☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ المجادلةمَدَنِيَّة ۝ ٢٢ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

andolsunIndeedişittiAllah has heardAllahAllah has heardsözünü(the) speech(kadının)(of one) whoseninle tartışandisputes with youhakkındaconcerningkocasıher husbandve şikayette bulunanand she directs her complaintAllah'atoAllahAllahve AllahAnd Allahişitirhearsikinizin konuşmanızı(the) dialogue of both of youçünküIndeedAllahAllahişitendir(is) All-HearergörendirAll-Seer
🇹🇷 58:1 Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir. Allah, sizin konuşmanızı işitir. Çünkü Allah, işitendir, bilendir.
kimselerThose whozıhar eden(ler)pronounce ziharsizdenamong youkadınlara[from]eşlerine(to) their wives(bilsinler ki) değildirnotonlartheyonların anaları(are) their mothersdeğildirNotonların anaları(are) their mothersdışındakilerexceptonlarthose whoonları doğuranlargave them birthve onlarAnd indeed, theysöylüyorlarsurely sayçirkin (olanı)an evilsözden[of]söz[the] wordve yalanand a lieve şüphesizBut indeedAllahAllahaffedicidir(is) surely, Oft-PardoningbağışlayıcıdırOft-Forgiving
🇹🇷 58:2 İçinizde zıhâr yapanların kadınları, onların anaları değildir. Onların anaları ancak kendilerini doğuran kadındır. Şüphesiz onlar çirkin ve yalan bir laf söylüyorlar. Kuşkusuz Allah, affedici, bağışlayıcıdır.
ve kimselerAnd those whozıhar eden(ler)pronounce ziharkadınlarına[from]eşlerine(to) their wivessonra dathendönenlergo backşeylereon whatsöylediklerithey saidhürriyete kavuşturmalıdırlarthen freeingbir köle(of) a slaveöncebeforeöncebeforetemaslarından[that]birbirlerine dokunmalarıthey touch each otherbudurThatsize öğütlenenyou are admonishedonunlato itAllahAnd Allahşeyleriof whatyaptıklarınızyou dohaber almaktadır(is) All-Aware
🇹🇷 58:3 Kadınlardan zıhâr ile ayrılmak isteyip de sonra söylediklerinden dönenlerin, karılarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuşturmaları gerekir. Size öğütlenen budur. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.
kimseThen whoeverimkan bulamayan(does) notbulurlarfindoruç tutmalıdırthen fastingiki ay(for) two monthsaralıksız olarakconsecutivelyöncebeforeöncebeforetemaslarından[that]birbirlerine dokunmalarıthey both touch each otherkimseBut (he) who(buna) gücü yetmeyennotgücü yeteris abledoyurmalıdırthen (the) feedingaltmış(of) sixtyfakirineedy one(s)bunlarThat inanmanız içindirso that you may believeAllah'ain Allahve Elçisineand His Messengerve bunlarand thesesınırlarıdır(are the) limitsAllah'ın(of) Allahve kafirler için vardırand for the disbelieversbir azab(is) a punishmentacıklıpainful
🇹🇷 58:4 Buna imkan bulamayan kimse, temas etmeden önce aralıksız olarak iki ay oruç tutmalıdır. Buna da gücü yetmeyen, altmış fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah'a ve Resulüne inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah'ın hükümleridir. Kâfirler için acı bir azap vardır.
şüphesizIndeedkimselerthose whokarşı gelen(ler)opposeAllah'aAllahve Elçisineand His Messengertepeleneceklerdir(will) be disgracedgibiastepelendikleriwere disgracedkimselerinthosekendilerinden öncekibefore themonlardan öncebefore themve andolsunAnd certainlybiz indirdikWe have sent downayetlerVersesaçık açıkclearve kafirler için vardırAnd for the disbelieversbir azab(is) a punishmentküçük düşürücühumiliating
🇹🇷 58:5 Allah'a ve Resulüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Biz apaçık âyetler indirmişizdir. Kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır.
gün(On the) Daytekrar dirilteceği(when) Allah will raise themAllah(when) Allah will raise themonların hepsiniallkendilerine haber verecektirand inform themneof whatyaptıklarınıthey didonu saymıştırAllah has recorded itAllahAllah has recorded itonlar ise onu unutmuşlardırwhile they forgot itve AllahAnd Allahüzerine(is) overherallşeythingsşahiddira Witness
🇹🇷 58:6 O gün Allah onların hepsini diriltecek ve yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah onları bir bir saymıştır. Onlar ise unutmuşlardır. Allah her şeye şahiddir