ve zamanAnd whendendiğiit is saidonlarato themgelinComeşeyetonewhatindirdiğihas (been) revealedAllah'ın(by) Allahveand toElçi'yethe Messengerderler kithey saidbize yeterSufficient for usşey(is) whatbulduğumuzwe foundüzerindeupon itbabalarımızıour forefathersolsa da mı?Even thoughbabaları(that)atalarıtheir forefathersbilmeyen(were) notbilerekknowinghiçbir şeyanythingveand notdoğru yolu bulamayanthey (were) guided
🇹🇷 5:104 Onlara: " Allah'ın indirdiği (kitabı)ne ve peygamber'e gelin" dendiği zaman: " Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter" derler. Ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolu da bulamayan kimseler olsa da mı?
EyO youkimselerwhoinanan(lar)believesiz (bakın)Upon youkendinize(is to guard) yourselvessize zarar vermezNotsize zarar verirwill harm youkimse(those) whosapan(have gone) astraytakdirdewhensiz doğru yolda olduğunuzyou have been guidedAllah'adırToAllahAllahdönüşünüz(is) your return hepinizinallO size haber verecektirthen He will inform youşeyiof whatolduğunuzyou used toyapmışdo
🇹🇷 5:105 Ey inananlar, kendinize dikkat edin. Siz doğru yolda olduğunuz takdirde doğru yoldan sapanlar size zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Yaptıklarınızı size O haber verecektir.
EyO youkimselerwhoinananlarbelieveşahidlik etsin(Take) testimonyaranızdaamong youzamanwhengeldiğiapproachesbirinizeone of youölüm[the] deathsırasında(at the) time (of making)vasiyyet[the] a willikitwokişimenadiljustiçinizdenamong youya daordiğer iki kişi (şahidlik etsin)two otherssizden olmayanfromsenden başkaother than youeğerifsizyouyolculuk ederken(are) travel(ing)yeryüzündeinyeryüzüthe earthve başınıza gelmişsethen befalls youmusibeticalamityölüm(of) [the] deathonları tutarsınızDetain both of themsonrafromsonraafternamazdanthe prayeryemin etsinlerand let them both swearAllah'aby Allaheğerifkuşkulanırsanızyou doubtsatmayacağızNotdeğiştireceğizwe will exchangeonu (yeminimizi)it forhiçbir parayaa priceve eğereven ifolsahe isakraba da(of)yakın bir akrabaa near relativeveand notgizlemeyeceğizwe will concealşahidliğinitestimonyAllah'ın(of) Allahyoksa biz elbetteIndeed, weo zamanthenkimselerden oluruz(will) surely (be) ofgünahkarthe sinners
🇹🇷 5:106 Ey iman edenler! İçinizden birine ölüm (emareleri) geldiği zaman, vasiyet sırasında aranızdaki şahitliğin hükmü, kendi içinizden iki adaletli şahit, yahut yeryüzünde yolculuğa çıkmış iseniz, ölüm (emareleri de) size gelip çatmışsa, sizden olmayan diğer iki şahit tutmaktır. Eğer (bunlardan) şüpheye düşerseniz, namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah'a şöyle yemin ederler: "Akraba bile olsa, yemini bir çıkar karşılığı satmayacağız, Allah'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkârlardan oluruz".
eğerThen ifanlaşılırsait is discoveredonların(on)o ikisininthat the twoişledikleri(were) guiltybir günah(of) sinbaşka iki kişithen (let) two othersgeçerstandonların yerine(in) their placekendisinefromonlar kithose whohaksızlık edilenlerdenhave a lawful rightonların üzerineover them daha layıkthe former two yemin ederlerand let them both swearAllah'aby Allahmutlaka bizim şahidliğimizSurely our testimonydaha doğrudur(is) trueronların şahidliğindenthandiğer ikisinin şahitliğitestimony of the other twobiz (hakka) tecavüz etmedikand nothaddi aştıkwe have transgressedyoksa biz elbetteIndeed, weo zamanthenoluruz(will be) ofzalimlerdenthe wrongdoers
🇹🇷 5:107 Eğer o iki şahidin bir günah işledikleri anlaşılırsa ölene daha yakın olan hak sahiplerinden diğer iki kişi onların yerine geçerler ve: "Bizim şahitliğimiz, önceki iki kişinin şahitliğinden daha doğrudur. Biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik. Aksi halde biz de zalimlerden olurduk" diye Allah'a yemin ederler.
budurThaten uygun olan(is) closeryapmalarınathatvereceklerthey will giveşahidliğithe testimonyüzerineingereğiits (true) formyahutorkorkmalarınathey would fearreddedilmesindenthatçürütülecekwill be refutedyeminlerintheir oathssonraafteryeminlerindentheir (others) oathskorkunAnd fearAllah'tanAllahve iyi dinleyinand listenAllahand Allahdoğru yola iletmez(does) nothidayet ederguidetopluluğuthe peopleyoldan çıkanthe defiantly disobedient
🇹🇷 5:108 İşte bu, şahitliklerini gerektiği gibi yapmaları, yahut yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmaları için en iyi yoldur. Allah'tan korkun ve emirlerini dinleyin. Allah, doğru yoldan çıkan bir topluluğu hidayete erdirmez.
Mahmoud Khalil Al-Husary