Ey YahyaO YahyatutHoldKitabıthe Scripturekuvvetlewith strengthve ona verdikAnd We gave himhikmet[the] wisdomçocuk iken(when he was) a child
🇹🇷 19:12 "Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" (dedik) ve daha çocukken ona hikmet verdik.
ve bir rahmetAnd affectionkatımızdanfromBizeUsve temizlikand purityve olduand he wassakınan (bir kimse)righteous
🇹🇷 19:13 Hem de katımızdan bir merhamet ve (günahlardan) paklık verdik, o çok takva sahibi idi.
ve iyilik ediciydiAnd dutifulana babasınato his parentsveand notdeğildihe wasbaş kaldırana tyrantbir zorbadisobedient
🇹🇷 19:14 Anne ve babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, zorba ve isyankâr değildi.
selam olsun!And peace beonaupon himgün(the) daydoğduğuhe was bornve günand (the) dayöleceğihe diesve günand (the) daykaldırılacağıhe will be raiseddiri olarakalive
🇹🇷 19:15 Doğduğu gün, öleceği gün ve dirileceği gün ona selam olsun.
an (hatırla)And mentionKitaptainKitapthe BookMeryem'iMaryambir zamanwheno ayrılıp çekilmiştishe withdrewailesindenfromailesiher familybir yere(to) a placedoğu yönündeeastern
🇹🇷 19:16 (Ey Muhammed!) Kur'ân'daki Meryem kıssasını da an (insanlara anlat). Hani o, ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) doğu tarafında bir yere çekilmişti.
çekmiştiThen she tookonlarla arasınafrom themonlardanfrom thembir perdea screenbiz de gönderdikThen We sentonato herruhumuzu (Cebrail'i)Our Spiritgöründüthen he assumed for her the likenessonathen he assumed for her the likenessbir insan şeklinde(of) a mandüzgünwell-proportioned
🇹🇷 19:17 Sonra ailesiyle kendisi arasına bir perde koymuştu. Biz ona meleğimiz (Cebrail)i gönderdik de ona tam bir insan şeklinde göründü.
(Meryem) dedi kiShe saidşüphesiz benIndeed, Isığınırım[I] seek refugeRahman'awith the Most Gracioussendenfrom youeğerifisenyou arekorkuyorGod fearing
🇹🇷 19:18 Meryem: "Ben senden Rahmân (olan Allah) a sığınırım. Eğer Allah'dan korkuyorsan (dokunma bana)" dedi.
dedi kiHe saidsadeceOnlybenI amelçisiyima MessengerRabbinin(from) your Lordhediye edeyim diyethat I (may) bestowsanaon youbir erkek çocuğua sontertemizpure
🇹🇷 19:19 Melek: "Ben, sana temiz bir oğlan bağışlamak için, Rabbinin gönderdiği bir elçiyim" dedi.
dediShe saidnasılHowolurcan bebenimfor meoğluma sonbana dokunmadıwhen notbana dokunduhas touched mebir insana manveand notben değilimI amiffetsizunchaste
🇹🇷 19:20 Meryem: "Benim nasıl çocuğum olabilir? Bana hiçbir insan dokunmamıştır. Ben iffetsiz de değilim" dedi.
dediHe saidöyledirThusdedisaidRabbinyour LordO'Itbana(is) for Mekolaydıreasyonu kılmak içinand so that We will make himbir mu'cizea signinsanlarafor the mankindve bir rahmetand a Mercybizdenfrom Usve olupAnd (it) isişa matterkarara bağlanarakdecreed.'
🇹🇷 19:21 Melek: "Bu, dediğin gibidir. Ancak Rabbin buyurdu ki: Bu (babasız çocuk vermek), bana pek kolaydır. Hem biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız. Hem, bu önceden (ezelde) kararlaştırılmış bir iştir." dedi.
ona gebe kaldıSo she conceived himve çekildiand she withdrewonunlawith himbir yere(to) a placeuzakremote
🇹🇷 19:22 Nihayet (Allah'ın emri gerçekleşti) Meryem İsa'ya gebe kaldı ve o haliyle uzak bir yere çekildi.
ve onu getirdiThen drove herdoğum sancısıthe pains of childbirthdalı(nın altı)natogövde(the) trunkbir hurma(of) the date-palmdediShe saidey keşkeO! I wishölseydimI (had) diedöncebeforebundanthisve idimand I wasunutulsa(in) oblivionunutulanlar gibiforgotten
🇹🇷 19:23 Sonra doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim" dedi.
ona şöyle seslendiSo cried to heraltındanfromonun altındanbeneath herüzülmeThat (do) notüzülürlergrievegerçektenverilyvar etti(has) placedRabbinyour Lordalt tarafındabeneath youbir su arkıa stream
🇹🇷 19:24 Melek, Meryem'e, aşağı tarafından şöyle seslendi. "Sakın üzülme, Rabbin alt tarafında bir ırmak akıttı."
silkeleAnd shakesana doğrutowards youdalını(the) trunkhurma(of) the date-palmdökülsünit will dropüzerineupon youolgun hurmafresh datestazeripe
🇹🇷 19:25 "Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine devşirilmiş taze hurmalar dökülsün."
Mahmoud Khalil Al-Husary