artıkAnd whendedisaidbir topluluka communityiçlerindenamong themniçin?Whyöğüt veriyorsunuz(do) you preachbir kavmea peopleAllah'ın(whom) Allahhelak edeceği(is going to) destroy themyahutorazabedeceğipunish thembir azapla(with) a punishmentşiddetliseveredediler kiThey saidma'zeret içinTo be absolvedRabbinizebeforeRabbinyour Lordve belkiand that they maykorunurlar (diye)become righteous
🇹🇷 7:164 İçlerinden bir topluluk, "Allah'ın helâk edeceği, ya da çetin bir azapla cezalandıracağı bir kavme ne diye nasihat ediyorsunuz" dediği vakit, o uyarıda bulunanlar dediler ki; "Rabbiniz tarafından mazur görülmemiz için, bir de belki günahlardan sakınırlar diye."
ne zaman kiSo whenonlar unuttularthey forgotşeyiwhathatırlatılanthey had been remindedkendilerinewith [it]biz de kurtardıkWe savedkimselerithose whomeneden(leri)forbadekötülükten[from]kötülükthe evilve yakaladıkand We seizedkimselerithose whozulmeden(leri)wrongedbir azab ilewith a punishmentçetinwretchedyüzündenbecauseyoldan çıkmalarıthey wereyoldan çıkmışdefiantly disobeying
🇹🇷 7:165 Onlar yapılan bunca nasihatı unuttukları zaman, o kötülükten sakındıranları kurtardık, o zalimleri de fena hareketlerinden dolayı şiddetli bir azaba uğrattık.
ne zaman kiSo whenvazgeçmedilerthey exceeded all boundsşeylerdenaboutnewhatyasak kılınanthey were forbiddenkendilerinefrom itdedikWe saidonlarato themolunBemaymunlarapesaşağılıkdespised
🇹🇷 7:166 Böylece onlar kibre kapılıp yasak kılınan şeylerden vazgeçmeyince, biz de onlara, hor ve zelil maymunlar olun, dedik.
o vakitAnd whenilan etmiştideclaredRabbinyour Lordelbette göndereceğinithat He would surely sendonlaraupon themkadartillgününe(the) Daykıyamet(of) the Resurrectionkimseler(those) whoyapacakwould afflict themen kötüsünü(with) a grievousazabın[the] punishmentdoğrusuIndeedRabbinyour Lordçabuk(is) surely swiftceza verendir(in) the retributionve Obut indeed, Heçok bağışlayan(is) surely Oft-Forgivingçok esirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 7:167 O Vakit Rabbin işte şu ahdi ilan edip bildirdi ki: Kıyamet gününe kadar onlara en kötü muameleyi yapacak olan kimseleri başlarına gönderecektir. Muhakkak ki, Rabbin hızla cezalandırandır ve yine muhakkak ki O, çok affedici, çok merhametlidir.
ve onları ayırdıkAnd We divided themyeryüzündeinyeryüzüthe earthtopluluklara(as) nationsonlardan kimiAmong themiyi kişilerdir(are) the righteousve kimi deand among themalçaktır(are) other thanbundanthatve onları sınadıkAnd We tested themiyiliklerlewith the goodve kötülüklerleand the badbelkiso that they maydönerler (diye)return
🇹🇷 7:168 Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık. İçlerinde iyi olanları da vardı, olmayanları da. Onları biz, bazan nimetlerle, bazan da musibetlerle imtihana çektik. Sonunda belki hakka dönerler diye.
ardındanThen succeededsonra onlarınfromonlardan sonraafter themyerlerine geçipsuccessorsvaris olanlar(who) inheritedKitabathe Bookalıyorlartakingmenfaatinigoodsşu(of) thisalçak(dünyan)ınthe lower (life)ve diyorlar kiand they say(nasıl olsa) bağışlanacağızIt will be forgivenbizfor usve eğerAnd ifkendilerine gelsecomes to thembir menfaat dahagoodsona benzersimilar to itonu da alırlarthey will take itpeki alınmamış mıydı?Was notedinilmiştakenkendilerindenon themmisak (söz)CovenantKitap'ta(of) the Bookdiyethatsöylemeyeceklernotdiyeceklerthey will sayhakkındaaboutAllahAllahbaşkasınıexceptgerçektenthe truthve öğrenmediler mi?while they studiedonun içindekiniwhatondadır(is) in itve yurduAnd the homeÂhiret(of) the Hereafterdaha hayırlıdır(is) betterkorunanlar içinfor those whoAllah'tan korkunfear Allahdüşünmüyor musunuz?So will notakıl edersinizyou use intellect
🇹🇷 7:169 Derken kitabı (Tevrat'ı) miras alan bozuk bir nesil bunların yerini aldı. Bize nasıl olsa mağfiret edilecek diyerek, şu alçak dünya malını alıyorlar, yine onun gibi bir mal ve rüşvet gelse onu da alırlar. Allah'a karşı haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabın hükmü üzere misak alınmamış mıydı? Ve onun içindekileri okuyup öğrenmemişler miydi? Oysa ahiret yurdu Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?
onlar kiAnd those whosımsıkı sarılırlarhold fastKitabato the Bookve kılarlarand establishnamazıthe prayerelbette bizindeed, Wezayi etmeyiz(will) notzayi etmeyiz[We] let go wasteecrini(the) rewardiyiliğe çalışanların(of) the reformers
🇹🇷 7:170 Kitaba sarılanlara ve namazı kılmaya devam edenlere gelince, biz o iyilerin ecrini hiçbir zaman yitirmeyiz.
Mahmoud Khalil Al-Husary