☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
malThe wealthve oğullarand childrensüsüdür(are) adornmenthayatının(of) the lifedünya(of) the worldfakat kalıcı olanBut the enduringgüzel işler isegood deedsdaha hayırlıdır(are) betterkatındanearRabbininyour Lordsevapça(for) rewardve daha hayırlıdırand betterumutça da(for) hope
🇹🇷 18:46 Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Bakî kalacak olan iyi ameller ise, Rabbinin katında, sevabca da hayırlıdır, ümid yönünden de daha hayırlıdır.
O günAnd the DayyürütürüzWe will cause (to) movedağlarıthe mountainsve görürsünand you will seeyerithe earthçırılçıplak(as) a leveled plainonları toplamışızand We will gather themveand notbırakmamışızdırWe will leave behindonlardanfrom themhiçbirinianyone
🇹🇷 18:47 O kıyamet gününü hatırla ki, dağları yürüteceğiz ve yeryüzünü çırılçıplak göreceksin. Bütün insanları, mahşerde toplayacağız hiçbir kimseyi bırakmayacağız.
ve hepsi sunulmuşlardırAnd they will be presentedsenin RabbinebeforeRabbinyour Lordsıra sıra(in) rowsandolsunCertainlybize geldinizyou have come to Usgibiassizi yarattığımızWe created youilkthe firstdefatimeoysaNaysiz sanmıştınızyou claimedtayin etmeyeceğimizithat notyaptıkWe madesizefor youbir vadean appointment
🇹🇷 18:48 Onlar, saf halinde Rabbine arz edilmişlerdir. Allah, onlara şöyle diyecektir: "Şüphesiz sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. Fakat, size kıyamet için yaptığımız vaadi yerine getirmeyeceğimizi sanmıştınız, değil mi?
(ortaya) konulmuşturAnd (will) be placedKitapthe Bookve görürsünand you will seesuçlularınthe criminalskorkarakfearfulonun içindekilerdenof whatondadır(is) in itve dedikleriniand they will sayey vah bizeOh, woe to usne oluyorWhat (is) forbuthisKitaba[the] Book(hiçbir şey)notbırakmıyorleaves(ne) küçüka smallne deand notbüyüka greather (yaptığımız) şeyi sayıp döküyorexceptonu saymıştırhas enumerated itve bulmuşlardırAnd they will findşeyleriwhatyaptıklarıthey didhazırpresentedveAnd notzulmetmezdeals unjustlyRabbinyour Lordkimseye(with) anyone
🇹🇷 18:49 O gün herkesin amel defteri ortaya konulmuştur. Ey Muhammed! Günahkârların, amel defterlerinden korkarak: "Eyvah bize! Bu nasıl deftermiş ki, büyük küçük hiçbir şey bırakmadan hepsini saymış dökmüş" dediklerini görürsün. Onlar, bütün yaptıklarını hazır bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.
ve haniAnd whendemiştikWe saidmeleklereto the Angelssecde edinProstrateAdem'eto Adamsecde ettilerso they prostratedhariçexceptİblisIblis(O) idi(He) wascinlerdenofcinlerthe jinndışına çıktıand he rebelledbuyruğununagainstemirthe CommandRabbinin(of) his Lordsiz onu mu ediniyorsunuz?Will you then take himve onun nesliniand his offspringdostlar(as) protectorsbenden ayrı olarakother than MeBenden başkaother than Meoysa onlarwhile theysizin(are) to youdüşmanınızdırenemiesne kötüWretchedzalimler içinfor the wrongdoersbir değiştirmedir(is) the exchange
🇹🇷 18:50 Yine o vakti hatırla ki biz, meleklere: "Âdem'e secde edin!" demiştik. İblis hariç olmak üzere onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi, Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz beni bırakıp da İblis'i ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne kötü bir değişmedir.
onları hazır bulundurmadımNotonları şahit tutmadımI made them witnessyaratılmasındathe creationgöklerin(of) the heavensve yerinand the earthve ne deand notyaratılmasındathe creationkendilerinin(of) themselvesveand notdeğilimI Amedinmişthe One to takeyoldan şaşırtanlarıthe misleadersyardımcı(as) helper(s)
🇹🇷 18:51 Ben, onları (İblis ve soyunu) ne göklerin ve yerin yaratılışında, ne de kendilerinin yaratılışında şahit tutmadım ve hiçbir zaman doğru yoldan çıkanları yardımcı edinmiş değilim.
ve o günAnd the Day(Allah kafirlere) der ki'He will sayçağırınCallbenim ortaklarımMy partnersşeylerithose whozannettiğinizyou claimedişte çağırdılarthen they will call themamabut notcevap vermedilerthey will respondkendilerineto themve biz koydukAnd We will makeonların aralarınabetween themtehlikeli bir uçuruma barrier
🇹🇷 18:52 Ve o (kıyamet) günü Allah kâfirlere şöyle buyuracak: "Ortaklarım ve şefaatçılarınız diye zannettiğiniz putlarınızı çağırın." Müşrikler onları çağırırlar, fakat kendilerine cevap vermezler. Biz, kâfirlerle ilâhları arasına ateşten bir engel koymuşuzdur.
ve gördülerAnd will seesuçlularthe criminalsateşithe Fireartık iyice anladılarand they (will be) certainkendilerininthat theyiçine düşecekleriniare to fall in itfakatAnd notbulamadılarthey will findondanfrom itkaçacak bir yera way of escape
🇹🇷 18:53 Günahkârlar ateşi görmüşler de artık ona düşeceklerini anlamışlardır. Fakat ondan kaçıp sığınacak bir yer bulamazlar.