ve elbette bizAnd that webizden vardıramong usmüslümanlar(are) Muslimsve bizden vardırand among usdoğru yoldan sapanlar(are) unjustartık kimlerAnd whoevermüslüman olursasubmitsişte onlarthen thosearamışlardırhave soughtdoğru yolu(the) right path
🇹🇷 72:14 "Ve biz, bizlerden müslümanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Müslüman olanlar, işte onlar doğru yolu arayanlardır."
iseAnd as forhak yoldan sapanlarthe unjustolmuşlardırthey will becehennemefor Hellodunfirewood
🇹🇷 72:15 Ama yoldan çıkanlar, işte onlar cehenneme odun olmuşlardır.
ve şayetAnd that ifdoğru gitselerdithey had remainedyoldaonyolthe Wayonları sulardıksurely We (would) have given them to drinksu ilewaterbol(in) abundance
🇹🇷 72:16 Onlar gerçekten o yol üzere dosdoğru gitselerdi, elbette kendilerine bol bir su verirdik.
onları sınayalım diyeThat We might test themonunlathereinve kimAnd whoeveryüz çevirirseturns awayanmaktanfromzikirthe RemembranceRabbini(of) his Lordonu sokarHe will make him enterbir azabaa punishmentalt edensevere
🇹🇷 72:17 Ki onları onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.
ve şüphesizAnd thatmescidlerthe masjidsAllah'a mahsustur(are) for Allahartıkso (do) notyalvarmayıncallile beraberwithAllahAllahhiç kimseyeanyone
🇹🇷 72:18 Mescitler kuşkusuz Allah'ındır. O halde Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın.
ve şüphesizAnd thatne zaman kiwhenkalktığındastood upkulu(the) slaveAllah'ın(of) AllahO'na yalvarıncacalling (upon) Himnerdeysethey almostoluyorlardıbecameonun üzerinearound himkeçe gibi birbirlerine geçeceka compacted mass
🇹🇷 72:19 Allah'ın kulu (Hz. Peygamber) kalkmış O'na dua ederken, neredeyse (cinler) onun etrafında keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi.
de kiSayancakOnlyben yalvarırımI call uponRabbimemy Lordveand notortak koşmamI associateO'nawith Himhiç kimseyianyone
🇹🇷 72:20 De ki: "Ben ancak Rabbime dua eder ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmam"
de kiSayelbette benIndeed, Isahip değilim(do) notsahiptirlerpossesssize (vermeye)for youzararany harmve ne deand notakılright path
🇹🇷 72:21 De ki, "Haberiniz olsun, ben size kendiliğimden ne bir zarar verebilirim, ne de bir yol gösterebilirim."
de kiSayelbette beniIndeed Ikurtaramazneverbeni koruyabilircan protect meAllahtanfromAllahAllahhiç kimseanyoneve aslaand neverbulamamcan I findondan başkafromO'ndan başkabesides Himsığınacak kimseany refuge
🇹🇷 72:22 De ki, "Allah'tan beni kimse kurtaramaz ve ben O'ndan başka bir sığınacak bulamam."
sadece (yapabileceğim)Butduyurmaktır(the) notificationAllahtanfromAllahAllahve O'nun elçiliğidirand His Messagesartık kimAnd whoeverbaş kaldırırsadisobeysAllah'aAllahve Elçisineand His Messengerşüphesizthen indeedona vardırfor himateşi(is the) Firecehennem(of) Hellsürekli kalacağı(they will) abideiçindethereinebediforever
🇹🇷 72:23 "Benim yapabileceğim, sadece Allah'tan size duyuru yapmak ve O'nun elçilik görevlerini yerine getirmektir." Artık kim Allah'a ve onun elçisine baş kaldırırsa, ona içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır.
nihayetUntilzamanwhengördüklerithey seeşeyiwhatkendilerine va'dedilenthey are promisedbileceklerdirthen they will knowkiminwhodaha zayıftır(is) weakeryardım edeni(in) helpersve daha azdırand fewersayıca(in) number
🇹🇷 72:24 Kendilerine vaad edilen şeyi gördükleri zaman, kimin yardımcısının en zayıf ve en az olduğunu bileceklerdir.
de kiSayhayırNotbilmemI knowyakın mıdır?whether is nearşeywhatsize söylenenyou are promisedyoksaor (whether)koyacak (mıdır?)will appointonun içinfor itRabbimmy Lorduzun bir sürea (distant) term
🇹🇷 72:25 De ki: "Ben bilmem, o size vaad edilen şey yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar.."
bilendir(The) All-Knowergaybı(of) the unseengöstermezso notvahyederHe revealsgizli bilgisinifromO'nun gaybıHis unseenkimseye(to) anyone
🇹🇷 72:26 O bütün gaybı bilir. Fakat gaybını hiç kimseye açmaz.
ancak (gösterir)Exceptkimseyewhomrazı olduğuHe has approvedelçidenofbir elçia Messengerçünkü Oand indeed, Hesevk edermakes to marchönünefromöncebeforeönünehimveand fromarkasınabehind himgözetleyicilera guard
🇹🇷 72:27 Ancak seçtiği elçiye açar. Çünkü onun önünden ve ardından gözetleyiciler salar.
bilsin diyeThat He may make evidentelbettethatgerçektenindeedduyurduklarınıthey have conveyedrisaletini(the) MessagesRablerinin(of) their Lordve kuşatmıştırand He has encompassedherşeyiwhatonlarda bulunan(is) with themve saymıştırand He takes accounther(of) allşeyithingsbir bir(in) number
🇹🇷 72:28 Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini yerine getirmişlerdir. Allah onlarda bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır
Mahmoud Khalil Al-Husary