büyü müymüş?Then is this magicbuThen is this magicyoksaorsiz (mi?)yougörmüyormuşsunuz(do) notgörürlersee
🇹🇷 52:15 "Bu da mı bir sihir? Yoksa siz görmüyor musunuz?
girin onaBurn in itve sabredinthen be patientveyahutorsabretmeyin(do) notsabredinbe patientbirdir(it is) samesizin içinfor youancakOnlycezalandırılacaksınızyou are being recompensedgöre(for) whatolduklarınızayou used toyapıyor(lar)do
🇹🇷 52:16 Girin oraya, ister sabredin ister etmeyin artık sizin için birdir. Siz hep yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız" (denilecek).
şüphesizIndeedkorunanlarthe righteousiçindedirler(will be) incennetlerGardensve ni'metlerand pleasure
🇹🇷 52:17 Şüphesiz (günahlardan) korunanlar da cennetlerde, nimetler içindedirler.
sefa sürerlerEnjoyingşeylerlein whatkendilerine verdiklerihas given themRablerinintheir Lordve onları korumuşturand protected themRableritheir Lordazabından(from the) punishmentcehennem(of) Hellfire
🇹🇷 52:18 Rablerinin kendilerine verdiği ile zevk ü sefâ sürerler. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur.
yeyinEatve içinand drinkafiyetle(in) satisfactionkarşılıkfor whatolduklarınızayou used toyapıyor(lar)do
🇹🇷 52:19 (Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için" (denilir.)
yaslanarakRecliningüzerineonkoltuklarthronessıra sıra dizilmişlined uponları evlendirmişizdirand We will marry themhurilerleto fair onesiri gözlü(with) large eyes
🇹🇷 52:20 Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Ayrıca biz onları ceylan gözlü hûrilerle evlendirdik.
ve kimselerAnd those whoinanan(lar)believedve kendilerine uyanlarand followed themzürriyetleri detheir offspringimandain faithkattıkWe will joinkendilerinewith themzürriyetlerinitheir offspringveand noteksiltmedikWe will deprive themkendi amellerindenofamelleritheir deedshiçbir(in) anyşeythingherEverykişipersonşeyefor whatkendi kazandığıhe earnedbağlıdır(is) pledged
🇹🇷 52:21 İman edip zürriyetleri de iman ile kendilerine tâbi olanlar (yok mu?); işte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Kendilerinin amellerinden birşey de eksiltmedik. Herkes kendi kazandığına bağlıdır.
ve onlara bol bol verdikAnd We will provide themmeyvadanwith fruitve ettenand meatcanlarının istediğifrom whatisterlerthey desire
🇹🇷 52:22 Onlara canlarının istediği meyvalar ve etlerden bol bol verdik.
kapışırlarThey will pass to one anotheroradathereinbir kadeha cupyokturnosaçmalamaill speechiçindethereinve yokturand nogünaha sokmasin
🇹🇷 52:23 Orada bir kadeh kapışırlar ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de günaha sokma.
çevrelerinde dolaşırAnd will circulateonlarınamong themcivanlarboyskendilerine mahsusfor themgibias if they (were)incipearlssaklanmışwell-protected
🇹🇷 52:24 Kendilerine ait bir takım hizmetçiler de onların etrafında dönerler. Bu gençler sanki sedefleri içine gizlenmiş inci gibidirler.
ve dönmüş(ler)And will approachbirkısmısome of themdiğerinetobaşkalarıotherssoruyorlarinquiring
🇹🇷 52:25 Birbirlerine yönelip soruyorlar.
dedilerThey will sayelbette bizIndeed, weidik[we] weredaha öncebeforeiçindeamongailemizour familieskorku içindefearful
🇹🇷 52:26 Ve diyorlar ki: "Gerçekte biz daha önce (dünya hayatında) âilemiz içinde (âkibetimizden) korkardık".
lutfettiBut Allah conferred favorAllahBut Allah conferred favorbizeupon usve bizi koruduand protected usazabdan(from the) punishmenthücrelere işleyen(of) the Scorching Fire
🇹🇷 52:27 "Allah bize lutfetti de bizi (vücûdun) içine işleyen (kavurucu) azabdan korudu."
elbette bizIndeed, weidik[we] used tobundan öncebeforeöncebeforeyalnız O'na yalvarırcall Himçünkü OIndeed, HeO'dur[He]iyilik eden(is) the Most Kindesirgeyenthe Most Merciful
🇹🇷 52:28 "Gerçekten biz bundan önce O'na yalvarıyorduk. Çünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O'dur."
sen hatırlatTherefore reminddeğilsinfor notsenyouni'meti sayesinde(are) by (the) graceRabbinin(of) your Lordkahina soothsayerve değilsinand notmecnuna madman
🇹🇷 52:29 (Ey Muhammed!) sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin, ne de mecnûn.
yoksaOrdiyorlar (mı?)(do) they saybir şa'irdirA poetgözetliyoruzwe waitonunfor himfelaketlerine çarpılmasınıa misfortune of timezamanına misfortune of time
🇹🇷 52:30 Yoksa onlar (senin için): "Bir şâirdir, zamanın felaketlerine çarpılmasını gözetliyoruz." mu diyorlar?
de kiSaygözetleyinWaitelbette ben defor indeed I amsizinle beraberwith yougözetleyenlerdenimamongbekleyenlerthose who wait
🇹🇷 52:31 De ki: Bekleyin, çünkü ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
Mahmoud Khalil Al-Husary