) sokmasını arzulayıp dururken, neden Allah'a ve hak olarak bize gelen şeylere inanmayalım!".
onlara verdiSo rewarded themAllahAllahdolayıfor whatsözlerindenthey saidcennetler(with) Gardensakanflowsaltlarındanfromonların altındanunderneath themırmaklarthe riversebedi kalacaklarıwill abide foreveriçindein itişte budurAnd thatmükafatı(is the) rewardgüzel davrananların(of) the good-doers
🇹🇷 5:85 Böyle demeleri sebebiyle Allah onları altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükafatlandırmıştır. Orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte iyilik yapanların mükafatı budur.
ve kimselerAnd those whoinkar eden(ler)disbelievedve yalanlayanlarand deniedayetlerimiziOur Signsişte onlarthosehalkıdır(are the) companionscehennem(of) the Hellfire
🇹🇷 5:86 İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar da cehennem ehlidir.
EyO youkimselerwhoinanan(lar)believeharam etmeyin(Do) notharam kılmayınmake unlawfulgüzel ve temiz şeyleri(the) good thingsne ki(of) whathelal kıldıhas (been) made lawfulAllah(by) Allahsizefor youveand (do) notsınırı aşmayıntransgressşüphesizIndeedAllahAllahsevmez(does) notseverlerlovesınırı aşanlarıthe transgressors
🇹🇷 5:87 Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı temiz şeyleri haram saymayın. Ve aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.
ve yeyinAnd eatsize verdiği rızıklardanof whatsize rızık verdihas provided youAllah'ınAllah helallawful(ve) temiz olarakgoodkorkunAnd fearAllah'tanAllaho kithe Onesizyou (are)kendisinein Himinanıyorsunuzbelievers
🇹🇷 5:88 Allah'ın size verdiği rızıklardan helal ve temiz olarak yeyin ve inandığınız Allah'tan korkun.
sizi sorumlu tutmazNotsizi hesaba çekerwill call you to accountAllahAllahlağvdan ötürüfor the thoughtless utterancesyeminlerinizdekiinyeminlerinizyour oathsfakatbutsizi sorumlu tutarHe will call you to accountötürüfor whatbilerek yaptığınızyou contractedyeminlerden(of) the oathbunun keffaretiSo its expiationyedirmektir(is) feedingon(of) tenfakirineedy peopleorta derecesindenoforta hâlliaveragene ki(of) whatyediriyorsunuzyou feedailenizeyour familiesyahutoronları giydirmektirclothing themya daorhürriyete kavuşturmaktırfreeingbir köleyia slavekimse iseBut whoeverbulamayan(does) notbulurlarfindoruç tutsun(that), then fastingüç(for) threegündaysişte budurThatkeffareti(is the) expiationyeminlerinizin(of) your oathszamanwhen(yemini) bozduğunuzyou have swornve koruyunAnd guardyeminleriniziyour oathsböyleceThusaçıklıyormakes clearAllahAllahsizeto youayetleriniHis Versesumulur kiso that you mayşükredersiniz(be) grateful
🇹🇷 5:89 Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası), ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir köle azad etmektir. Verecek bir şey bulamayan kimse için de üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi koruyun. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar ki, şükredesiniz.
EyO youkimselerwhoinanan(lar)believeşüphesizVerilyşarapthe intoxicantsve kumarand [the] games of chanceve dikili taşlarand (sacrifices at) altarsve şans oklarıand divining arrows(birer) pisliktir(are an) abominationişifromamel(the) workşeytan(of) the Shaitaanbunlardan kaçınınso avoid itumulur kiso that you maykurtuluşa eresiniz(be) successful
🇹🇷 5:90 Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz.
Mahmoud Khalil Al-Husary