☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve zamanAnd whentoplandıklarıare gatheredinsanlarthe peopleolurlarthey will beonlarafor themdüşmanenemiesveand they will beonların kendilerine tapmalarınıof their worshiptanımazlardeniers
🇹🇷 46:6 Kıyamet günü insanlar biraraya toplandığı zaman taptıkları şeyler kendilerine düşman kesilirler. Ve onların kendilerine tapmalarını inkâr ederler.
ve zamanAnd whenokunduğuare recitedonlarato themayetlerimizOur Versesaçık açıkcleardedilersaykimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievehakk içinof the truthkendilerine gelenwhenonlara gelirit comes to thembuThisbir büyüdür(is) a magicapaçıkclear
🇹🇷 46:7 Bizim âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkâr edenler kendilerine gelen hak kitap için: "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.
yoksaOr(-mu) diyorlar?they sayonu uydurduHe has invented itde kiSayeğerIfben onu uydurmuşsamI have invented itolmazthen notsizin hiçbir yararınızyou have powerbanafor meAllah-;-tanagainstAllah-;Allahbir şeye (gelecek cezaya)anythingOHedaha iyi bilirknows bestşeyleriof whattaşkınlık yaptığınızyou utterondaconcerning ityeterSufficient is HeO'nunSufficient is Heşahid olması(as) a Witnessbenimlebetween mesizin aranızdaand between youve Oand Hebağışlayandır(is) the Oft-Forgivingesirgeyendirthe Most Merciful
🇹🇷 46:8 Yoksa, "Onu (Muhammed) uydurdu." mu diyorlar? Sen de ki: "Eğer onu ben uydurmuşsam Allah'tan bana gelecek cezayı savmaya sizin gücünüz yetmez. O sizin yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir. Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. O çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
de kiSaydeğilimNotbenI amtüredi biria new (one)(arasında)amongelçilerthe Messengersveand notbilmemI knownewhatyapılacağınıwill be donebanawith mene deand notsizewith you(hayır)Notben uymuyorumI followbaşkasınabutşey(den)whatvahyedilenis revealedbanato meve değilimand notbenI ambaşka bir şeybutbir uyarıcıdana warnerapaçıkclear
🇹🇷 46:9 Ey Muhammed! De ki: "Ben Peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.
de kiSayhiç düşündünüz mü?Do you seeeğerifiseit iskatındanfrom AllahAllah'tanfrom AllahAllahfrom Allahve siz inkar ettiysenizand you disbelieveonuin itve görüpand testifiesbir şahida witnessoğullarındanfromİsrailoğulları(the) Children of Israelİsrail(the) Children of Israelbunun benzerinitoonun benzeri(the) like thereofve inandığı haldethen he believedsiz tenezzül etmemişsenizwhile you are arrogantşüphesizIndeedAllahAllahdoğru yola iletmez(does) nothidayet ederguidebir toplumuthe peoplezalimlerdenthe wrongdoers
🇹🇷 46:10 De ki: "Ne dersiniz, eğer bu Kur'an Allah tarafından ise ve siz de onu inkâr etmişseniz, bununla birlikte İsrailoğulları'ndan bir şahit de onun bir benzerini (Tevrat'ta görüp) inanmışken siz hala büyüklük taslarsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız)? Şüphesiz ki, Allah zalim bir topluluğu doğru yola iletmez."
ve dedi(ler)And saykimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievekimseler içinof those whoinanan(lar)believeşayetIfolsaydıit had beeniyi bir şeygoodbizi geçemezlerdinotbizden önce davranırlardıthey (would) have preceded usona (inanmada)to itzaman iseAnd whenhidayete ermediklerinothidayete ererlerthey (are) guidedonunlaby itdiyeceklerdir kithey saybuThisbir yalandır(is) a lieeskiancient
🇹🇷 46:11 İnkâr edenler, iman ednler için: "Eğer İslâm'da bir hayır olsaydı onlar, onu kabulde bizi geçemezlerdi." derler. Bununla muvaffak olamayınca da: "Bu eski bir yalandır." diyeceklerdir.
veAnd before itondan önceAnd before itKitabı(was the) ScriptureMusa'nın(of) Musaönder(as) a guideve rahmetand a mercyve buAnd thisKitaptır(is) a Bookdoğrulayanconfirmingdiliyle(in) languageArapArabicuyarmak içinto warnkimselerithose whokendilerine yazık eden(leri)do wrongve müjde (olan)and (as) glad tidingsgüzel davrananlar (için)for the good-doers
🇹🇷 46:12 Kur'ân'dan önce de bir rehber ve rahmet olarak Musa'nın kitabı Tevrat vardı. Bu Kur'ân ise zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanları müjdelemek için Arap lisanı ile indirilen ve kendinden öncekileri tasdik eden bir kitaptır.
şüphesizIndeedkimselerthose whodiyen(ler)sayRabbimizOur LordAllah'tır(is) Allahsonrathendoğru olanlarremain firmyokturthen nokorkufearonlaraon themve değildirand notonlartheyüzülecekwill grieve
🇹🇷 46:13 "Gerçekten Rabbimiz Allah'tır." deyip, sonra da dosdoğru olanlara gelince onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
onlarThosehalkıdır(are the) companionscennet(of) Paradiseebedi kalacaklardırabiding foreveroradathereinceza olaraka rewardkarşılıkfor whatolduklarınathey used toyapıyorlardo
🇹🇷 46:14 İşte onlar cennetlikdirler, yaptıklarına karşılık orada ebedi olarak kalacaklardır.