eyOkimseler(you) whoinanan(lar)believezamanWhençağrıldığı(nız)(the) call is madenamaz içinfor (the) prayergünüongün(the) dayCuma(of) Fridayhemen koşunthen hastenanmağatozikir(the) remembranceAllah'ı(of) Allahve bırakınand leavealışverişithe businessbuThatdaha hayırlıdır(is) bettersizin içinfor youeğerifbilirsenizyoubilirlerknow
🇹🇷 62:9 Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman, Allah'ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
zamanThen whenkıldığınızis concludednamazıthe prayerdağılınthen disperseyeryüzüneinyerthe landve arayınand seeklutfundanfromlütuf(the) BountyAllah'ın(of) Allahve anınand rememberAllah'ıAllahçokçamuchumulur kiso that you maybaşarıya erersinizsucceed
🇹🇷 62:10 Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan (nasibinizi) arayın. Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.
zamanAnd whengördüklerithey sawbir ticareta transactionveyaoreğlencea sportdağılıpthey rushedona giderlerto itve seni bırakırlarand left youayaktastandingde kiSaybulunanWhatyanında(is) withAllah'ınAllahhayırlıdır(is) bettereğlencedenthanoyunthe sportveand fromticaretten(any) transactionve AllahAnd Allahen hayırlısıdır(is the) Bestrızık verenlerin(of) the Providers
🇹🇷 62:11 Bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona gittiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten de hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır."
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
zamanWhensana geldiklericome to youmünafıklarthe hypocritesderlerthey saytanıklık ederizWe testifymuhakkak ki seninthat youelçisi olduğuna(are) surely (the) MessengerAllah'ın(of) Allahve AllahAnd Allahbilir (ki)knowssen muhakkakthat youonun elçisisin(are) surely His Messengerve Allahand Allahtanıklık edertestifiesşüphesizthatmünafıklarınthe hypocritesyalancılıklarına(are) surely liars
🇹🇷 63:1 Münafıklar sana geldikleri vakit: "Şahitlik ederiz ki sen muhakkak Allah'ın elçisisin." derler. Senin mutlaka kendisinin elçisi olduğunu Allah bilir ve Allah münafıkların yalancı olduklarına şahitlik eder.
yaptılarThey takeyeminlerinitheir oathskalkan(as) a coverengel oldularso they turn awayyolundanfromyol(the) WayAllah'ın(of) Allahelbette onlarınIndeed, [they]ne kötüdürevil isşeylerwhatolduklarıthey used toyapmışdo
🇹🇷 63:2 Yeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah'ın yolundan çevirdiler. Onların yaptıkları ne kötüdür!
buThatonların sebebiyledir(is) becauseinanmalarıthey believedsonra datheninkar etmelerithey disbelievedbu yüzden mühürlendiso were sealedüzeri[upon]kalblerinintheir heartsartık onlarso theyanlamazlar(do) notanlarlarunderstand
🇹🇷 63:3 Bunun sebebi şudur: Onlar inandılar, sonra inkar ettiler, bu yüzden kalblerinin üzeri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.
ve zamanAnd whenonları gördüğünyou see themhoşuna giderpleases youcisimleritheir bodiesve eğerand ifkonuşsalarthey speakdinlersinyou listensözlerinito their speechonlar gibidirleras if they (were)odunlarpieces of wooddayatılmışpropped upsanırlarThey thinkhereverybağırtıyıshoutkendi aleyhlerinde(is) against themonlarTheydüşmandır(are) the enemyonlardan sakınso beware of themonları kahretsinMay destroy themAllahAllahnasıl da?Howdöndürülüyorlarare they deluded
🇹🇷 63:4 Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki dayanmış keresteler gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl olup da döndürülüyorlar?
Mahmoud Khalil Al-Husary