de kiSaygeldiHas comehakthe truthartıkand notbir şey ortaya çıkaramaz(can) originatebatılthe falsehoodveand notgeri getiremezrepeat
🇹🇷 34:49 De ki: "Hak geldi, batılın önü de kalmaz, sonu da."
de kiSayeğerIfsaparsamI errşüphesizthen onlysapmış olurumI will err(zararıma)againstkendimyselfve eğerBut ifyolu bulursamI am guidedşüphesiz sayesindedirthen it is by whatvahyettiğirevealsbanato meRabbiminmy Lordşüphesiz OIndeed, Heişitendir(is) All-HeareryakındırEver-Near
🇹🇷 34:50 De ki: "Eğer ben yanılırsam, yalnız kendi adıma yanılırım. Ve eğer hidayeti bulmuşsam, bilinmeli ki Rabbimin bana vahiy vermesiyledir. Çünkü O, yakındır, işitir, işittirir."
şayetAnd ifbir görsenyou (could) seezamanwhentelaşa düştüklerithey will be terrifiedhiçbiri kurtulamazbut (there will be) nokaçışescapeve yakalanmışlardırand they will be seizedyerdenfrombir yera placeyakınnear
🇹🇷 34:51 Onları telaşa düştükleri zaman görsen: Artık kaçamak yoktur. Yakın yerden yakalanmışlardır.
ve demektedirlerAnd they will sayinandıkWe believeonain itama nasıl olur?But howonlar içinfor themelde etmeleri(will be) the receivingyerdenfrombir yera placeuzakfar off
🇹🇷 34:52 Ve: "O'na iman ettik" demektedirler. Fakat onlar için (âhiret gibi) uzak bir yerden (imana) el sunmak (ulaşabilmek) nerede?
oysa andolsunAnd certainlyinkar etmişlerdithey disbelievedonuin itdaha öncebeforeöncebeforeve atıyorlardıAnd they utter conjecturesgörülmeyeneabout the unseenyerdenfrombir yera placeuzakfar off
🇹🇷 34:53 Halbuki daha önce (dünyada) O'nu inkâr etmişlerdi. Uzak yerden gayba taş atıyorlardı.
perde çekildiAnd a barrier will be placedonların arasınabetween themve arasınaand betweenşeylerwhatarzu ettiklerithey desiregibiasyapıldığıwas donebenzerlerinewith their kindbundan öncebeforeöncebeforedoğrusu onlarIndeed, theyiçindedirlerwereiçindeinbir kuşkudoubtkatmerlidisquieting
🇹🇷 34:54 Artık kendileriyle arzularının arasına set çekilmiştir. Tıpkı bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi. Çünkü hepsi işkilli bir şüphe içinde bulunuyorlardı
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
hamd olsunAll praisesAllah'a(be) to Allahyoktan var edenOriginatorgökleri(of) the heavensve yeriand the earthyapan(Who) makesmeleklerithe Angelselçilermessengerssahibihaving wingskanatlarhaving wingsikişertwove üçeror threeve dörderor fourartırırHe increasesyaratmadainyaratmathe creationne kadarwhatdilerseHe willsşüphesizIndeedAllahAllahher(is) onhereveryşeyithingyapabilendirAll-Powerful
🇹🇷 35:1 Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan Allah'a mahsustur. O, yaratmada dilediği kadar artırır. Gerçekten Allah her şeye kâdirdir.
ne kiWhat(Allah) açarAllah grantsAllahAllah grantsinsanlar içinto mankindrahmettenofrahmetMercyolamazthen nonetutan(can) withholdonuitve ne kiAnd what(Allah) tutarHe withholdsolmazthen nonesalıverecek(can) releaseonuitO'ndan sonrathereafterondan sonrathereafterve OAnd Heüstündür(is) the All-Mightyhüküm ve hikmet sahibidirthe All-Wise
🇹🇷 35:2 Allah, insanlara rahmetinden neyi açarsa artık onu tutacak, kısacak olan yoktur. Her neyi de tutar kısarsa, onu da, ondan sonra salacak yoktur. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
eyOinsanlarmankindhatırlayınRememberni'metini(the) FavorAllah'ın(of) Allahsize olanupon youvar mı?Ishiç(there) anyyaratıcıcreatorAllahtan başkaother (than) AllahAllah'tan başkaother (than) Allahsize rızık verecekwho provides for yougöktenfromgökthe skyve yerdenand the earthyoktur(There is) notanrıgodbaşkabutO'ndanHenasıl oluyor da?Then, howçevriliyorsunuz(are) you deluded
🇹🇷 35:3 Ey insanlar! Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın. Allah'tan başka bir yaratıcı mı var? O size gökten ve yerden rızık verir. O'ndan başka ilâh yoktur. O halde (haktan) nasıl çevrilirsiniz?
Mahmoud Khalil Al-Husary