☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
kimselere vardırFor those whoiyilik eden(lere)do gooddaha iyisi(is) the bestve fazlasıand morebürümezAnd notkaplar(will) coveronların yüzlerinitheir faceskaralıkdustve aşağılıkand notaşağılanmahumiliationişte bunlarThoseehlidirler(are the) companionscennet(of) Paradiseonlartheyoradain itsürekli kalıcıdırlar(will) abide forever
🇹🇷 10:26 İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlasıyla karşılık vardır. Yüzlerine ne kara bulaşır, ne de aşağılanırlar. Cennet ehli işte bunlardır. Orada ebedî kalacaklardır.
kimselere gelinceAnd those whokazanan(lara)earnedkötülüklerthe evil deedsceza verilir(the) recompensebir kötülüğe(of) an evil deedaynıyla(is) like itve bürürand (will) cover thembir aşağılıkhumiliationyokturThey will not haveonlar içinThey will not haveAllahtanfromAllahAllahkurtaracakanysavunucudefendergibidirAs ifkaplanmışhad been coveredyüzleritheir facesparçalarıyla(with) piecesbir geceninfromgecenin karanlığıthe darkness (of) nightkapkaranlıkthe darkness (of) nightbunlarThoseehlidirler(are the) companionscehennem(of) the Fireonlartheyoradain itsürekli kalıcıdırlar(will) abide forever
🇹🇷 10:27 Kötülük kazanmış olanlara gelince, kötülüğün cezası, misli kadardır. Ve onları bir aşağılık ve eziklik kaplar. Onlar için Allah'dan başka hiçbir kurtarıcı yoktur. Yüzleri karanlık gecelerden bir parçaya bürünmüş gibidir. İşte onlar cehennem ehlidir. Orada ebedî kalacaklardır.
ve o günAnd (the) Dayonları biraraya toplarızWe will gather themtümünüall togethersonrathenderizWe will saykimselereto those whoortak koşan(lara)associate partners (with Allah)(haydi) yerlerinize!(Remain in) your placesizyouve ortak koştuklarınızand your partnersböylece ayırırızThen We will separateonları birbirlerinden[between] themve (şöyle) derlerand (will) saykoştukları ortaklartheir partnerssiz değildinizNotidinizyou used (to)bizeworship usibadet ediyorworship us
🇹🇷 10:28 O gün ki, hepsini mahşere toplayacağız, sonra da o şirk koşanlara "Haydi yerlerinize! Siz de, ortak koştuklarınız da!" diyeceğiz. Artık aralarını iyice açmışız. O ortak koştukları şeyler, "Siz bize tapmıyordunuz ki." diyecekler.
şimdi yeterSo sufficientAllah(is) Allahşahit olarak(as) a witnessaramızdabetween usve sizin aranızdaand between youşüphesizthatbiz idikwe weresizin tapınmanızdanofibadetinizyour worshiphabersizcertainly unaware
🇹🇷 10:29 "Şimdi sizinle bizim aramızda şahit olarak Allah yeter. Sizin bize ibadet ettiğinizden bizim haberimiz yoktur" (diyecekler).
işte oradaTherehesabını verirwill be put to trialhereverycansoulönceden işlemiş olduğunun(for) whatönceden yaptıit did previouslyve döndürülmüşlerdirand they will be returnedAllah'atoAllahAllahmevlaları olantheir Lordgerçekthe trueve kaybolmuşturand will be lostkendilerindenfrom themşeyler isewhatolduklarıthey used (to)uyduruyor(lar)invent
🇹🇷 10:30 İşte burada herkes geçmişte yaptığını bulacak. Ve gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülecekler. İftira edip uydurdukları şeyler de kendilerinden büsbütün uzaklaşıp gidecek.
de kiSaykimdir?Whosizi rızıklandıranprovides for yougöktenfromgökthe skyve yerdenand the earthyahut kimdir?Or whosahip olancontrolskulaklarathe hearingve gözlereand the sightve kimdir?And whoçıkaranbrings outdiriyithe livingölüdenfromölülerthe deadve çıkaranand brings forthölüyüthe deaddiridenfromdirilerthe livingve kimdir?And whodüzene koyandisposesişlerithe affairsdiyeceklerThen they will sayAllahAllahde kiThen sayöyleyseThen will notsakınmıyor musunuz?you fear (Him)
🇹🇷 10:31 De ki, "size gökten ve yerden kim rızık veriyor? O, kulaklara ve gözlere hükmeden kim? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kim? İşleri idare eden kim?" Hemen "Allah'dır" diyecekler. De ki, "O halde Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
işte budurFor thatAllah(is) Allahsizin Rabbiniz olanyour Lordgerçekthe truene vardır?So what (can be)dışındaaftergerçeğinthe truthbaşkaexceptsapıklıktanthe erroröyleyse nasıl?So howdöndürülüyorsunuz(are) you turned away
🇹🇷 10:32 İşte o Allah sizin gerçek Rabbinizdir. Gerçeğin dışında sapıklıktan başka ne vardır? O halde haktan nasıl çevriliyorsunuz?
böyleceThusgerçekleşmiş oldu(is) proved truesözü(the) WordRabbinin(of) your Lordhakkındakiuponkimselerthose whoyoldan çıkmış(lar)defiantly disobeyedonlarthat theyiman etmezler(will) notiman ederlerbelieve
🇹🇷 10:33 Hak dinden çıkmış fasıklara Rabbinin kelimesi şöyle gerçekleşti: Onlar artık imana gelmezler.