ve ülkeninAnd the land güzel olan[the] pureçıkarcomes forthbitkisiits vegetationizniyleby (the) permissionRabbinin(of) its Lordolandan isebut whichkötüis bad çıkmaz(does) notçıkıncome forthbaşka bir şeyexceptyararsız bitkiden(with) difficultyişte biz böyleThusdöndürüp açıklarızWe explainayetlerithe Signsbir toplum içinfor a peopleşükredenwho are grateful
🇹🇷 7:58 Güzel memleketin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise yararsız bitkiden başka bir şey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir toplum için âyetleri böyle açıklarız.
andolsunCertainlygönderdikWe sentNuh'uNuhkavminetokavmihis peoplededi kiand he saidEy kavmimO my peoplekulluk edinWorshipAllah'aAllahyokturnotsizinfor youhiçbiranytanrınızgodO'ndan başkaother than Himdoğrusu benIndeed, Ikorkuyorum[I] fearsizefor youazabın(ın inmesin)denpunishmentbir günün(of the) DaybüyükGreat
🇹🇷 7:59 Andolsun ki Nûh'u elçi olarak kavmine gönderdik de dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Doğrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum."
dedi(ler) kiSaidileri gelenlerthe chiefskavmindenofkavmihis peopleelbette bizIndeed, weseni görüyoruzsurely see youiçindeinbir sapıklıkerroraçıkclear
🇹🇷 7:60 Kavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz".
dedi kiHe saidEy kavmimO my peopleyokturThere is notbendein mebir sapıklıkerrorfakat benbut I ambir elçiyima MessengertarafındanfromRabbi(the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 7:61 (Nûh) dedi ki: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim."
size duyuruyorumI convey to youmesajlarınıthe MessagesRabbimin(of) my Lordve öğüt veriyorumand [I] advisesize[to] youve biliyorumand I knowtarafındanfromAllahAllahşeyleriwhatsizin bilmediğiniznotbilirsinizyou know
🇹🇷 7:62 "Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum."
şaştınız mı?Do you wondergelmesinethatsize geldihas come to youbir Zikira reminderRabbinizdenfromRabbinyour Lordaracılığı ileonbir adama maniçinizdenamong yousizi uyarmak içinthat he may warn youve korunmanız içinand that you may fearve belkiand so that you maymerhamete uğrarsınız diyereceive mercy
🇹🇷 7:63 (Allah'ın azabından) sakınıp da rahmete nail olmanız için, içinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla size bir zikir(kitap) gelmesine şaştınız mı?"
O'nu yalanladılarBut they denied himbiz de kurtardıkso We saved himo kimseleriand those whoO'nunla berebar(were) with himbulunanlarıingemidethe shipve boğdukAnd We drownedkimselerithose whoyalanlayanlarıdeniedayetlerimiziOur Versesçünkü onlarIndeed, theyidilerwerebir kavima peoplekörblind
🇹🇷 7:64 O'nu yalanladılar, biz de O'nu ve O'nunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar, kalb gözleri körleşmiş bir kavim idiler.
ve (gönderdik)And toAd(kavmin)e deAadkardeşleri(We sent) their brotherHud'uHuddedi kiHe saidEy kavmimO my peoplekulluk edinWorshipAllah'aAllahyokturnotsizinfor youhiçbiranytanrınızgodO'dan başkaother than Himsakınmaz mısınız?Then will notsakınırsınızyou fear (Allah)
🇹🇷 7:65 Âd (kavmin)e de kardeşleri Hûd'u (gönderdik): "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. (O'na karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?" dedi.
dedi(ler) kiSaidileri gelenthe chiefskimseler(of) those whoinkarcılardisbelievedkavmindenfromkavmihis peopleelbette bizIndeed, weseni görüyoruzsurely, see youiçindeinbir beyinsizlikfoolishnessve elbette bizand indeed, wezannediyoruz ki sen[we] think youyalancılardansın(are) ofyalancılarthe liars
🇹🇷 7:66 Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: "Biz seni bir çılgınlık içinde görüyoruz, ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz."
dediHe saidEy kavmimO my peopleyokturThere is notbendein mebeyinsizlikfoolishnessfakat benbut I ambir elçiyima MessengertarafındanfromRabbi(the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 7:67 (Hûd), "Ey kavmim! Bende çılgınlık yok, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim." dedi.
Mahmoud Khalil Al-Husary