بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
yıldıza andolsunBy the starzamanwhenaşağı kaydığıit goes down
🇹🇷 53:1 İnmekte olan yıldıza andolsun ki,
sapmadıNotsaptıhas strayedarkadaşınızyour companionveand notazmadıhas he erred
🇹🇷 53:2 Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadı.
veAnd notO konuşmazhe speakshevadanfromarzuthe desire
🇹🇷 53:3 O, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz.
değildirNotOitbaşka bir şey(is) exceptvahiy(den)a revelationkendisine vahyedilenrevealed
🇹🇷 53:4 O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir.
onu öğrettiHas taught himmühtiş olanthe (one) mightykuvvetleri(in) power
🇹🇷 53:5 Onu, müthiş kuvvetleri olan biri öğretti
sahibiPossessor of soundnessüstün akılPossessor of soundnessve doğrulduAnd he rose
🇹🇷 53:6 (Ki o) akıl ve görüşünde kuvvetli (bir melek)dir. Hemen (gerçek meleklik şekliyle) doğruldu.
o ikenWhile heufukta(was) in the horizon yüksekthe highest
🇹🇷 53:7 O, en yüksek ufukta idi.
sonraThenyaklaştıhe approachedve sarktıand came down
🇹🇷 53:8 Sonra (Cebrail ona) yaklaştı ve (aşağıya doğru) sarktı.
kaldıAnd wasuzunluğu kadar(at) a distanceiki yay(of) two bow-(lengths)yahutordaha yakınnearer
🇹🇷 53:9 Onunla arasındaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kaldı.
sonra vahyettiSo he revealedkulunatokuluHis slavevahyettiğiniwhatvahyettihe revealed
🇹🇷 53:10 (Allah), kuluna verdiği vahyi verdi.
yanılmadıNotyalan söyledilerliedgönülthe heartgördüğündewhatgördüit saw
🇹🇷 53:11 Onun gördüğünü kalb(i) yalanlamadı.
kuşku mu duyuyorsunuz?Then will you dispute with himhakkındaaboutşeywhatonun gördüğühe saw
🇹🇷 53:12 Onun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız.
ve andolsunAnd certainlyonu görmüştühe saw himinişinde(in) descentbaşka biranother
🇹🇷 53:13 Andolsun onu bir kez daha görmüştü.
yanındaNearSidretü'l(the) Lote TreeMüntehâ'nın(of) the utmost boundary
🇹🇷 53:14 Sidretü'lMüntehâ'nın yanında.
(ki) onun yanındadırNear itCennet'ül (bahçe)(is the) GardenMe'vâ (oturulacak)(of) Abode
🇹🇷 53:15 Ki Cennetü'lMe'vâ onun yanındadır.
haniWhenkaplıyorducoveredSidre'yithe Lote Treekaplayanwhatörtercovers
🇹🇷 53:16 Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.
şaşmadıNotkaydılarswervedgöz(ü)the sightveand notazmadıit transgressed
🇹🇷 53:17 (Peygamberin) gözü şaşmadı ve sınırı aşmadı.
andolsunCertainlygördühe sawbazılarınıofayetlerinden(the) SignsRabbinin(of) his Lordbüyükthe Greatest
🇹🇷 53:18 Andolsun ki o, Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü.
gördünüz mü?So have you seenLatthe Latve 'Uzza'yıand the Uzza
🇹🇷 53:19 Siz de gördünüz değil mi o Lât ve Uzza'yı?
ve Menat'ı?And Manatüçüncüsünüthe thirdötekithe other
🇹🇷 53:20 Ve üçüncü olarak da öteki (put) Menat'ı?
size midir?Is for youerkekthe maleve O'naand for Himkadınthe female
🇹🇷 53:21 Size erkek O'na dişi öyle mi?
buThiso haldethenbir taksimdir(is) a divisioninsafsızcaunfair
🇹🇷 53:22 Öyle ise bu çok insafsızca bir taksim.
değildirNotonlartheybaşka bir şey(are) exceptisimler(den)namesisimlendirdiğinizyou have named themsizinyouve babalarınızınand your forefathersindirmemiştirnotAllah indirdi mihas Allah sent downAllahhas Allah sent downonlarafor ithiçbiranygüçauthorityhayırNotonlar uyuyorlarthey followancakexceptzannaassumptionveand whathevesinedesirenefislerinthe(ir) soulsoysaAnd certainlykendilerine gelmiştirhas come to themtarafındanfromRableritheir Lordyol göstericithe guidance
🇹🇷 53:23 Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığınız (boş) isimlerdir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerin sevdasına uyuyorlar. Halbuki onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.
yoksaOrinsan için midir?(is) for manherwhatarzu ettiğihe wishes
🇹🇷 53:24 Yoksa her arzu ettiği şey, insanın kendisinin mi (olacak) dir?
Allah'ındırBut for Allahson (ahiret)(is) the lastve ilk (dünya)and the first
🇹🇷 53:25 Son da ilk de (ahiret de dünya da) Allah'ındır.
nicesi var kiAnd how manymelek(ler)denofmelekler(the) Angelsgöklerdeingöklerthe heavensişe yaramaznotfayda verirwill availonların şefa'atitheir intercessionhiçbiranythingdışındaexceptsonrasıaftersonraafterizin vermesinden[that]Allah izin verdiAllah has given permissionAllah'ınAllah has given permissionkimseyefor whomdilediğiHe willsve razı olduğuand approves
🇹🇷 53:26 Göklerde nice melek var ki Allah'ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce onların şefaatları hiç bir işe yaramaz.
Mahmoud Khalil Al-Husary