artık yokturAnd notinanmış bir erkek için(it) ismümin bir erkek içinfor a believing manveand notinanmış kadın (için)(for) a believing womanzamanwhenhüküm verdiğiAllah has decidedAllahAllah has decidedve Resulüand His Messengerbir iştea matterolmasıthatolmalı(there) should beonlar içinfor themseçme hakkı(any) choiceo işiaboutişleritheir affairve kimAnd whoeverkarşı gelirsedisobeysAllah'aAllahve Resulüneand His Messengerelbettecertainlysapıklığa düşerhe (has) strayedbir sapkınlıkla(into) errorapaçıkclear
🇹🇷 33:36 Bununla beraber Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o işlerinde başka bir tercih hakkı yoktur. Her kim de Allah ve Resulüne âşi olursa açık bir sapıklık etmiş olur.
ve haniAnd whendiyordunyou saidkimseyeto the oneni'met verdiğiAllah bestowed favorAllah'ınAllah bestowed favoronaon himve senin ni'met verdiğinand you bestowed favorkendisineon himtutKeepyanındato yourselfeşiniyour wifeve korkand fearAllah'tanAllahfakat gizliyordunBut you concealediçindewithinkendinyourselfşeyiwhatAllah'ınAllahaçığa vuracağı(was to) discloseve çekiniyordunAnd you fearinsanlardanthe peopleAllah'tırwhile Allahlayık olanhas more rightçekinmenethatO'ndan korkunyou (should) fear Himne zaman kiSo whenkesinceendedZeydZaido kadındanfrom herilişiğininecessary (formalities)biz onu sana nikahladıkWe married her to youiçinso thatolmamasınotolsunthere beüzerineonmü'minlerthe believersbir güçlükany discomforthususundaconcerningevlenmekthe wivesevlatlıkları(of) their adopted sonszamanwhenkestiklerithey have endedkadınlarıylefrom themilişkilerininecessary (formalities)veAnd isbuyruğu(the) CommandAllah'ın(of) Allahyerine getirilmiştiraccomplished
🇹🇷 33:37 Hem hatırla o vakti ki, o kendisine Allah'ın nimet verdiği ve senin de ikramda bulunduğun kimseye: "Hanımını kendine sıkı tut ve Allah'tan kork" diyordun da nefsinde Allah'ın açacağı şeyi gizliyordun. İnsanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah kendisini saymana daha lâyıktı. Sonra Zeyd o kadından ilişiğini kestiği zaman, biz onu sana eş yaptık ki, oğulluklarının ilişkilerini kestikleri hanımlarını nikâhlamada müminlere bir darlık olmasın. Allah'ın emri de yerine getirilmiştir.
yokturNotüzerine(there can) beüzerineuponPeygamberthe Prophetherhangianybir güçlükdiscomfortbir şeydein whattakdir ettiği;Allah has imposedAllah'ınAllah has imposedkendisineon himyasasıdır(That is the) WayAllah'ın(of) Allaharasındaconcerninggeçenlerthose whogelip geçtipassed awaysizden öncebeforeöncebeforeveAnd isemri(the) CommandAllah'ın(of) Allahbir kaderdira decreetakdir edilmişdestined
🇹🇷 33:38 Peygambere Allah'ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında Allah'ın sünneti böyledir. Allah'ın emri ise biçilmiş bir kaderdir.
onlar kiThose whoduyururlarconveyelçiliğini(the) MessagesAllah'ın(of) Allahve O'ndan korkarlarand fear Himveand (do) notkorkmazlarfearkimsedenanyonebaşkaexceptAllah'danAllahve yeterAnd sufficient is AllahAllahAnd sufficient is Allahhesap görücü olarak(as) a Reckoner
🇹🇷 33:39 Onlar, Allah'ın gönderdiklerini tebliğ ederler ve O'ndan korkarlar, Allah'tan başka kimseden korkmazlardı. Hesap görücü olarak da Allah yeter.
değildirNotMuhammedisMuhammedMuhammadbabası(the) fatherbirinin(of) anyonesizin erkeklerinizdenoferkeklerinizyour menfakatbutElçisidir(he is the) MessengerAllah'ın(of) Allahve sonuncusudurand Sealpeygamberlerin(of) the ProphetsveAnd Allah isAllahAnd Allah isherof everyşeyithingbilendirAll-Knower
🇹🇷 33:40 Muhammed, sizin adamlarınızdan hiçbirinin babası değildir. Ama Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkiyle bilendir.
eyO you who believekimselerO you who believeinanan(lar)O you who believeanınRememberAllah'ıAllahanışla(with) remembranceçokmuch
🇹🇷 33:41 Ey iman edenler! Allah'ı çokça anın.
ve O'nu tesbih edinAnd glorify Himsabahmorningakşamand evening
🇹🇷 33:42 Ve O'nu sabah akşam tesbih edin.
OHe(Allah) ki(is) the One Whorahmet edersends His blessingsüzerinizeupon youve melekleriand His Angelssizi çıkarmak içinso that He may bring you outkaranlıklardanfromkaranlıklarthe darkness[es]aydınlığatonurthe lightveAnd He isinananlara karşıto the believersçok esirgeyendirMerciful
🇹🇷 33:43 Sizleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için melekleri ile birlikte üzerinize rahmet ve bereket indiren O'dur ve O, müminlere çok merhametlidir.
Mahmoud Khalil Al-Husary