☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve indirdikAnd We send downgöktenfromgökthe skysuwaterbelli ölçüdein (due) measureve onu durdurdukthen We cause it to settleyerdeinyeryüzüthe earthelbette bizAnd indeed, Wegidermeğe deononu gidermektaking it awayonutaking it awaykadirizsurely (are) Able
🇹🇷 23:18 Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yerde durgunlaştırdık. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.
sonra yetiştirdikThen We producedsizefor youonunla (suyla)by itbahçelerigardenshurmaof date-palmshurmalıklardanof date-palmsve üzümand grapevinessizin içinfor youiçlerinde bulunanin itmeyvalar(are) fruitsbirçokabundantve onlardanand from themyiyorsunuzyou eat
🇹🇷 23:19 Böylece onun (yağmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik ki, bunlarda sizin için bir çok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz.
ve bir ağaçAnd a treeçıkan(that) springs forthTur-i-danfromTur-iMount SinaiSînâ DağıMount Sinaibiten(which) producesyağlı olarakoil(ekmeklerini) batıracaklarıand a relishyiyenlerinfor those who eat
🇹🇷 23:20 Tûrı Sinâ'da (dahi) yetişen bir ağaç da meydana getirdik ki, bu ağaç, hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.
ve şüphesizAnd indeedsizin için vardırfor youhayvanlardaindavarlarthe cattleibretsurely, (is) a lessonsize içiriyoruzWe give you drinkiçindekindenfrom whatiçindedir(is) inkarınlarınıntheir belliesve sizin içinand for youonlarda vardırin themfaydalar(are) benefitsdaha birçokmanyve onlardanand of themyersinizyou eat
🇹🇷 23:21 Hayvanlarda da sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size içiririz. Onlarda sizin için birtakım faydalar daha vardır; ayrıca etlerini yersiniz.
ve onların üzerindeAnd on themve üzerindeand ongemiler[the] shipstaşınırsınızyou are carried
🇹🇷 23:22 Hem onlara ve hem gemiye yüklenirsiniz.
ve andolsunAnd verilybiz gönderdikWe sentNuh'uNuhkavminetokavmihis peopledediand he saidey kavmimO my peoplekulluk edinWorshipAllah'aAllahyokturnotsizin içinfor youhiçbir(is) anyilahgodO'ndan başkaother than Himkorunmaz mısınız?Then will notkorkarsınızyou fear
🇹🇷 23:23 And olsun biz, Nûh'u kavmine gönderdik. "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka tanrınız yoktur. Hâlâ sakınmaz mısınız?"
(şöyle) dediBut saidileri gelenlerthe chiefskimselerden(of) those whoinkar edendisbelievedkavmindenamongkavmihis peopledeğildirThis is notbuThis is notbaşka bir şeybutbir insandana mansizin gibilike youistiyorhe wishesüstün gelmektoüstünlük taslarassert (his) superioritysizeover youve eğerand ifdileseydiAllah had willedAllahAllah had willedelbette indirirdisurely He (would have) sent downmelekleriAngelsyokturNotişitiğimizwe heardböyle bir şeyof thisbabalarımızdanfromatalarımızour forefathersgeçmiştekiour forefathers
🇹🇷 23:24 Bunun üzerine, kavminin içinden kâfir kodaman topluluğu "Bu, dediler, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hakim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki bir melek gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık."
değildirNotOhebaşka bir şey(is) butbir adam(dan)a mankendisindein himdelilik bulunan(is) madnesshele gözetleyinso waitonuconcerning himkadaruntilbir süreyea time
🇹🇷 23:25 "Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Öyle ise, bir süreye kadar ona katlanıp (durumu) gözetleyin bakalım."
(Nuh) dedi kiHe saidRabbimMy Lordbana yardım etHelp mekarşısındabecauseyalanlamalarıthey deny me
🇹🇷 23:26 Nuh: "Rabbim! dedi, beni yalana çıkarmalarına karşı bana yardım et!"
biz de vahyettikSo We inspiredonato himkiThatyapconstructgemiyithe shipgözlerimizin önündeunder Our eyesve vahyimizleand Our inspirationne zaman kithen whengelincecomesbizim buyruğumuzOur Commandve kaynayıncaand gushes forthtandırthe ovensok (bindir)then putonainto ither (cins)tenofher (tür)every (kind)çift(of) matesikitwove aileniand your familyhariçexceptkimselerthosegeçmiş(has) precededalehylerineagainst whomsözthe Wordonlar içindethereofveAnd (do) notbana yalvarmaaddress Mehakkındaconcerningkimselerthose whozulmeden(ler)wrongedonlar mutlakaindeed, theyboğulacaklardır(are) the ones to be drowned
🇹🇷 23:27 Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır!