ve kimselerAnd those whoinananlarbelieveve yapanlarand doiyi işlerrighteous (deeds)mutlaka örteceğizsurely, We will removeonlarınfrom themkötülüklerinitheir evil deedsve onları mükafatlandıracağızand We will surely reward themen güzeliyle(the) bestolduklarının(of) whatkullanırlardıthey usedyapmış(to) do
🇹🇷 29:7 İman edip iyi işler yapanların kötülüklerini elbette örteriz ve onlara, yaptıklarının daha güzeli ile karşılık veririz.
ve biz tavsiye ettikAnd We have enjoinedinsana(on) manana babasınagoodness to his parentsiyilik etmeyigoodness to his parentsve eğerbut ifonlar seni zorlarlarsathey both strive against youortak koşman içinto make you associatebanawith Mebir şeyiwhatolmayannotseninyou havehakkındaof itbilginany knowledgeaslathen (do) notonlara ita'at etmeobey both of thembanadırTo Medönüşünüz(is) your returnsize haber veririmand I will inform youşeyleriabout whatolduğunuzyou usedyapmış(to) do
🇹🇷 29:8 Biz insana, ana babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak banadır. O zaman, size yapmış olduklarınızı haber vereceğim.
ve kimseleriAnd those whoinananlarıbelieveve yapanlarıand doiyi işlerrighteous deedssokarızWe will surely admit themarasınaamongsalihlerthe righteous
🇹🇷 29:9 İman edip iyi işler yapanları, muhakkak salihler (zümresi) içine katarız.
veAnd ofinsanlardanthe peoplekimisi(is he) whodersaysinandıkWe believeAllah'ain AllahfakatBut wheneziyet edilincehe is harmeduğrundainAllah(the Way of) Allahsayarhe considersişkencesini(the) trialinsanların(of) the peopleazabı gibias (the) punishmentAllah'ın(of) AllahamaBut ifgelsecomesbir yardımvictoryRabbindenfromRabbinyour Lordandolsun derler kisurely they sayelbette biz deIndeed, wesizinle beraberdikwereseninlewith youdeğil midir?Is notAllahAllahdaha iyi bilenmost knowingbulunanıof whatgöğüslerinde(is) ingöğüsler(the) breastsalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 29:10 İnsanlardan kimi vardır ki, "Allah'a inandık" der; fakat Allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman, insanların işkencesini Allah'ın azabı gibi tutar. Halbuki Rabbinden bir yardım gelecek olsa, mutlaka, "Doğrusu biz de sizinle beraberdik" derler. Acaba Allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen değil midir?
ve elbette bilirAnd Allah will surely make evidentAllahAnd Allah will surely make evidentkimselerithose whoinananlarıbelieveve elbette bilirAnd He will surely make evidentiki yüzlülerithe hypocrites
🇹🇷 29:11 Allah, elbette (O'na gönülden) iman edenleri de, iki yüzlüleri de bilir.
ve dedi(ler)And saidkimselerthose whoinkar edenlerdisbelievekimselereto those whoinananlarabelievesiz uyunFollowbizim yolumuzaour wayve biz taşırızand we will carrysizin hatalarınızıyour sinsoysa değillerdirBut notkendileritheytaşıyacak(are) going to carryonların hatalarındanofgünahlarıtheir sinshiçbiranyşeythingelbette onlarIndeed, theytamamen yalancıdırlar(are) surely liars
🇹🇷 29:12 Kâfirler, iman edenlere, "Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim" derler. Halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.
ve onlar taşıyacaklarBut surely they will carrykendi yüklerinitheir burdensve (başka) yükleriand burdensberaberwithkendi yükleriyletheir burdensve elbette sorguya çekileceklerdirand surely they will be questionedgününde(on the) Daykıyamet(of) the Resurrectionşeylerdenabout whatolduklarıthey useduyduruyor(lar)(to) invent
🇹🇷 29:13 (Fakat gerçek şu ki) elbette kendi yüklerini, kendi yükleriyle birlikte nice yükleri (başkalarını saptırmanın vebalini) taşıyacaklar ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.
ve andolsunAnd verilybiz gönderdikWe sentNuh'uNuhkavminetokavmihis peoplekaldıand he remainedonların arasındaamong thembina thousandsenedenyear(s)eksiksaveellififtyyılyear(s)sonunda yakaladıthen seized themTufanthe floodhaksızlık edenleriwhile theyzalimlerdi(were) wrongdoers
🇹🇷 29:14 Andolsun ki Nuh'u kendi kavmine gönderdik de, o dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Sonunda, onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.
Mahmoud Khalil Al-Husary