artıkThen notonlara fayda vermezwill benefit themşefa'atiintercessionşefa'atçilerin(of) the intercessors
🇹🇷 74:48 Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.
ne oluyor ki?Then whatonlara(is) for themöğütten(that) fromzikir (Kur'an)the Reminderyüz çeviriyorlarthey (are) turning away
🇹🇷 74:49 Şimdi o Kur'ân'dan yüz çevirirlerken ne mazeretleri var?
sanki onlar gibidirAs if they (were)yaban eşekleridonkeyskaçanfrightened
🇹🇷 74:50 Sanki onlar ürkmüş yaban eşekleri.
ürkmüşFleeingaslandanfrombir aslana lion
🇹🇷 74:51 Arslandan kaçmaktalar.
hayırNayistiyorDesireshereverykişipersononlardanof themkendisine verilmesinithatona verilsinhe may be givensahifelerpagesaçılanspread out
🇹🇷 74:52 Hayır, onlardan her kişi kendisine açılmış sayfalar verilmesini istiyor.
hayırNaybilakisButonlar korkmuyorlarnotkorkarlarthey fearahirettenthe Hereafter
🇹🇷 74:53 Yok, yok onlar ahiretten korkmuyorlar.
hayırNaymuhakkak oIndeed, itbir ikazdır(is) a Reminder
🇹🇷 74:54 Hayır, hayır, O kur'ân kuşkusuz bir öğüttür.
kimseSo whoeverdileyenwillsonu düşünür öğüt alır'(may) pay heed to it
🇹🇷 74:55 Dileyen onu düşünür.
veAnd notonlar öğüt almazlarwill pay heeddışındaexceptdilemesithatdilerwillsAllahAllahO'durHeehli(is) worthytakvato be fearedve ehliand worthymağfiretto forgive
🇹🇷 74:56 Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Koruyacak da O'dur, bağışlayacak da.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
hayırNayand içerimI sweargününeby (the) Daykıyamet(of) the Resurrection
🇹🇷 75:1 Hayır, yemin ederim o kıyamet gününe.
yine hayırAnd nayand içerimI swearnefseby the souldaima kendini kınayanself-accusing
🇹🇷 75:2 Yine hayır, yemin ederim o sürekli kendini kınayan nefse.
-mı sanıyor?Does thinkinsan[the] manbir araya toplamayacağımızıthat nottoplayacağızWe will assemblekendisinin kemiklerinihis bones
🇹🇷 75:3 İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor?
evetNaygücümüz yeter(We are) AbledüzenlemeğeonşuthatdüzeltebilirizWe can restoreonun parmak uçlarnıhis fingertips
🇹🇷 75:4 Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.
fakatNayisterDesiresinsan[the] manyalanlamakto give (the) lieilerisini (kıyameti)(to) what is before him
🇹🇷 75:5 Fakat insan günahı devam ettirmek ister.
sorup dururHe asksnerede?Whengünü(is the) Daykıyamet(of) the Resurrection
🇹🇷 75:6 O kıyamet günü ne zaman? diye sorar.
zamanSo whenkamaştığıis dazzledgözthe vision
🇹🇷 75:7 Ne zaman ki o göz şimşek çakar,
ve tutulduğuAnd becomes darkaythe moon
🇹🇷 75:8 Ay tutulur,
ve bir araya toplandığıAnd are joinedgüneşthe sunve ayand the moon
🇹🇷 75:9 Güneş ve ay toplanır,
derWill sayinsan[the] mano günthat Dayneresidir?Wherekaçacak yer(is) the escape
🇹🇷 75:10 İşte o gün insan, "kaçacak yer neresi?" der.
hayırBy no meansyoktur(There is) nosığınacak yerrefuge
🇹🇷 75:11 Hayır, hayır, yok bir siper.
RabbininToo günyour Lordo günthat Dayvarıp durulacak yer(is) the place of rest
🇹🇷 75:12 O gün varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur.
haber verilirWill be informedinsanın[the] mano günthat Dayşeylerof whatyapıp öne sürdüğühe sent forthve geri bıraktığıand kept back
🇹🇷 75:13 O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.
doğrusuNayinsan[The] mankendi nefsiniagainstkendisihimselfgörür(will be) a witness
🇹🇷 75:14 Doğrusu insan kendi nefsini görür,
ve şayetEven ifortaya atsa (da)he presentsözürlerhis excuses
🇹🇷 75:15 Bir takım özürler ortaya atsa da.
depretmeNotkımıldamazlarmoveonuwith itdilineyour tongueokumak içinto hastenonuwith it
🇹🇷 75:16 Onu hemen okumak için dilini depretme.
şüphesizIndeedbize düşerupon Usonu toplamak(is) its collectionve okumakand its recitation
🇹🇷 75:17 Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir.
zamanAnd whenO'nu okuduğumuzWe have recited itizlethen followonun okunuşunuits recitation
🇹🇷 75:18 O halde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et.
sonraThenşüphesizindeedbize düşerupon Usonu açıklamak(is) its explanation
🇹🇷 75:19 Sonra onu açıklamak da bize aittir.
Mahmoud Khalil Al-Husary