بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
elbette bizIndeedaçtık (fetih verdik)We have given victorysanato youbir fetiha victoryapaçıkclear
🇹🇷 48:1 Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsân ettik.
ki bağışlasın (diye)That may forgiveseninfor youAllahAllahne varsawhatgeçmişprecededgünahlarındanofgünahlarınızyour sinsve ne varsaand whatgelecek (günahlarından)will followve tamamlasın (diye)and completeni'metiniHis favorsana olanupon youve seni iletsin (diye)and guide youbir yola(to) a PathdoğruStraight
🇹🇷 48:2 Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru yola iletir.
ve sana yardım etsin (diye)And Allah may help youAllahAnd Allah may help youbir yardımla (zaferle)(with) a helpşanlımighty
🇹🇷 48:3 Ve sana Allah, şanlı bir zaferle yardım eder.
OHeki(is) the One Whoindirendirsent downhuzur[the] tranquilitykalblerinein(to)kalpler(the) heartsmü'minlerin(of) the believersartırmak içinthat they may increaseimanlarını(in) faithberaberwithimanlarıylatheir faithAllah'ındırAnd for Allahaskerleri(are the) hostsgöklerin(of) the heavensve yerinand the earthveand AllahAllahand Allahbilendir(is) All-Knowerhüküm ve hikmet sahibidirAll-Wise
🇹🇷 48:4 İmanlarına iman katsınlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah bilendir, herşeyi hikmetle yapandır.
soksun diyeThat He may admitinanan erkeklerithe believing menve inanan kadınlarıand the believing womencennetlere(to) Gardensakanflowaltlarındanfromonların altındanunderneath themırmaklarthe riversebedi kalacakları(to) abide foreveriçindethereinve örtsün diyeand (to) removeonlarınfrom themkötülüklerinitheir misdeedsve (gerçekten)and isbuthatkatındawithAllahAllahbir başarıdıra successbüyükgreat
🇹🇷 48:5 Mümin erkeklerle mümin kadınları, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyması, onların günahlarını örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir kurtuluştur.
ve azabetsin diyeAnd He (may) punishmünafık erkeklerethe hypocrite menve münafık kadınlaraand the hypocrite womenve ortak koşan erkeklereand the polytheist menve ortak koşan kadınlaraand the polytheist womenzanda bulunanwho assumeAllah hakkındaabout Allahzan ilean assumptionkötüevilbaşlarına gelsin!Upon themçemberi (olaylar)(is) a turnkötülük(of) evilgazab etmiştirand Allah's wrath (is)Allahand Allah's wrath (is)onlaraupon themve onları la'netlemiştirand He has cursed themve hazırlamıştırand preparedonlarafor themcehennemiHellve orası ne kötüand evilbir varılacak yerdir(is the) destination
🇹🇷 48:6 Ve o Allah hakkında kötü zanda bulunan münâfık erkeklere ve münâfık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük onların başlarına gelmiştir. Allah onlara gazap etmiş, lânetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Orası ne kötü bir yerdir!
Allah'ındırAnd for Allahaskerleri(are the) hostsgöklerin(of) the heavensve yerinand the earthveand AllahAllahand Allahazizdir(is) All-MightyhakimdirAll-Wise
🇹🇷 48:7 Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
elbette bizIndeed, Weseni gönderdik[We] have sent youşahid(as) a witnessve müjdeleyiciand (as) a bearer of glad tidingsve uyarıcıand (as) a warner
🇹🇷 48:8 Şüphesiz biz seni, şâhit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
ki inanasınızThat you may believeAllah'ain Allahve Resulüneand His MessengerO'nu destekleyesinizand (may) honor himOna saygı gösteresinizand respect himve O'nu tesbih edesinizand glorify Himsabahmorningve akşamand evening
🇹🇷 48:9 Ki, Allah'a ve Resulüne iman edesiniz, ve bunu takviye edip, O'na saygı gösteresiniz ve sabah akşam O'nu tesbih edesiniz.
Mahmoud Khalil Al-Husary