☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
görmedin mi?Do notgörürsünyou seekithatAllahAllahbuyruğunuza verdi(has) subjectedsizinto youolanlarıwhatyerde(is) inyeryüzüthe earthve gemileriand the shipsakıp gidenthat saildenizdethroughdenizthe seaemriyleby His Commandve tutuyorAnd He withholdsgöğüthe skydiyelestdüşmesinit fallsüstüneonyerinthe earthdışındaexceptO'nun izniby His permissionçünküIndeedAllahAllahinsanlarato mankindçok şefkatlidir(is) Full of Kindnessçok merhametlidirMost Merciful
🇹🇷 22:65 Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri ve emriyle denizlerde akıp giden gemileri hep sizin buyruğunuz altına verdi. Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten o (koruyup havada) tutuyor. Şüphesiz Allah insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
ve O'durAnd Hesizi dirilten(is) the One Whosize hayat verdigave you lifesonrathensizi öldürenHe will cause you to diesonra (yine)thensizi diriltenHe will give you life (again)gerçektenIndeedinsanmançok nankördür(is) surely ungrateful
🇹🇷 22:66 Size (ilk defa) hayat veren, sonra öldürecek olan, sonra da yeniden diriltecek olan O'dur. İnsan gerçekten pek nankördür.
herFor everyümmetenationbelirledikWe have madeibadet şeklirite(s)onlarıntheyuyduklarıperform itaslaSo let them not dispute with youseninle çekişmesinlerSo let them not dispute with youbu işteinthe matterçağırbut invite (them)RabbinetoRabbinyour Lordkuşkusuz senIndeed, youüzerindesin(are) surely onbir yolguidancedosdoğrustraight
🇹🇷 22:67 Biz her ümmet için bir şeriat tayin ettik ki, onlar onunla amel ederler. Bunun için (ey Muhammed!) bu konuda seninle hiçbir zaman çekişmesinler. (İnsanları) Rabbine (ibadet etmeye) çağır. Şüphesiz sen gerçekten hidayete götüren doğru bir yol üzerindesin.
ve eğerAnd ifseninle mücadele ederlersethey argue (with) youde kithen sayAllahAllahdaha iyi bilir(is) most knowingşeyleriof whatyaptıklarınızyou do
🇹🇷 22:68 Eğer seninle tartışırlarsa, de ki: "Allah yaptıklarınızı çok iyi bilir."
AllahAllahhükmedecektirwill judgearanızdabetween yougünü(on the) Daykıyamet(of) the Resurrectionhususlardaconcerning whatolduğunuzyou used (to)ondain itayrılığa düşüyordiffer
🇹🇷 22:69 Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında kıyamet günü Allah aranızda hükmünü verecektir.
bilmez misin?Do notbilirsinizyou knowkuşkusuzthatAllahAllahbilirknowsne varsawhatgökte(is) ingökthe heavenve yerdeand the earthkuşkusuzIndeedbunların hepsithatbir Kitaptadır(is) inbir kitapa Recordşüphesizindeedbuthatiçin(is) forAllahAllahkolaydıreasy
🇹🇷 22:70 Bilmez misin ki, Allah, gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Şüphesiz bunlar bir kitabtadır. Hiç şüphe yok ki bunlar Allah'a pek kolaydır.
ve tapıyorlarAnd they worshipşeylerebesides Allahdışındabesides AllahAllah'ınbesides AllahindirmemiştirwhatdeğilnotO indirdiHe (has) sent downonlarafor ithiçbir delilany authorityveand whatyokturnotkendilerininthey haveonun hakkındaof itbir bilgileriany knowledgeve yokturAnd noto zalimlerin(will be) for the wrongdoershiçbiranyyardımcısıhelper
🇹🇷 22:71 Onlar Allah'ı bırakıp da O'nun, haklarında hiçbir delil indirmediği ve kendilerinde de bir bilgi bulunmayan şeylere taparlar. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.
ve zamanAnd whenokunduğuare recitedkendilerineto themayetlerimizOur Versesapaçıkclearanlarsınyou will recognizeyüzlerindeonyüzler(the) faceskimselerin(of) those whoinkar edendisbelievehoşnutsuzlukthe denialneredeyseThey almostüzerine saldıracaklarattackokuyanlarınthose whookurlarrecitekendilerineto themayetlerimiziOur Versesde kiSaysize haber vereyim mi?Then shall I inform youdaha kötü bir şeyof worsebundanthanşuthatateş!The Fireve onu va'detmiştirAllah (has) promised itAllahAllah (has) promised itkimselere(for) those whoinkar edendisbelieveve ne kötüand wretchedsondur(is) the destination
🇹🇷 22:72 Âyetlerimiz kendilerine apaçık olarak okunduğu zaman, o kâfirlerin yüzlerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Şimdi size ondan daha kötü olanını haber vereyim mi? O, ateştir. Allah bunu kâfir olanlara vaad buyurdu. O ne kötü bir dönüş yeridir."